Bazen hayat sizin sandığınızın aksine tesadüflere gebedir....
***
"Neden ben?..."
Sena, onu üst kata iteleyen Tarık abisiyle Cantekin'e baktı. Oyun oynamışlardı ve kaybeden Sena olmuştu. Nasıl kaybederdi, anlayamıyordu. Bu hiç adil değildi. Lütfen yukarıya çıkanın o olmaması için son bir oyun daha aralarında oynasınlar istiyordu. Hem hani Tarık abisi onları yalnız bırakmayacaktı. Resmen şuan Barın sinirli ve onlara resti çekmişken Tarık abisi onu bir başına bırakıyordu. Peki Cantekin'e ne demeliydi. Umudumsun deyip onu kaderi ile bildiğiniz baş başa bıraktığını söyleyip hemen de çekip gidecekti. Cidden bu hiç adil değildi.
Sena omuzlarını düşürdü. Kabul etmesi gerekirdi. Böyle yaparak işleri yalnızca zorlaştırıyordu. Yapılacak bir şey yoktu. Kaderine razı geliyordu. Barın'ın odasına gidiyordu. Zaten Tarık abisinin ve Cantekin de kızgın olan Sedat abisinin yanına gitmesi gerekiyordu. Onların işi onunkinden daha zordu. Barın'ın gönlünü almak abisinin gönlünü almaktan çok daha kolaydı. İki şirinlikle bence bu işi çözebilirdi. Şirin ol Sena, seksi değil. Onu yukarı çıkıp Barın'ın gönlünü alması için iten iki kişiye o da gıcıklığına kalçasını kıvırtarak seksi bir yürüyüş sergilemek istemişti. Bu konuda başarısızlığını dile getirmese çok daha iyi olurdu çünkü arkasından gülen iki erkeğin ne düşündüğünü biliyordu. Berbattı. O zaten seksilik nasıl olur bilmezdi.
Yine de Barın da bir şansı varsa Sena çekinmez bunu deneyebilirdi. Bunun hakkında geçen günlerde yol üstünde bir sahaf dükkanına uğramış ve kitap görmüştü. Evet, evet. Sanırım o kitabı gidip alabilirdi. Kitabın kapağı bile ben çok şey biliyorum diye bağırırken Sena o kitabı alsa bence iyi olurdu. Belki bakarsın işine yarayacak şeyler içinde bulurdu. Barın'ı kendisine aşık edemese de kitaptan yardım alarak bakarsın bir şeyler de öğrenirdi. Kitap tutku, seks üzerine kurulmuştu. Sena bunu dert etmiyordu. Sonuçta sekste bir vücut birleşimi değil miydi? Tenler birleşince kalpler neden bir araya gelmesindi? Sena o kadar umutsuzdu yine de bunu denemek istediğini söyleyebilirdi. İlk işi yarın kitapçıya gidip o kitabı almak olacaktı. Bundan sonra şirin kız olmak yerine seksi kız kısmına terfi etmek istiyordu. Erkekler kadınlara göre daha basit düşünen yaratıklardı. En azından Sena öyle düşünüyordu. Belki de birini kendine aşık etmenin yolu kalpten değil vücudun güzelliğinden geçiyordu. Bence bu konuda Sena'nın ufakta olsa akıl almaya ihtiyacı vardı. Sempatikliğini çok konuşturmuştu bu vakte kadar seksiliği de bundan sonra neden olmasın deneyebilirdi. Ne kaybederdi ki..
Aşkta kötüydü, oyunda kötüydü. Sena ne zaman kazanacak merak ediyordu.
Cantekin, o ve Tarık abisi adil şekilde taş kağıt makas oynamışlardı. Oyunun kaybedeni Barın'ın yanına gidecekti. Tabi Sena sürekli netice sonrası itiraz etmişti.
