Aynı günün akşamında bahçedeki çardağın altında Şirin artık dönmemiz gerektiğinden, İstanbul'a döner dönmez babası müsaade etmese dahi doktora gidip tekrar tedavi isteyeceğinden, benimle ilgili ne yapmak istediğine o zaman karar vereceğinden bahsediyordu bana. "Bir posta daha unutma da beni. " diye, kendimce sitem ederken o beni ikna edebilmiş olmanın huzurunda: " Seni unutmak için bu kadar ısrar eden bir kızın peşinden gitmekten vazgeç sende Ege öyleyse. " deyince o huzuru kaybettim. Hafif asık suratla: " Vazgeç denilince geçilmiyor Şirincim. " dedim. Tam o sırada avluyu örten demir kapının kuvvetli ellerle yumruklandığı ve köy ahalisinden birinin: " Muhtar Emmi! " diye çağırışları ile bölündü konuşmamız. Yerimden kalkıp demir kapıyı babamın Belediye seçimlerinde aday olması konusund

