Füsun
Ethem gidince içeri geçmiştim. Ablamın yanına gidince ağlayarak bana sarılmıştı. Annem babam ve kız kardeşlerimi görünce kendimi daha iyi hissetmiştim. Rosim yanıma gelmek isteyince başka yere gidiyordum.
Havin yengem yanıma gelip defalarca özür dilemişti. Ne garip değil mi abiniz her haltı yer ama özrü başkaları diliyor.. Ben de dahil! Gülümseyerek onu kucaklamıştım. Korna sesleri gelince ablamı heyecan sarmıştı. Ablam Eslem ve eşi de Zafer olacaktı.
Damat tarafı da gelince artık isteme faslı başlamıştı. Zafer’in ailesi olayı duymuş olacaklar ki hepsi bana bakıp fısır fısır konuşuyorlardı. Üstümde uzun kalpli gerdanlık bileklerimde bilezikler ve parmağımda yüzüklerle çok ihtişamlı göründüğümün farkındaydım. Ethem sayesinde olmuştu. Asla mutsuzmuşum gibi davranmadım. Aksine mutlu oldum Ethem’e laf eden olsa lafımı esirgemezdim.
Tatlılar yendi kahveler de içilince isteme gerçekleşti ve yüzükler takıldı. Telefona bakınca yarım saatimin kaldığını anladım. Bir süre sonra damat tarafı da kalkınca biz bize kalmıştık.
Babamla annemle az da olsa hasret gidermiştim. Hepsi fotoğraf çekilmişti bende o kareye girmiştim. Telefonum çalınca eski odama geçmiştim.
“Alo hazırım Ethem geldin mi?”
“Biraz daha kalmak ister misin?”
Beni mi deniyordu bu deli? İsterdim tabi ama herkesin önünde verdiği sözü yerine getirmek gerekiyordu.
“Biraz daha kalırsam eve gelesim gelmez.”
Gülmüştü. Tok kahkahasını duymuştum.
“Gelirsin eve biliyorum. Bugün biraz zor geçti senin için istersen kalabilirsin. Kızmıyorum gerçekten içimden geldi.”
“Bu hakkımı başka zamana kullanabilir miyim?”
“Başka zaman?”
“Yani düğün de falan..”
“Bilemem şimdiyi soruyorum ben”
“Tamam o zaman gel al beni”
İstemsiz sesim kısık çıkmıştı. Ethem de kısık konuşmaya başlamıştı.
“Neden seni kaçırıyormuşum gibi konuşuyorsun?”
İstemsiz kıkırdamıştım. Gülümsetmişti beni.. Boğazımı temizleyip konuştum.
“Bilmem bi an da sessiz konuştum.”
“Tamam 5 dk geliyorum.”
“Tamam”
Telefonu kapatınca çantamı alıp içeri geçmiştim. Gideceğimi söyleyince herkes üzülmüştü ama ben gülümsüyordum. Evimde gitmek için evinden gitmek gerekiyormuş… Avluya inince Bawer abi ve Rosim kapıda bekliyordu.
Herkesle vedalaşınca kapıya gittim. Ethem dimdik durmuş tüm heybetiyle beni bekliyordu. Rosimi es geçip Bawer abimin elini öpüp vedalaşmıştım.
“Abisinin güzeli.. İyi misin değil misin bilmiyorum. Seni koruyamadım hakkını helal et.”
“Abim helal olsun. İyiyim çok iyiyim. Allah yüzüme güldü diyelim. Koruyamadım diye de düşünme lütfen! Ben yaptım ne yaptıysam. Hem iyi ki de yapmışım..”
“Füsun yüzüme bakmıyorsun ama senin öz abin benim! Eğer mutsuzsan söyle gerekirse o şerefisizi de vururum!”
Sinirle yüzüne bakıp konuştum.
“Ağır gel Rosim! O benim kocam! Onun hakkında düzgün konuş! O aşiretin ortasında kuyruğunu kıstırıp Bawer abimin arkasına saklanan biri benim hiçbir şeyim olamaz! Ne ötemde ne berimde dolaşma! Cezanı ömrümle ödüyorum! Şükürler olsun ki senin gibi gönlü hasetlikle katran bağlayan biri değil! Sakın konuşma benimle!”
Bawer abiyle baş selamı verip gülümsedim. Ethem’in yanına gittim, elimden tutunca kendimi güvende hissetmiştim. Bawer abimin bizi izlediğine emindim. O yüzden Ethem’e gülümseyerek bakmıştım. Ethem ise belimden tutup anlıma öpücük kondurmuştu.
Hareketiyle mutlu olmuştum. Arabaya binip eve doğru yola çıktık. Rosim’in dedikleri beni daha da kötü etmişti. Mutsuz olmamı umursadığını düşünmüyordum. Bencil biriydi ve böyle de gidecekti. Adaba durunca Ethem’e döndüm.
“Noldu? Niye durduk?”
“Asıl sana ne oldu? Niye ağlıyorsun?”
Ağlıyor muydum? Yanaklarıma dokununca ağladığımı fark etmiştim. Göz yaşlarımı sildim.
“Boşluğuma geldi. Babamı annemi düşündüm.”
“Kalabilirsin dediğimde ciddiydim.”
“Biliyorum ama dönmemiz iyi oldu.”
“Niye ağlıyorsun o zaman?”
Susmuştum. Bana peçete uzatınca burnumu silmiştim.
“O it ne dedi sana?!”
“İt deme Ethem!”
“Ne diyim? Kayınbiraderim mi diyeyim?!”
“Kötü kelime kullanma aileme karşı! Evet hala onun adına utanıyorum ama kötü kelime de kullanmana izin veremem!”
“Bak sen! Suratına tükürecektin neredeyse ben bişey diyince mi laf oldu?!”