Hemen hemen her oyunun sonunda netice nasıl değişmezdi? Sena hep kaybetmişti. Hayır her defasında nasıl oluyordu da bu oyunda onlara yeniliyordu anlamıyordu. Elleri ile taş kağıt makas yaptı. O her daim taş yapardı. Bunun getirisi ona olabilir miydi? Bu ama hiç adil değildi. Tamam bundan sonra taş yapmaktan vazgeçecek ve makas yapacaktı. Koca taş nasıl bir kağıda yenilirdi.
Barın'ın odasının kapısına geldiğinde kapının kulpuna yavaşça uzandı. Sena biraz daha beklemek istese de bunu yapmaktan vazgeçti. Eğer biraz daha beklese Barın'la yüzleşecek cesareti bulamayabilirdi. Her beklediği saniye de aleyhine işliyor mu işliyordu. En iyisi mi içeriye bodoslama dalmaktı. Altı üstü bir özür dileyecek ve Barın'ı yumuşatacaktı. Bu ne kadar zor olabilirdi?
Derin bir nefes aldı. Uzandığı kapı kolunu kendisine çekip Odanın kapısını açtı ve içeri dan diye girdi. Barın işe bakın tam karşısında duruyordu. Beklemediği şey şuydu Barın giyinik değildi. Duş almış ve havlu yere düştüğü an Sena içeri girmişti.
"Siktir..." bu söz ondan değil Barın'dan çıkmıştı.
Sena özür ve yumuşatma işini unutsa iyi olacaktı. Barın ona Sena Barın'ın tüm vücuduyla bakışıyordu.
Sena gözlerini ondan alamıyordu. Bir çeşit transa girmişti. Karşısında anadan üryan Barın vardı ve bu hali tam bir dehşetti. Sena küçük dilini bildiğin yutmuş olabilirdi. Daha tuhaf olanı görmüş olduğu fazlalık ile arsız kadınlığı uslu durmuyor ve sızlıyordu. Bunu cidden yapıyor olamazdı değil mi? Şuan çıplak Barın'a utanmazca bakıyordu. Yanakları kızardı. Hatta yüzünden aşağı alev almaya başladı. Sena cayır cayır bedeninin her bir karışı yanıyordu. Bir kısım utandığı için olurken diğer kısmı gördüğü adamın muntazam oluşu olmasındandı.
"O gözlerini kapatmaya ne dersin, Sena." Barın öfkeyle konuşmuştu. Barın sarhoşken Sena şansını fazla zorluyordu.
Sena dudaklarını ısırarak yaptığı terbiyesizliği söyledikleriyle daha iyi anladı.
"Ben... Şey..." ne söylemesi gerekiyordu. Utançla arkasını döndü. Dişlerini kemiriyordu. Barın'ın o hali arkasında olsa görüyor gibi gözünde canlanıyordu. Sena çıldırmış olmalıydı.
Arkasından hışırtılar geldi. Sanırım Barın üzerine bir şeyler geçiriyordu. Sena kalmak yerine kaçsa iyi olurdu. Bunu görmüş olduğuna cidden inanamıyordu. Barın'ı resmen çıplak basmıştı. Sena bunu yaptığına inanamıyordu. Sarhoş barındı Sena kendinde değildi.
Tam adım atacaktı ki Barın'ın sözü ile durdu.
"Kızım burası dingonun ahırı mı da dan diye içeri dalıyorsun?" yerdeki havluyu almış sarınmıştı. Başını kaldırıp Sena'ya baktı. O içeri öylece dalmış bir de kaçmaya mı yelteniyordu. Derin bir nefes aldı. Onlara kızgınlığı tam geçmemişken bir de Sena'nın onu çıplak odada basması iyice tuz biber oldu. Barın şu an kendisini bildiğiniz zor tutuyordu. "Sabır, selamet."
"Üzgünüm. İstemeden oldu. Ben çıplak olabileceğini düşünmedim."
