Servet gidince, İnci kızıyla baş başa kalmıştı. Evet işinde başarıyla yükseliyordu evet kocası onu çok seviyordu ama şu boşluk hissi asla içini terk etmemişti. Acaba herkes mi böyleydi sadece kendisi mi doyumsuzdu? Ruhunun ahengini bulamamış gibiydi. Servet sadıktı, eğlenceliydi, sevgi doluydu ama işte uyumsuzlardı. Bir noktada aralarında bir boşluk kalıyordu. Olduğu yerde saymak onun için yeterliydi. İnci kocasının bir hırs küpü olmasını istemiyordu ama ideallerine eşlik edecek biri olsa daha enerjik hissedebilirdi. Servet’in en sevmediği huyu da kendisi için çok şey yapıyordu evet ama bu yaptıklarını her fırsatta bu yaptıklarını tek tek hatırlatmaya bayılıyordu. İnci’nin en sevmediği şey yapılan şeyin sürekli başa kakılmasıydı. Bu davranış tekrarladığı zaman hiçbir şeyin anlamı kalmıyor

