1.Bölüm:Umut Bekleyen
ASRAL KOZLU
(27 Mayıs 2023)
Saatti acımasızca zamana meydan okuyan. Bir hareketiydi geçmişe bakıp, zamanı körelten.
Gür kirpiklerime tutunan yağmur damlaları, gözümde yavaşça akıp giden zaman ile yarışıyordu. Yeryüzüyle buluşuyordu milyonlarca yağmur damlaları.
Kahverengi gözlerimin içine doğru sızmaya çalışan yağmur damlasını engellemek için gözlerimi kısarak baktım etrafa. Bulanıktı ama ezbere bildiğim sokaklarda dolaşmak için görmeme gerek yoktu.
Kaldırımın kenarından akıp giden sular, bir şekilde ortak yolu bulmuş ve arabaların kabusu olan çukurda toplanmıştı.
Bu yaz havasında yağan yağmur bir başkaydı. Ciğerlerimi tazeliyor ve rahat nefes almamı sağlıyordu. Kolay üşütmezdim ama tam iki saattir öylece durduğumu varsayarsam yarına sağ bile çıkmayabilirdim.
Soğuktan donan ellerimi siyah saçlarıma dokundurduğumda yağmaya devam eden yağmura rağmen süzdüm.
Birkaç dakikanın sonunda sokağın başından gelen gürültüyle beraber gözüme iki çift ışık çarptı. Egzosu, tüm sokağı inletiyordu ama benden başka duyacak kimse yoktu.
Tam yanımda durdu ve camını birkaç milimlik açarak içinden bağırdı.
"Bin!" gözlerimi kıstım ve dediğini yaptım. Ellerim kapının kolunu sıkıca kavrayıp açtığında, ilk önce kalçamı bıraktım koltuğa sonra da başımı soktum içeri. Açtığım kapıdan dolayı içeri giren yağmurun daha fazla içeri girmemesi için saniyeler içinde kapıyı kapattım.
Arabanın kliması sayesinde bedenim anında ısıya maruz kalırken, parmak uçlarımın karıncalandığını hissettim.
"Bu işi de bitirdik sayende," diyerek konuşan kişi arkadaşım dediğim ama nadiren konuştuğum biriydi. Gerçek adını bilmiyordum, ki her defasında kendini başka isimlerle tanıtırdı. Ben de merak etsem dahi sormadım çünkü söylediği isimlerin kendinden bir parça olduğunu düşünürdüm.
"Beni gördü," diyerek bozdum sessizliğimi. Sesim aldığım soğuktan dolayı çatallı çıktığı için boğazımı birkaç kez temizledim.
"Seni görse ne olur? Elinde kanıt felan yok ki bizi polise şikayet edebilsin," alaylı bir şekilde konuşması gözlerimi baymama sebep oldu. Kendinden bu kadar emin olmasının elbette bir nedeni vardı ama bununla böbürlenmesi bazen sinirimi bozuyor.
"Polise şikayet edecek birine benzemiyordu," diyerek konuştum aklıma o an gelirken. Karanlıktan seçemediğim gözleri, keskin bir edayla üzerime dikilmiş ve uzaktan öylece bakmakla yetinmişti. İstese bile beni yakalayamazdı ama beni yakalamayı başarabilecek insanlar arasına girebilirdi.
"Neyse, işimize gelir..." cılız elleri direksiyonun üzerinde hareket etti ve direksiyonu sağa kırdı. "Aldığımız paralar onlara sadaka gibi gelir. Bu yüzden kendini üzme."
Kollarımı ıslak göğsümde birleştirdim.
"Bilmiş bilmiş konuşma!" dikiz aynasından çarpışan gözlerimiz, saniyeler içinde son buldu. "Tamam."
Gözlerimi yola çevirip odaklanmaya çalıştığımda tek düşündüğüm kişi o adamdı. Nedense beni bulacağını hissediyorum. Belki de hiçbir şey yapmayışı ve kendinden emin duruşu yğzündendi bu hissettiğim...
*
YAZAR ANLATIMIYLA
Gecenin içinde dolaşan gölgeler, karanlığa karışan adamın tüm bedenini sarmıştı. Bu onu daha güçlü kılıyor gibiydi ama gücü kendi benliğinden geliyordu. Sıkışmış ruhunu özgürlüğe kavuşturduğu içindi bu.
Beyaz gömleğinin kollarını direklerin kadar sıvamış ve elinde tuttuğu kadehi hafifçe sallıyordu. Oturduğu koltuğa bile uyum sağlayan adam, kara gözlerini kadehten ayırmıyordu.
"Bana o kadını bulun!" ses tonu sertti. Normal konuşması bile öyleydi ama bilmeyen herkes onun kötü biri olduğunu düşünürdü. Öyleydi de ama herkese karşı değil. Sadece adaletini bozan kişilere karşı.
