Erdem ’in göğsü inip kalkıyordu. Parmaklarını saçlarının arasından geçirip başını geriye attı, sonra yine bana döndü. Gözlerinde öyle bir parıltı vardı ki, sanki bir anlığına bütün o özel harekat kimliğini, disiplinini unutuvermiş gibiydi. “Anlamıyor musun Gizem?” dedi, sesi kısık ve titrek bir öfkeyle. “Bende böyle davranmak istemezdim. Benim hayatım emirle, disiplinle geçiyor. Ama sana gelince bütün kurallarımı çiğniyorum.” Ben tam itiraz edecek gibi oldum: “Bu yaptığın… Bu kıskançlık…” dedim, ama sözümü kesti. “Evet kıskanıyorum!” diye patladı. Yumruğu lavabonun kenarına indi, tok sesle titredi. “Mehmet miydi adı? Daha iki satır yazıştın diye içim içimi yiyor. Seninle oturmasını, gülmeni, sana bakmasını düşünmek bile delirtiyor beni. Gizem, senin yanında kimseyi görmek istemiyorum. B

