Erdem ’in göğsüne bastırılmış gibiydi bedenim. Nefesi yüzüme vuruyor, dudaklarıyla sadece bir cm uzağımda duruyordu. Bir an sanki dalgaların sesi bile kesilmiş, sadece kalp atışlarımız yankılanıyordu. Gözlerim onun gözlerinde takılı kalmışken, bakışlarının ağırlığını bütün hücrelerimde hissettim. O an elleri kalçalarımda daha da sıkılaştı, parmaklarının bastırışı bile içimde bir ürperti yarattı. “Bunu yapmamalıyız.” diye fısıldadım, ama sesim titreyen bir itiraftan öteye gidemedi. Erdem başını hafifçe yana eğdi, gözleri dudaklarımdan gözlerime kayarken; “Sen istemedikçe hiçbir şey olmayacak.” dedi, ama sesindeki boğuk arzu bana başka bir şey söylüyordu: Durmam için yalvar, yoksa seni şimdi burada kendime katacağım. Kollarımı omuzlarından aşağıya indirdim, göğsüne yaslandım. Vücudum ir

