Bülent Bey’in ofisinden çıkıp bir şeyler atıştırdıktan sonra eve geçmiştik. Kendimi bugün fazla yorgun hissetmiyordum. Çift terapisi kesinlikle bireysel terapi kadar yorucu olmuyordu. Düşündürücüydü ama yıpratıcı değildi. Ben kanepede sere serpe otururken Ateş’in buz dolabından soğuk pembe şarap şişesini çıkarışını izledim. Hiç üşenme emaresi göstermeden peynir ve meyve tabağı hazırladı. Ara sıra o da bana bakıyor ve göz kırpıyordu. Saltanatımın tadını çıkarıp ona beni şımartması için izin verirken televizyonu açtım ve ortama uygun bir müzik arayışına girdim. Canım eski şarkılar dinlemek istedi. Zaten yeni nesil şarkıların çoğuna ayak uyduramayan ancak eskilerle çok çabuk bağ kurabilen bir ruha sahiptim. Hatta çoğu zaman yanlış çağda doğduğuma inanırdım, Ateş ile