"Buluruz abi ama kamera kayıtları silinmiş ve biz de kadını görmediğimiz için zor olacak." kirpiklerinin ardından çevirdi kara gözlerini konuşan adama.
"Tüm sokakların kayıtlarına bakacaksınız! O kadını bulmadan hiçbiriniz buraya gelmeyin!" kadının çaldığı paranın önemi yoktu. Aldığı para onun bir işlik parasıydı ama bunu bilmediği için peşinde olduğunu düşünebilirdi. Orada bir şey yapmamasının nedeni kadına olan merakıydı. Gitmeden önce rüzgardan açılan şapkasından savrulan saçlarını görerek kadın olduğunu anlamıştı. Sonra da evine kolaylıkla girebilen o kadını daha çok merak etmişti. Onun evine kimse kolay giremezdi.
"Tamam abi," diyerek çıktı adam dışarı.
Adam, gölgeleriyle yalnız kaldı. Gitmeden önce kesişen bakışlarını asla unutmayacaktı. Kadının afalladığını ve onun peşine düşeceğini sandığını biliyordu. Öyleydi. Adam, kadını bulana kadar peşini bırakmayacaktı. Gerekirse aylar sürsün.
*
1 HAFTA SONRA
Aldığı veya alınan kararları anında uygulayan bir kadındı Asral. Kendi düşüncelerinden asla şüphe etmez ve mantıklı davranmaya çalışırdı. Bazen mantığı bile sınırlarını zorluyordu ama onu kısıtlamak yerine uymaya devam ediyordu.
Yirmi altı yaşındaydı. Geleceği için birçok planı vardı. Hepsini de yapmak için kendinde olmaya ihtiyacı vardı. Eğer kendinden bir an için şüphe ederse varlığı kaybolabilirdi.
Asral, arkadaşına rağmen gerçek ismini kullanıyordu çünkü gerçekleri ismi taşıyordu. İsmini değiştirse bile unutulmazdı asla. Eğer birgün polisler tarafından yakalanırsa, hiçbir şekilde geçmişine ulaşamayacaklarından emindi. Bu yüzden rahattı.
Attığı her güçlü adımda sırtına hafifçe çarpan uzun, dalgalı saçları ve kendinden emin duruşuyla bakan bir daha bakıyordu. Ayağında kırmızı topuklu, üzerinde de siyah deri bir elbise vardı. Esmer teni ve fiziği oldukça uyumluydu güzel yüzüne. Kimse onun hırsızlık yapacağını tahmin edemezdi.
Elinde tuttuğu valizi daha da sıktı çünkü attığı her adım, yeni bir sayfanın açılmasına neden olacaktı.
Havaalanında ki güvenlik kontrolünü hiçbir sorun olmadan geçerken, arkasından onu kontrol eden güvenlikçinin baktığına emindi. Etrafında ki çoğu erkeğin niyeti belliydi, ki bu yüzden uzaktı. Ayrıca birini sevebileceğine inanmıyordu çünkü kalbi yorgundu. Bir daha severse, atmayacağından emindi.
Uçağının kalkmasına yarım saat kala gelmişti. Adımlarını ilk başta lavaboya doğru atarken, kimseye sormadan yerini bulmuş ve içeri girmişti. Valizini, kimseye bela olmayacak bir yere bıraktıktan sonra ona göz ucuyla bakan iki kadına aldırmadan aynanın karşısına geçti.
Dudaklarında silikleşmek üzere olan kırmızı rujunu fark ettiğinde, siyah el çantasından çıkardığı kırmızı mat rujun kapağını açtı ve aynadan kendine bakarak ruju dudaklarına yedirdi. Dolgun dudaklarını birbirine bastırıp birkaç kez oynattıktan sonra da rujun kapağını kapatıp çantasına koydu.
Kirpikleri, sürdüğü rimel sayesinde daha güçlü ve kıvrık duruyordu. Bu sayede yüzüne farklı bir hava kattığını düşünüyordu Asral.
Lavaboda duran iki kadının dikkati, ona çevrilen gözlerle beraber hızla başka bir işe odaklanmıştı. Asral'a bakan kadınlarda gayet güzellerdi ama kendi güzelliklerinin farkına varamayacak kadar da körlerdi.
Asral, kahverengi harelerini onlardan çektikten sonra çantasını sol eline aldı ve valizini de tutarak lavabodan çıktı. Lavabonun olduğu koridorda, lavabo dışında bir şey olmadığı için fazla insan yoktu. Bu yüzden her iki tarafta rahattı bu konuda.
İlerlemeye devam etti. Tam iki senedir kaldığı şehri terk etme vakti gelmişti onun için.
