bc

Sessiz Çığlık

book_age12+
1.1K
TAKİP ET
10.6K
OKU
billionaire
family
forced
arrogant
drama
bxg
musclebear
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Kadın,aşkını kendi içinde yaşayan biriydi. Kendi dünyasında doruklarda yaşayan, bir o kadar da sevgisini büyüten bir kızdı. Daha 14 yaşında aşık olmuş, hayallerini sırlarını en önemlisi de aşkını içinde tutmuştu. Kimse bilmeden gün geçtikçe yaşamaya başlamıştı. O büyüdükçe aşkı da, sevgisi de, hayranlığı da onunla büyümüştü. Daha çocuk yaşta aşkla tanışmış,aşkı bilmeden adamı içinde bir güneş gibi doğurmuştu. Onunla batacağını bilmeden gün geçtikçe bağlanmıştı. Bir gün aşkının en sevdiği tarafından çalınacağını bilmeden. Adam, sevmişti. Kendini bir kadına kaptırıp yıllarını ona vermişti. Bütün dünya bir araya da gelse doğruları ve yanlışları ayırt edemiyordu. Sevgisini ilk getiren o olmasa bile son getiren ben olacağım demişti. Sevdiği kadını, eşi yapmış bir mutluluğa adımını atmıştı. Eşinin onu yarım bırakacağını bilmeden. Yarım kalmış hayatlar ve aşklar insanı duygusuzlaştırırdı. Kalbini söküp atar bir daha yeri doldurulamazdı. Yıktıkça yıkardın etrafındakileri. Paramparça olana kadar da vazgeçmezdi. Onların sessiz çığlıkları bir güneş gibi doğdu, bir güneş gibi battı. Batarken de doğarken de en çok birbirini yaraladı. Onlar Mira ve Kadir di. Sessiz Çığlıkların baş kahramını, baş rolüydü. Sessiz Çığlıkları haykırışları hiç bitmeyecek olandı. Acı da aşkta onları en derinden vurmuş, güçlü bir yara bırakmıştı ruhlarında. Onlar, geleceğini bile bile gökyüzüne salmıştı.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1.Bölüm
Hayat herkese,her şeye rağmen küçükken güzeldir. Helede 14 yaşındaysanız. Küçük olmak bazen zor da olsa en güzel zamanlardır aslında. Sizi seven,koruyan ailenizin olduğunu bilmek ise bam başkadır her zaman. Ardında,sağın da solunda ve önünde ailenin olması sizi en doruklara yüceltir. Aslında en güzel zamandır 14 yaş. Büyümemiş,hayatın zorluklarından bir haber yaşıyorsunuzdur. Sizi daha acı,keder,üzüntü ve yalnızlık vurmamıştır. Ailenin gölgesinde olursun ve ne olursa olsun ailem beni koruyacak dersin. Bende öyleydim. Daha küçücükken annem,ablam ve babam her zaman benimle olacak her daim beni koruyacak derdim. Ben,yalnızlığı en çok yara aldığımda iliklerime kadar hissettim. Ben 17 yaşında en büyük yaramı aldım ve o günden sonra yaralarım daha da açıldı. İlmek ilmek içime işledi. Ben yalnızlığı da,acıyı da daha 17 yaşında kendime arkadaş edindim. Bir anda yere çakıldım. Olmaz dediğim ne olduysa oldu. Yaşayamam dediğim bu hayatı yaşamak zorunda kaldım. Hayatım bir an da yere çakılırken ben sadece seyirci kaldım. Canım yana yana,ağlaya ağlaya izledim. Ben acıyı sadece kendime arkadaş belledim. Ben Mira Sancak. Ben acıyı isimim belledim. Ben acıya göğüs gerdikçe o benim boynumu eydi. Kanımı son damlasına kadar içti. Ben gurur tanımadım. Ben bir zaman sonra gurura hasret kaldım. Benim mutlu sonum hiç olmadı. Ben acıya eşlik ettim her zaman. Ben sessizce tüm dünyama çığlıklarımı salladım. Fakat kimse Benim SESSİZ ÇIĞLIK'larıma merhem olmadı. Ben hataları tek başıma üstlendim. Ben cezaları tek başıma çektim. Ben her şeye tek başıma adım attım. Yinede yıkılmadım. Yıkılmadım dediğim de yıktılar beni. Benim hayatım da mutlu sona yer yoktu. Ben dışarıya mutluy'MUŞ gibi yaptım hep. Huzuluy'MUŞ gibi. Benim hayatımı MUŞlar yöneltti. Benim acılarım onunla başladı. Ben her acıya onunla başladım. Ben aşık olduğum adam tarafından her gün öldüm,öldürüldüm. Nasıl mı? İşte başlıyoruz. Bundan sonrası ise benim acılarıma şahitlik edecek. **  ''hadi Mira'' Bugün evimizde hummalı bir çalışma vardı. Bugün babamın yeni ortağının ailesi bizim eve yemeğe gelecekti ve annem iyi bir izlenim vermek için sabahtan beri evin içinde dolanıp duruyordu. Annem ne kadar mükemmel bir ortam hazırlamaya çalışsa da zaten annemin elinin deydiği her şey mükkemmel oluyordu. Bunu ablamdan da anlayabiliyordum. Ablam annemin kopyasıydı. Başımda durmuş hazırlanmam için beni ikna etme çabasından da anlayabiliyordum aslında bunu. En sonunda ofladığımda ablam saçlarımı çekiştirdi. Öfkeyle çığlık attığımda ablamın kahkahası kulaklarıma ilişti. ''Hadi diyorum ama Mira. Bak birazdan gelecekler ama sen hala hazır değilsin'' Ablama öfkeyle bakarken ''neden saçımı çekiyorsun!'' dedim öfkeyle. Ablam sözlerine kulak asmayıp saçlarımı düşünmeme gözlerini devirirken ben en sevdiğim saçlarımı sevgiyle okşamaya başladım. Ablam homurdanırken hızlıca ablamın üzerine atlayıp yanaklarını öpmeye başladım. Ablam ilk öfkeyle beni üzerinden itmeye çalışsa da ardından dayanamamış benimle beraber gülmeye başlamıştı. Bir kaç dakika sonra sesimize annem odaya girmiş ve ''Aferin Merve sana da. Ben buraya seni kardeşini kaldırman için gönderirken sen daha beterini yapıyorsun'' demiş ve hızla odayı terk etmişti. Annemin bu haline ablamla daha çok gülsekte en sonunda ablamı dinlemiş ve hazırlanmaya başlamıştım. Üzerime siyah kazak ve kot şortumu giydikten sonra ablam güzelce saçlarımı taramış ve yanağıma bir öpücük kondurmuştu. Ablamla biz ne kadar görünüş olarak birbirimize benzesekte karakter olarak zıttık birbirimize. Ablam disiplinli,düzenli iken ben rahat ve dağınıktım. Ama yine de ablamı o kadar çok seviyordum ki bazen ona ikinci annem derdim. Ablam benden 6 yaş büyüktü. Bundan 1 ay önce 20 yaşına girmişti ve doğum günü partisine beni de götürmüştü. Aslında biz onunla abla kardeşten çok iki en iyi arkadaştık. Her şeyi beraber yapardık. Aramızdaki bağı çoğu insan kıskanırdı. Hatta ablamın bazı arkadaşları doğum gününde içkili ortama küçücük kızı neden getirdin diyip suratını assa da ablam beni koltuğunun altına alıp ''doğum günümde kardeşim de olmayacak da başka kim olacak'' demişti. Aslında onlara ablamın arkadaşı demem yanlış olurdu. Hepsi annemin arkadaşlarının çocuklarıydı ve ablamın ki onlarla zorunlu arkadaşlıktı. O yüzden onlar yerine beni üzmek yerine,benim için onları üzmeyi tercih ediyordu. Bir ara ablam 'benim için kimse değil sadece ailem önemli Mira. en çok da sen kardeşim' demiş ve birbirimize uzun uzun sarılmıştık. Ablam o yüzden benim için çok önemliydi. Benim için çok değerli. Onun için her şeyi feda ederdim de vazgeçerdim de.  