Kamp, gün batımının kızıllığıyla aydınlanırken, merkezden gelen acil bir mesaj tüm çadırları titretti; emirler keskin, talimatlar geri dönüşsüz ve operasyonun tamamını yeniden şekillendirecek türdendi. Faruk Paşa haritalara bakarken, Selin ve Derya sahadaki hareketleri ve yeni riskleri hızla analiz ediyordu. Ancak bu kez baskı, sahadaki tehlikenin ötesinde, merkezi gözlemin ve komutanların müdahalesinin yarattığı psikolojik ağırlıkla birleşiyordu. Yaman, Asya’yı çadırının önünde bulduğunda, gözleri hem sahadaki karmaşayı hem de gece boyunca aralarında kurulan bağı hatırlıyordu. Asya bakışlarını ona kilitledi; nefesleri birbirine karıştı, ama hâlâ acele yoktu. Bu mesafe, sahadaki kaosla paralel bir erotik gerilimi de beraberinde getiriyordu: her temas hem güven hem de arzu dolu bir meydan