"Asral Kozlu!" arkasından duyduğu yüksek sesle adımları olduğu yere çakılı kaldı. İsmini ve soyadını başka birinin ağzından duymak, onu afallatmıştı. Kimlik kontrolü yapan güvenlik değildi. Bunu biliyordu çünkü kimlik kontrolünün gerçekleştiği sırada adamın sesini duymuştu.
Başımı arkasına doğru çevirdiğinde üç adam gördü karşısında. Kaşları anında çatıldı. Gördüğü adamların üçü de siyah takım elbise giymiş ve saçlarını da aynı şekilde kesmişti.
Hiçbir şekilde korku veya endişe hissetmeden tamamen üç adama döndü. Adamlar, hem kadının güzelliğine hem de hiçbir tepki vermemesine şaşırsalarda kendilerini kısa süre içinde toparladılar ve eş zamanlı kadına doğru adım attılar.
"Bizimle geliyorsunuz," diyerek kibarca konuşmaya çalışan ama ses tonu yüzünden sert bir etki yaratan adamla beraber tek kaşı yukarı kalkıp indi. Bu adamların kim tarafından gönderildiğini tahmin ediyordu. Bu yüzden tahminini doğrulamak için konuştu.
"Patronunuz beni nasıl buldu? Halbuki kamera kayıtlarını sildiğimden eminim." adamlar afalladı. Suçunu açıkça belli eden kadına ne diyeceklerini şaşırdılar. Zaten ilk defa bir kadınla uğraşmak zorunda kaldıkları için ona nasıl davranacakları konusunda da emin değillerdi.
Asral, kendinden emin bir gülüş kondurdu dolgun dudaklarına. Saniyeler içinde yeni düşünceler belirdi zihnin içinde. Asral, hiçbir şey yapmadan kaçmasına izin veren adamı merak ediyordu. Bu yüzden biraz erteleyebilirdi geleceğini.
"O halde gidelim," diyerek çantasını tuttuğu eliyle çıkış tarafını işaret ettiğinde adamlar bir kez daha şaşırdı. Gerçekten de inanılmaz bir kadın imajı oluşmuştu onların gözünde.
Adamlar kendilerine gelmeye çalışarak sessizce başlarını salladıklarında Asral önden, adamlar da arkasından yürüdü. Üç adam da kısa bir an göz göze gelsede, kadının zaman kollayıp kaçma ihtimaline karşı tetikteydiler. Hareketleri her ne kadar rahat olsada kaçmak için yapıyor olabilirdi.
Sonunda havaalanından çıktılar.
Asral, kahverengi harelerini etrafta gezdirdikten sonra adamlara döndü.
"Arabanız yok mu?"
"Geliyor," diyerek konuştu en başında kibarca konuşmaya çalışan adam. Asral başını salladı. Bir süre sonra önlerinde duran siyah arabayla beraber, adamların biri arka kapıyı açtığında Asral ona tezat ön kapıyı açıp içine oturdu. Kapıyı kapatmadan önce ona anlamsız bakışlar atan adamlara döndü.
"İki erkeğin arasında oturmak gibi bir amacım yok. Arkaya geçebilirsiniz." sesi sakin ve kendinden emindi. Adamların bakışlarına son vermek için kapıyı kapattı ve önüne döndü. Valizini de adamlar almış ve arabaya yerleştirdikten sonra arka koltuğa oturmuşlardı.
"Biz neden ona karşı bu kadar sakiniz?" yol boyu süren sessizliği bozan bir ses, Asral'ın gülümsemesine neden oldu.
"Sanırım sakin olduğu için."
"İyi de onu kaçırıyoruz!" hayıflanan adamla beraber Asral'ın yüzündeki gülümseme daha da arttı. Bu onun inci gibi beyaz dişlerinin gözükmesin neden oldu.
"Sus abi ya! Bize zorluk çıkarmadığı sürece bir sorun yok!" fısıltılı konuşmalarına rağmen kalın ses tonları onları ele verdiği için duymamak elde değildi.
Asral, zorlukla gülümsemesini bastırdıktan sonra yola odaklanmaya çalıştı. Akıp giden zamanla yarıştığını kendisi de biliyordu. Bu yüzden her hareketini saniylere sığdırmış ve ona göre davranacağına emin olmak için daha kavramlı düşünmüştü.
*
İki saatin sonunda araba, tanıdık bir yere gelince Asral gözlerini etrafta gezdirdi. Onlar şuan biliyorlar mıydı bilmiyor ama iki kez evi kontrol etmek için önceden gelmişti. Bu yüzden bilerek birkaç gün önce ki görüntüleri de sildirmiş ve kendini garantiye almıştı.