“Ben ayrı sen ayrı!”
“Ayrı gayrı da olduk wey limin!”
“Sen elin oğlusun napıyım?”
“Kocan oldum ya Füsun!”
“Tam değil”
Ethem gülerek arabayı çalıştırmıştı. Sinirden gülüyordu. Şarkı açmak için arabanın dijital ekranına tıkladım. İlk çıkan şarkıyla gülümsemiştim. Şakiro-Xezal Dine şarkısı çalmıştı. Sesi biraz açıp arkama yaslandım.
Şarkı sözlerini mırıldanıyordum. Ethem de söylüyordu. Şarkı bitince eve de varmıştık. Arabadan inip konağa geçtik. Kimse yoktu ben de odaya geçtim. Ethem gelmemişti. Kıyafetlerimi çıkarıp pijama takımımı giymiştim. Makyajımı da çıkarıp masa üstünde duran altınlarımı da kutularına yerleştirip çekmeceme koydum.
Karnım gurulduyordu acıkmıştım. Üstüme bi hırka giyip aşağı indim. Herkes uyuyordu sanırım. Ethem nerdeydi bilmiyordum. Mutfağa indiğimde orda da kimse yoktu. Buzdolabını açıp hazırda bir şeyler var mı diye baktım ama yoktu. Bu saatte sadece menemen yapmak mantıklı gelmişti.
Malzemeleri çıkarıp tezgaha koydum. Mutfak kapısı açılınca gelene baktım, Ethem’di. Beni görünce şaşırmıştı.
“Napıyosun? Uyuyorsun sanıyordum.”
“Acıktım biraz menemen yapacağım yer misin?”
“Olur yerim”
“Tamam ben yapana kadar sende üstünü değiştir”
“Tamam”
Ethem gidince bende malzemeleri doğrayıp kenara bıraktım. Buzdolabından bir kaç kahvaltılıkta çıkarıp masaya koydum. Çok az bi çay demledim. Su kaynamasını bekleyene kadar bardakları tabakları hazırladım. Menemen için bakır tavayı çıkarıp ocağa koydum. Yağı ve malzemeleri atıp kısık ateşte pişirmeye başladım.
Ben menemeni karıştırırken Ethem de gelmişti. Saçları ıslaktı sanırım duşa girmişti. Bir şey demeden yanıma gelip suya baktı.
“Bu niye kaynıyor?”
“Az biraz çay demleyecektim.”
Bir şey demeden suyu demliğe boşalttı. Şaşırmıştım biraz çünkü bizde Rosim bir şey yapmazdı. Bawer abi yardım ederdi ama boşluğu olursa. Menemeni karıştırırken tavaya yaklaşıp kokladı.
“Soğansız mı?”
“Evet”
“İyi yaptın benim alerjim var”
Ethem hakkında bir bilgi daha öğrenmiştim.
“Soğan yiyince vücudun benek benek mi oluyor?”
“Yok boğuluyorum. Görmek istersen bir gün soğanlı yemek yaparsın”
Gülmekle gülmeme arası bir tavırla söylemişti. Bende hiç bozuntuya vermeyip ocağı kapatıp tavayı bezle aldım.
“Tüh bilseydim soğan koyardım”
Masaya geçince oda çayı getirip bardaklara doldurdu.
“Iskaladın”
“Evet bir daha sefere artık”
Gülümsemişti.. Güzel bir adamdı Ethem nemli saçları nizamı yüz hatlarıyla bakılası bir adamdı. Hiçbir şey demeden menemeni yemeğe başlamıştık. Çay bardakları boşalınca ayağa kalkıp çaydanlığı alıp bardakları doldurdum. Ethem beni izliyordu. Utanıp bakamamıştım.
“Yarın erken kalkmamız gerekiyor”
“Tamam uyanırım misafir mi gelecek”
“Nikahımız var”
“Ne? Yarın mı?”
“Evet yarın”
Gerçekten nikah yapacaktı. Sözünü tutmuştu. İstemsiz gözlerim dolmuştu.
“Sağol Ethem.. Sözünü tuttuğun için..”
“Asıl sen sağol bugün sen olmasaydın birimiz ölecekti.”
“Ben sizleri korumak için..”
“Sen de artık ailemsin Füsun. Hala ailene karşı içim ısınmış değil ama bugün çok iyi anladım ki ailen seni güzel yetiştirmiş o.. neyse ablan bir de ismi lazım değil hariç!”
Ethem artık ailesi olduğumu söylemişti.. Evet o da benim ailemdi. Rosim’i anlıyordum ama ablama neden bu kadar öfkeliydi anlamamıştım. Şimdi aramız iyiyken sormam gerekiyordu.
“Ethem bir şey sormak istiyorum.”
“Sor”
“Rosim’i anladım da ablama neden öfkelisin?”
“Düşündüğün şey her neyse onu aklından çıkar! Ben sadece korkutmak için ablanı kaçırdım. Ailenize sürekli bir şeyler yaptım hatam var biliyorum ama en büyük hatayı sizinkiler yaptı. Ben, eğer ablanı berdel yapsalardı onu bir çok kez cezalandıracaktım. Çünkü sürekli bize küfür ediyordu götürdüğümüz köy evinde silah alıp Burhan’ı vurmaya çalışmıştı ama şarjör boş olduğu için vuramadı. Yani ablanın yapamadığını abin yapmıştı. Şimdi anladın mı niye sinir olduğumu?”
“Ablam bize böyle bir şey anlatmadı.”
“Orasını bilemeyeceğim.”
“Anladım.”
Ethem uykusu gelince ayaklandı bende etrafı toplayınca yardım etmişti. Birlikte odaya çıkış yatağa girdik. Ben solum o da sağına yatmıştı. Ablama bunu sorabilsem