ŞAHİN Sencer’i Sumru’yla uğurladıktan sonra biz de çıktık. Masadaki o sıcacık sohbet havası, Defne’nin dudaklarındaki hafif gülümseme… hepsi bir anda kaybolmuştu. Yerine, sanki araya görünmez bir buz duvarı örülmüş gibi, soğuk bir Defne gelmişti. Onun gerçekten bana mesafe koyduğundan mı, yoksa hissettiği bir korkunun arkasına saklandığından mı emin olamıyordum. İçimdeki erkek, her geçen gün daha da dizginlenemez hâle geliyordu. Son zamanlarda, tenimin onun kokusuna duyduğu açlık, beni delice kendine çekiyordu. Adeta bir bağımlı gibi… Kabul ediyorum artık… Kendime yalan söylemekten yoruldum. Tenim, onun tenini istiyordu. Yalnızca dokunmak değil… kokusunu içime çekmek, dudaklarımın arasında nefesini hissetmek, parmaklarımın altında titremesini görmek… Öyle basit bir arzu değil bu. İçimi