"Çıplaktım." duştan çıkmış ve üzerini giyecekti. Havlu çıkarınca Sena içeri girmişti. Kapı da çalmamıştı. "Sen de mahremime ha deyip daldın, ha Sena."
Sena öfkeyle arkasını döndü. Amacı odadan çıkıp gitmekti. Barın'ın sözleri ile ise öfkesine yenilip hırsla ona döndü. Zaten göreceğini görmüştü. Barın şunu yapmayı kesebilir miydi? Tamam pat diye odaya daldığı doğruydu da aklına çıplak olabileceği onun gelmemişti. Aklına gelse bunu hayatta yapmazdı. Barın onu tanımıyor muydu? Bilse girmezdi.
"Bunu bilerek yapmadım." başını kaldırdı ve ona dik dik baktı. Küçük hokka kadar olan burnu bu hareketi ile havaya kalkmıştı. Ve bence haklı haksız olduğunu kanıtlıyordu.
Barın onun bu haliyle eğlenerek daha fazla kavga etmeyerek yanına geldi. Alt tarafına hızla eşofman geçirse de üst tarafı çıplaktı. Sena onu böyle görünce istemsiz yutkundu. Barın'a çıplak olmak yasaklanmalıydı. Bakir bir kızın gözlerinin bekaretini bozarken biri onu bu kadar dehşet görüntüsü olduğu için cezalandırmalıydı. Gözleri can verebilirdi. Sena düşündü. Sanırım bekaretini Sena bizzat kendisi bozmuş oluyordu. Barın'ın suçu yoktu. Şu durumda kendi bakir gözlerine bu acımasızlığı yapmış olan kendisi oluyordu. Resmen artık gözleri bakir değildi ve bundan haz duyması normal miydi?
"Bir de bilerek yapsaydın, Sena! İnsan bir kapıyı çalar. Hani içerde 31 de çekiyor olabilirdim." Barın bugün fazlası ile dolu ve Sena'nın bakışlarından sonra mümkünü yok geri adım atmayacaktı. Hala içinde baskılayamadığı duyguları vardı ve bu kız karşısında dişlerini ısırarak durduğu süre de baskılaması da pek olağan değildi.
"Pisliksin Barın." ona bunu söylediğine inanamıyordu. Allah aşkına Barın bu sözü ona söyleyecek kadar kaç kadehi devirmişti. Sena ondan bu kelimeleri duyduğuna inanamıyordu. Dahası onu 31 çekerken hayal etmekten biri onu kurtarmalıydı. Bunu hayal ettiğine inanamıyor mu yapıyor mu yapıyordu.
Barın aralarındaki mesafeyi tuz buz edip Sena'ya yaklaştı. "Yani 31 çekmeyi biliyorsun. Bunu nerden öğrendin, Sena?" Ona diklenen kızın burnunun dibine girmişti ve ona nefes alacak yer dahi bırakmamıştı. Madem Sena ona kendi ayakları ile gelmişti Barın da bu kızın ne kadarını bildiği ve birlikteliği var mı yoksa olmadığını bizzat onun kendisinden öğrenirdi. Ve boynundaki izin sabiyle ne kadar ilerlediler bilmeliydi. O kişi gerçekten kimdi? Cantekinse bunu Barın Sena'nın ağzından duymak istiyordu. Oturmayan taşlar vardı.
Sena'nın açık bıraktığı kapıyı eliyle geriye ittiğinde kapı kapanınca anahtarını da çevirmeyi ihmal etmedi. Sena bile içeriye dan diye girdiyse her an başka biri daha girebilirdi.
Sena ona yaklaşan Barın'la bir an kalbi duracak gibi oldu. O an kaçmayı istese de kapının kilit sesini duyunca hareketsiz kaldı. Ayakları olduğu yerde adeta taş kesilmişti. Bulunduğu yerden adım atıp kıpırdayamıyordu. Barın'ın kapıyı kilitlemesinin ardından ne yapacağını bilemez bir halde bekledi..
