
+21 cinsell ve şiddet içerir
👉 YETİŞKİNLER İÇİNDİR .
Dışarıda patlayan şimşekler malikanenin devasa pencerelerini sarsarken, koridorun sonundaki odada zaman tamamen durmuştu. Aras Karadağ, elindeki viski kadehini yere fırlattığında kristal parçaları İnci’nin çıplak ayaklarının dibine dağıldı. İnci, korkuyla geri çekilmek istedi ama Aras, alkolün verdiği o hırçın güçle bir anda aralarındaki mesafeyi yok etti. Genç kızı soğuk duvara sertçe yasladığında, İnci’nin dudaklarından küçük bir inilti döküldü.
“Yapmayın... Ne olur bırakın gideyim,” diye yalvardı İnci, gözyaşları yanaklarından süzülürken. Aras’ın kan çanağına dönmüş gözleri, kızın titreyen dudaklarında takılı kaldı. Elleri, kızın gri hizmetçi üniformasının kumaşını yırtarcasına kavrayıp onu kendine daha sert mühürledi. Avuçları, İnci’nin ince belinden aşağıya, kalçalarına ve mahreminin kıyılarına doğru pervasızca, sahiplenici bir hırsla indi.
“Hayır! Ben sadece bir hizmetçiyim... Ben İnci’yim!” diye haykırdı genç kız, adamın sıcak teni kendi tenini yakarken. Aras, başını kızın boynuna gömüp orayı dişlerini geçirircesine öptü. Sesi, arzunun ve nefretin en karanlık tonundaydı:
“Kimsin sen? İnci değilsin... Sen yıllardır rüyalarımda beni boğan o günahın vücut bulmuş halisin. Seni istiyorum, anlamıyor musun? Ve bu gece bu kapıdan kimse sağ çıkmayacak.”
Aras’ın dudakları, İnci’nin hıçkırıklarını yutarcasına ağzına kapandı. Eli, üniformanın düğmelerini birer birer koparıp kızın en mahrem noktalarına dokunurken, dışarıdaki yağmur bile odadaki bu yakıcı günahı yıkayıp temizlemeye yetmeyecekti.

