Sabah gözlerimi açtığım minderin üzerinde sağıma doğru baktığımda Şirin'i görmeyi umarken karşı minderin boş oluşunun paniği ile fırladım yerimden. Hafıza kaybı bulaşıcı bir hastalıkmış a dostlar, çoktan unutmuşum bile yaşadığımız ıslak geceyi. Alnıma sert bir tokat vururken, çıktım odadan. Evin içi sessiz daha şimdiden fazla gelen güneş etrafı boğucu kılmışken, uykum açılsın diye yüzümü yıkadım. Kurulanırken arka arkaya hapşuruyor olmama abartılı vücut kırgınlığım da eklendiğinde anladım ki, grip denen o şeyi kapmışım. Bahçeye ordan da Ayşegül'e verdiğim görevin akıbetine bakmaya gitmeyi düşünürken çardağın altına kurulmuş babamın: "Hele bir bak Egemen?" lafı ile yanına gittim. Oturmam için yanını gösterdi. Gözlerim evin pencerelerinde, her hangi bir Şirin alametinin getireceği gürültüy