"Barın..." dediği anda Barın işaret parmağını dudaklarına bastırarak onu susturdu. Tamam Barın'ın kızgın olduğunu onlara hala biliyordu. Hatta odaya pat diye dalarak onu bir nevi Sena öfkesi yanında şaşırttığından da emindi. İyi de Barın odanın kapısını niye kilitlemişti? işte bunu anlayamıyordu. Sarhoştu ve sanrım aldığı duş bile onu ayıltmamıştı. İçki kokusu gelmese de Barın'ın tam dikkat kesilemeyen gözleri hala sarhoş olduğunu gösteriyordu.
Barın'ın eli beline dokunduğunda Barın onu hızla kendisine çekip yasladı. Sena artık ona ne diyeceğini hatta odaya ne için geldiğini bile unuttu. Elleri tutunmak adına Barın'ın çıplak göğsüne değdiğinde içi titredi. Barın'ın bu tepki karşısında titremesi ise kalbinin ağzında atmasını sağladı. Bu an, şu dakika gerçek miydi? Barın'ın nefesini teninde hissettiğinde Sena için zaman durmuştu. Ölmüştü değil mi? Engin'in onu o köşeye sıkıştırdığı anda işler iki taraf içinde iyi gitmemiş ve Sena ölmüştü değil mi?
Barın'ın ondan izin istemeden boynuna sokulmasıyla tüm algıları açıldı. Engin ona yaklaşırken hissettiği o iğrenti hissi yoktu. Barın ondan kalan izleri yok etsin istiyordu.
Barın bir anda kendini durdurdu. Nefesi Sena'nın boynunu yalayıp geçerken başını başına yasladı. "Sena boynuna ne oldu bana anlatmanı istiyorum." sesi fısıltı gibi çıkmıştı. O an ölümcül bir sessizlik oluştu. Barın sorduğu soru sonrası nefes almayı kesmişti. Sena ise sorusu üzerine nefes almayı unutmuş olabilirdi. Onun girişi gibi Barın'ın sorusu zamansızdı.
Sena ne kadar süre sustu bilmese de öylece kalakalmış ve duvarla bakıştı. Sonra bir karartı oluştu ve içinde Engin'in surat ifadesini gördü. Bedeni aniden taş kesilirken Barın'da ondaki bu gerginliği hissetmişti.
Bir süre ikisinden de ses çıkmadı. Etrafı dolduran tek ses aldıkları soluk alış verişleriydi.
Barın sorusunu yeniledi. "Kim Sena?"
O an hiç beklemediği bir anda Sena'nın kulağında "Yavru Ceylan," diyen Engin'in sesi gelince Sena hızla kulaklarını kapattı. Tek söylediği ise "Yapma" olmuştu.
Barın'ın gözlerindeki buz maviliği dalgaya dönüştü. Bunun anlamı neydi? Neler oluyordu? Ne bokum dönüyordu?
Sena'ya bunu yapan Cantekin olamazdı.
Bir çeşit transa giren kızın gözlerine baktı. "Sena diye seslense de Sena sanki burada onunla birlikte değildi.
Belinden tuttuğu kızı o tutmasa Sena sanki yere düşecek gibiydi. Duvar ve kendi arasında onu sıkıştırdı. Elleriyle kulaklarını kapatan kızın gözlerine baktı. Onu bu şekil transa girecek kadar etkileyen neyse Barın ecdadını sikecekti. Artık Cantekin'in adını bile anmıyordu. Bunu ona yaşatan başka biriydi. Emindi çünkü manzara bunu gösteriyordu.
Sena her an düşüp bayılabilirdi. Hani Barın onu tutmasa ona olan bu olurdu. "Seni kimse kurtaramaz." diyen Engin'in sesi bir kez daha kulaklarında çınladığında Barın'dan yardım istedi. Onun burada olduğunu biliyordu. Aklı şükür o kadar kayıplarda değildi.