Tamamen hazırlandığımızda ablamla aynadan göz göze geldik ve gülümsedik. Arkamı döndüğümde o mis gibi kokusunu içime çekip yanağına bir öpücük bıraktıktan sonra ''gidelim hadi'' dedim. Ablam başını salladığında odanın kapısını açtım. İkimizde dışarı çıktığımızda zilin sesiyle ablama dönüp ''beklenen konuklar geldi '' dedim. Ablam başını sallarken birbirimize sarılarak aşağı inmeye başladık. Ablam beraber merdivelerden inerken her zaman beni kolunun altına alırdı çünkü merdivelerden zıplayarak inmeye bayılıyordum. Düşer bir yerimi incitirim korkusuyla da ablam sürekli beni yanına çekerdi. Salona geçtiğimizde ailemin birileriyle selamlaştığını gördüm. Babam biraz sonra ''işte benim kızlarımda geldi'' dediğinde ablam ''merhaba'' diyerek yürümeye başladı. Bende hızlıca ablamı takip ederken annemin tanıştırdığı sarışın bir bayan ve esmer bir adamla selamlaştım. Onlara elimi uzatırken ikisininde beni çekip sarılması yüzümü güldürmüştü. Sıcak ve samimi insanları severdim. Aynı içtenlikle onlara karşılık verdiğimde sarışın bayan ''canım bak buda benim oğlum '' dedi. Başımı çevirdiğimde çarpıldım. Evet bildiğin çarpıldım. Kalbim amansız bir şekilde hızlanmaya başladığında sanki midem de bulanmaya başlamıştı. İçimde bir şeylerin yeşerdiğini hissederken,karşımdaki adamın yüzüme doğru elini sallaması etrafımdaki güldürmüştü.  Esmer,benim iki katım boyunda olan adam beni tuhaf duygulara itmişti o an. Üzerine giydiği beyaz gömlek ve gri hırka esmer tenini öyle bir gün yüzüne çıkarmıştı ki onu bakılasından çok ağzını sulandırası yapmıştı. Ben yalnızca 14 yaşındaydım fakat karşımdaki bu yakışıklı beni saçma sapan düşüncelere itmişti. ''Canım'' diyen annemin sesini duyduğum da hızlıca kendime gelip anneme baktım. Annem kaşlarıyla karşımı işaret ederken usulca döndüm ve bana elini uzatan adama bakmaya başladım. Sakalsız yüzü bebek gibi parlıyordu ve içten içe insanı meraka sürüklüyordu. En fazla benden bir iki yaş büyük olduğunu düşünüyordum o an. Uzattığı eline titreyen elimi bıraktığımda elim avucunun içinde ufacık kalmıştı. Boğazını temizledikten sonra ''Kadir'' dedi. Sesimin titrememesine dua ederken ''Mira'' dedim. Başını sallayıp usulca elini çektiğinde içten içine benimle yada benden bir kaç yaş büyük olmasını diledim. Zaten dilememe gerek yoktu. Boyu dışında görünüşü en fazla 17-18 di. Babamın yönlendirmesiyle yemek masasına geçtiğimizde Kadir ablamla yan yana oturmuştu ve bende tam Kadir'in karşısındaydım. Heyecandan ellerim tutmuyordu resmen. Terleyen ellerimi şortuma sildiğimde derin bir nefes aldım ve servis edilen çorbamı içmek için kaşığımı elime aldım. Herkes bir anda sohbet etmeye başladığında ben Kadir'e bakıyordum çaktırmadan. İlk görür görmez bu küçücük kalbimi nasıl da hızlıca attırmıştı anlam veremiyordum. Sanki,sanki bir anda kalbimi avuçlarımın arasına bırakmıştı da o atışını avuçlarımın arasında hissediyordum. Sanki içime bir güneş gibi doğmuştu. Aileler birbirleriyle muhabbet ederken Kadir ve ablam da