Joanne de Robert’ın kollarında onun dokunuşlarıyla rüyada olduğuna daha çok ikna oluyordu. Hiç tatmadığı ve bilmediği sınırların eşiğinde gezerken genç adamın elleri şimdi boynuna ve ensesine, oradan sırtına değince ürperdi. Bedenini havalandırıp Robert’in kollarına daha çok uyumlu hale gelmek istediğinde yaşadığı hissin güzelliğiyle büyülendi. Aşk güzeldi. Çoğu zaman acı vermiş olsa da güzeldi. Fakat acı vermediği, karşılık gördüğü zamanlarda ise neredeyse dehşetliydi. İnsanın kalbini darbe almadan, bir bıçak saplanmadan, bir mermi sıkılmadan paramparça etme gücüne sahipti. Etmişti de. Joanne kalbinin çarpıntısıyla gerçeğe uyandı. Kapanmış gözler açıldı ve nefesler birbirinin yüzüne ilişirken şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. Arada saniyelik zaman vardı ve tüm dünya bakışlardan ibaretti