"Barın yardım et."
Barın bir an bile şüphe etmedi. Çıplak göğsüne çektiği kızı kollarıyla sardı. "Seni korkutan şey her neyse eceli olacağım. Sakın korkma." izin olduğu yere ufak bir öpücük kondurdu. Sena ne hissetti bilmiyordu fakat onun içi titremişti.
"Burdayım. Ben seninleyim..." kalbinin içindeki dalgalanma neyin nesi bilmese de onu sözleriyle teskin etmeye devam etti.
Sena duyduğu kelimelerle biraz olsun sakinleşmişti. Barın'ın yaralı yerine dudaklarını bastırmasıyla yüreğindeki tüm ağırlık sanki kalkmıştı. Elleri yavaşça aşağı inerken ağlamaya başladı. Bugün içinde olan ne varsa bırakmayı istercesine ağlaması hızlandı. Yüzünü Barın'ın çıplak göğsüne gömdüğünde orasının en güvenli bölge olduğunu tam şuan anladı.
Ağlamaları ara ara hızlanıp ara ara yavaşlamıştı. Kendisini azcık olsun toparladığında kendinde konuşma gücü buldu.
Eli Engin'in izinin olduğu o yerini buldu. "Barın," diye ismini seslenebildi.
Onun yüzünü görebilmek için geriye çekildi. Barın hala onu sıkı sıkı tutmaya devam ediyordu. Ona boynundaki yeri gösterdi. "Bir şey yap." ona o anları unutturması için bir şeyler yapmalıydı. "Tiksiniyorum kendimden." bundan bir an bile şüphe etmiyordu. Engin'in dokunuşu kendisinden tiksinmesini sağlamıştı. Ve bu his Engin ve kendinden nefret etmesini sağlıyordu.
Göz bebekleri titreyen kızın yüzünü elleri arasına aldı. "Yardım edeceğim. Edeceğim ama isim vermeni istiyorum." o isim ona lazımdı.
Sena Barın'ın yardım edeceğim sözüyle yüreği teskin oldu. Barın söylüyorsa yapardı. Kalbi bu adamın karşısında titrerken Engin'in ismini verdi. "Engin..."
Gözleri usulca kapandı. Bir damla yaş gözlerinden süzüldüğünde kalbinin üzerindeki bir ağırlık Barın'ın boynuna dokunan dudaklarıyla kaldırıldı.
Barın usulca dudaklarını Sena'nın üzerine bastırdı. Teni öylesine sıcaktı Barın aklını kaybedecekti. "İzin vermelisin," sözüyle izin istedi. Bir yanı Sena ona izin vermesin isterken diğer yanı delicesine o izni ondan almak istiyordu.
Sena usulca boynunu yana eğdiğinde her şey kendiliğinden gerçekleşti. O sıcak kanın üzerine sıkıca Barın dudaklarını bastırdı. Hemen ardından oranın acısını dudaklarıyla almak istercesine öpmeye ve küçük dokunuşlar gerçekleştirdi. Aklından tek geçen Sena'nın tiksiniyorum hissini oradan kaldırmaktı.
İçkiliydi. Sena ve Cantekin'i öyle yakın görünce her şeyi silmek ve bitirmek istemişti. İçkiye alışıktı da az bez içki içmemişti. Bastıramadığı duyguların olduğunu biliyordu. Kendini durdurmak istiyordu. Sena'nın bel boşluğunu parmak uçlarıyla okşadı. Burnunu Sena'nın boynuna bastırdığında tek almayı istediği Sena'nın kokusuydu.
İçine çektiği Sena'nın kokusuyla göğsü inip kalktı. Bundan bir gerisi var mıydı?
Hiç beklemediği bir anda Sena'nın dudakları omzuna dokunduğunda Barın hep tutmak istediği o çizgiyi geçti. İçkiyi bu denli kaçırmasa o çizgide hep kalırdı Barın.