birbirleriyle konuşmaya başlamıştı. Onlara kaşlarımı çatarak bakmaya başladığımda babamın ''Merve kardeşin dikkatini çekmeye çalışıyor'' demesiyle hızlıca babama döndüm. Dikkatini çekmek istediğim ne kadar ablam olmasa da hafifçe gülümsedim. Kadir gülerek bana baktıktan sonra ''sanırım kıskandı'' dedi. Annem kıkırtıları eşliğinde ''ablasını kimseyle paylaşamaz'' demesiyle ''anne'' diye uyarı da bulundum. Burada kıskandığımda,dikkatini çekmeye çalıştığımda Kadir'di fakat bunu kimseye belli etmemekte fayda vardı değil mi? Ablam gülerken Kadir'de bana bakıp göz kırptı. O an kalbim boğazımda atarken yutkunamadım. Resmen bana göz kırpmıştı. Her yerimi ter basmaya başladığında kimseye çaktırmamaya çalışıp önümdeki suyu bir dikişte içtim. Saçlarımı sırtıma atarken muhabbet iyice koyulaşmıştı. Yemekler bittiğinde oturma grubuna yerleşmişti herkes. Ben ablamın yanında yerimi alırken Kadir'in karşımda olmasına da ayrıca dikkat etmiştim. Onu rahatça izlemek istiyordum o an. Her ne kadar onun çocukça heves olduğunu bilsemde olmaması için dua ediyordum. Babamın ''Kadir sen ne zaman işin başına geçeceksin'' demesiyle dikkatimi onlara verdim. Allah aşkına 18 yaşındaki çocuk ne işin başına geçecekti ki. Kadir'in babası Ahmet amca ''kısmetse bu sene okul bitiyor. Ben ne kadar doktora yap desemde o şirketin başına geçmeye hevesli. Sanırım beni erken emekli yapmak istiyor'' demesiyle gözlerim şokla açıldı. ''sen kaç yaşındasın ki?'' diye aniden sormamla bütün gözler bana döndü. Aniden yüzüm kızarmaya başlayınca annem gülerek ''Mira'' dedi. Sanırım bir anda böyle ani çıkışmamla şaşırmışlardı. Kadir gülerek yüzüme baktıktan sonra ''22 yaşındayım ufaklık. '' dedi. Şok üstüne şok yaşarken salaklığımı lanet ettim. Babamın da ''ablanla aynı üniversitedeler Mira'cım'' demesiyle iyice şok oldum. Aniden ablama döndüğümde onun Pınar teyzeyle konuştuğunu gördüm. Kadir'in 22 yaşında olması beni kocaman bir hüsrana uğratmıştı. Fakat kendimi aşkın yaşı yoktur diye ikna etmeye çalışmaktan da geri durmadım. Gece yavaş yavaş ilerlerken Kadirler de ayaklanmıştı. Onların gitmesine ne kadar üzülsemde yüz ifademi normal tutmaya çalıştım. Kadir'in burada bizim yanımızda kalması için nelerimi vermezdim ki o an. Fakat bunun da olmayacağını bildiğim için en sonunda yüzüm asıldı. Ahmet amca yanaklarımı öptükten sonra herkesle selamlaşmaya başladı. bana en son Kadir düşerken heyecandan tekrar ellerim terlemeye başladı. Kadir elini uzattığı zaman elimi şortuma hızlıca sürtüp uzattığı elini sıktım. ''iyi geceler'' dediğinde heyecandan sadece başımı sallamakla yetindim. Onların gidişinin ardından bakarken,her şekilde 'aşkın yaşı yoktur' diye yine kendi kendime söylendim. -bölüm sonu

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

Askerin Yaralı Gelini

read
29.2K
bc

KIRMIZI DOSYA : AŞK +18

read
27.7K
bc

İNFAZ

read
4.9K
bc

KIZIL ŞEYTAN (BERDEL) TAMAMLANDI

read
14.9K
bc

Askerin Gelincik Çiçeği

read
34.9K
bc

KARŞI KOMŞUM Bİ ROMEO

read
7.5K
bc

YIKIK MESKEN

read
3.4K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook