Rüyasında koskoca yemyeşil bir alandaydı. Hemen önünde uçsuz bucaksız bir çam ormanı uzanıyordu. Bir adım daha atarsa ormanın içine girecekti. Ama ormana girmeden önce önünde uzanan çalılıkları, dikenleri ve yüksek bir köprüyü geçmesi gerekiyordu. İnci kendi kendine ne kadar çok engel var diyordu hemen geri dönecekti. Ama ormandan da öyle bir koku geliyordu ki mis gibi orman meyveleri, çimler, kuşların cıvıltısı onu çağırıyordu. Ne olursa olsun o engeli aşacaktı. O yüzden çalıları dikenlerin acısını hiçe sayarak geçti. Kolları ve bacağının alt tarafı çizilmişti ince ince. Hala da vazgeçesi yoktu. Dikenleri de elleriyle yanlara ite ite aralarından geçmişti. Şimdi karşısında sadece bir köprü kalmıştı. Köprüye ilk adımını attı. Bir adım daha bir adım daha… Yol gittikçe uzuyordu. Tam köprünü