Sena'nın teninin çekiciliğine dili dokunduğunda tuttuğu tüm ipler bir anda dört bir yana savruldu. Aşk mıydı bu? Yoksa özlem mi? Hangisi bilmiyordu ama Sena'nın teninin çekiciliği karşısında yok oldu her bir hasreti. Ne Sedat vardı ne Cantekin. Yalnız Sena ve onun varlığı vardı.
Sena'nın bin kat sarhoş eden teninin tadıyla çekildi ona. Sena'nın ona sokulmasıyla Barın kendini baskılamayı bıraktı. Bıraktı bu defa kendini. Bedeni deli gibi istediği kızın varlığına dokunduğunda Barın gözlerini kapattı.
Tenini dişleri arasına aldığı kızın etini çekiştirdi. Tadını tekrar almayı istediğinde dili tenini ıslattı. Erkekliği tüm bu hisler üzerine kendisini belli ettiğinde Barın azcık kendini geri çekti. Sena bunu fark etmemeliydi. Sena hiçbirini fark etmemeliydi.
Sena Barın'ın bir an durup geri çekilmesiyle ne olduğunu anlamadı. Ayakları gayri ihtiyari ona adım attığında gördüğü şeyle kalakaldı.
İlk kez bir erkekle yakındı hatta o erkek Barın'dı. İlk kez böylesine bir yakınlık kuruyordu Sena.
Bundan ne çıkarmalıydı? Taş gibi sert erkekliğin anlamı ne olabilirdi? Cidden ilişkiler hakkında çok fazla tecrübesizdi ve erkeklerin neden sertleşebildikleri hakkında da çok fikri yoktu. Hep böyleler mi yoksa arzu duydukları kişi karşısında olduğu için mi Barın böyleydi bilmiyordu. Bilmek istedikleri erkekler değildi. Barın ne düşünüyordu.
Bacaklarının arasındaki sızı arttığında baskılaması gerekti. Tüm vücudu alev alev yanarken çıplakken gördüğü Barın aklına geldi.
Sena onun göğsüne yaklaştı ve yüzünü göğsüne sakladı. "Barın affettin mi?" artık şu sinir hali ne olur bitmiş olsundu. Sena'nın aklı karışıyordu. Odada yalnızlardı. Üstelik delicesine sızlayan bacaklarının arası onu çok zorluyordu.
"Lanet olsun." diyen Barın kafasını geriye attı. İçkiliydi ve kafası yerinde değildi. Hani Sena affettin mi demese Barın da şu noktadan sonra duracak gibi değildi.
Acaba,
Affetmese miydi...
Hikaye dışı Yazarın kendisine Not:
Sanırım görselliğe değer veriyorum. Ben de bunu burada anladım. Yakın da şair de olursam şaşırmam. Zaten sen Şairsin derlerken Yazar oldum. Kendimden artık her şeyi bekler oldum. Sevdiğim herşeyi dile dökmek istiyorum. Kalem kağıt dostum da olacakmış vay be. Bilseydim çoktan onları hayatıma önceden alırdım. Bir kağıt, bir kalem... Hayatım da beni yormayan, iki dost......
(Yazarken kendime bu notu düşmüşüm:) silmek istemedim:))) kalsın bakalım
Ve ve hikayenin ana metni;
Umarım bölüm eğlenceli olmuştur. Yarıda kesilmiş gibi oldu ama olsun. Düzenlemesini yaparken ben azcık eğlendim. Barın bence içmeyi bırakmalı. Sena ise gözlerinin bekaretini bozmuşken aşkı ona sizce ilerleyen bölümlerde neler yaptırır dersiniz? Sonuçta görmemesi gereken her şeyi gördü. Hisleri ise hepimizin bildiği gibi malumunuz. Barın'a ise nasıl başlamalıyım hiç bilmiyorum. Başlarız bir yerden. İlerleyen bölümde görüşmek üzere:))D