Telefonu kapadığımda kesinleşmiş bir haber almışım kadar dağılmıştı aklım. Nedenler yada niçinler; ardı sıra yakama yapışmışken, bir yandan da benim için birilerinin özellikle de Gözde'nin kayıtsız bir çabaya girmesini hazmedemiyordum. Parmaklıklar ardına sıkışmış biri gibi tutsak hissederken kendimi, cevabını bulamadığım soruların peşini kovalayanın ben olmaması fazlasıyla canımı sıkıyordu. Camdan oluşan bahçe kapısına doğru döndüğümde yönümü, bütün bu kötülükler kendi başına gelmemiş gibi usul usul uyuyordu Şirin. Her şeyden habersiz olduğuna bir kez daha inanan kalbimin aksini kabul etmesi ise zaten imkansızdı. Uyuduğu koltuğun baş ucuna diz çöküp kulağına doğru eğilip uzun uzun saçlarını okşayıp, uyuyuşunu izledikten hemen sonra gözlerini kıpırdattığını gördüğüm anda: "Tembel Şirin! "