Evin bahçesine giren arabayla yerinde toparlandı ve durduğu an arkadaki adamlarla eş zamanlı indi. Evin önünde duran iki korumada biri içeri girse de, Asral'ın gözleri çoktan onu bulmuştu. Evin ikinci katında ki camdan ona doğru dikilen gözleri fark etmemek imkansızdı.
Yüzünü uzaktan seçemiyordu. Bu yüzden bir an önce karşı karşıya olmayı bekliyordu. Camın önünde duran adam geri çekildiğinde bir müddet daha bekledi. Evin kapısı açıldığında, az önce içeri giren adam çıkmıştı. Bir el işareti yaptığında arkasındaki adamlar yanımda dizildi.
"Içeri girin lütfen," diyerek konuştuğunda başını salladı Asral ve sol elinde tuttuğu çantayı daha sıkı kavrayarak eve doğru yürüdü. Üç basamaklı merdivenleri çıktıktan sonra koruma kapıyı araladı ve geçmesine izin vermedi. Daha bir hafta önce gizlice girdiği eve şimdi hiçbir şey olmamış gibi giriyordu.
İçeri girdiği an oturma odasını gördü. Arada salona dair hiçbir şey yoktu. Adımlarını ilerleterek koltuklara doğru yöneldiğinde gözlerini dikkatle etrafta gezdiriyordu. Gayet ferah bir evi vardı. Asral sadece üst katı gördüğü için burası hakkında fazla fikir yürütmemişti.
Evin, bahçeye çıkmak için geniş cam kapısı vardı. Karşısında ev olmadığı için kimse göremezdi, ki görse bile bu evin sahibi için sorun değildi. Zaten tek kalır ve kaldığı eve fazla gelmezdi. Bu yüzden çoğu şeyini burada saklardı.
Asral, gözlerinde beliren karartılarla beraber kaşlarını çattı. Daha koltuğa oturmadan güneşin vurduğu bahçeden gözlerini çekti ve arkasından gelen adım sesleriyle dikkatini oraya çevirdi.
Merdivenin son basamağında duran adamı gördüğü an nutku tutuldu. Aynı şey adam içinde geçerliydi ama ikisininde bakışları, gerçeği hızla örtmüştü.
Asral gözlerini adamın siyah, alnına doğru dağınık bir şekilde dökülen saçlarında, merak ettiği kara gözlerinde ve esmer teninde gezdirdi. Ondan sadece birkaç santim uzun olduğunu, göz tahminiyle anlamış ve bedenin ne kadar yapılı olduğunu da o sıra fark etmişti. Adamın üzerinde beyaz bir gömlek vardı ve gömleğin kolları direklerine kadar sıyrılmıştı. Altında da siyah, keten bir pantolon vardı ve bacak boyunu gözler önüne seriyordu. Buna rağmen ayakları çıplaktı. Asral net bir şekilde ayaklarını görüyordu.
Adam ise kadını süzmekten helak olmuştu. Bu kadarını da tahmin etmemişti. Gece görmediği güzelliğin şuan farkına varması bir başkaydı onun için. Kendisi gibi esmer teni, siyah dalgalı saçları ve kahverengi gözleri vardı. Fiziği ve yüzü gayet orantılıydı ve kendinden emin duruşu adamı başka bir boyuta sokmaya yetmişti.
Dakikalar süren sessizliği ikisi de farkında olmadan derin nefes aldığında bozdular.
Merdivenin son basamağında inen adamın çıplak ayaklarından çıkan ses Asral'ı tuhaf bir hisle baş başa bırakmıştı.
Adam, Asral'ı tam karşısında durdu. Kara gözleri sanki daha çok şey bilmek istercesine Asral'ın kahverengi harelerinde oyalandı.
"Ayakkabıların," diyerek konuşan adamın ses tonuna kulak kabarttı Asral. Söylediğini duymadı bile. Adam ise tekrar etti. "Ayakkabılarını çıkar!" ses tonu sakindi ama verdiği emirde oldukça ciddi olduğu için onda farklı durmuştu. Asral anlamayarak kaşlarını çatsada adamın dediğini yaptı. O istediği için değil de nedenini merak ettiği için yapmıştı.
Kırmızı topuklularını kenara itiştirdikten sonra adamdan kısa olduğunu daha net fark etti. En azından ayaklarında topuklularını varken bir an daha yakınlar sanmıştı.
Yine de boyu normaldi. Sadece adam çok uzundu.
"Asral Kozlu," diyerek konuşan adamla Asral sertçe yutkundu. Böyle bir adamdan ismini duyması nedensizce onu tuhaf hissettirmişti. Anlamsız hislerle kaşları derinden çatılırken kendine gelmek adına derin nefes aldı.
"Siz?"
"Uman Akay."
Umut bekleyen.