Ertesi gün, önceki akşam ailemle güzel vakit geçirmenin verdiği mutlulukla güne başladım: şıkır şıkır hazırlanmış ve iyi durumdaki ruh halimle işimin başındaydım. Ne ekran parlaklığı batıyordu gözüme ne de uzun uzun oturmaktan uyuşan bacaklarım… Rahatsızlık duyduğum tek şey, annesini takip eden yavru civciv misali peşimi bırakmayan Ali’ydi. Tuvalete kalktığımda bile yanımda gelmeye yeltenince dur deme vaktinin geldiğini anlayarak omzuna şaplağı yapıştırmıştım. O andan beri biraz durgunlaşmıştı çok şükür ki. Öğle yemeğine dek Cihat’ı görememenin verdiği gerginlikle iyi bile sabretmiştim diyebilirdim. Nihayet huzursuzluğumu besleyen açlığımı yok edebileceğim düşüncesiyle koltuğumdan kalktığımda Ali, dışarıda yemek ısmarlamayı teklif etti. Açıkçası ömür boyu fast food ile beslensem şikây

