İnci’nin kalbi ve aklı üçe bölünmüştü, günlerin nasıl geçtiğini anlamaz olmuştu. Her şeyi yapıyor her yere yetişiyordu bir aksilik de yoktu. Hatta çok da mutluydu sabahları bir heyecan ile uyanmak işe giderken günlerinin monoton geçmeyeceğini bilmek ona neşe veriyordu. Evliliğine de asla zarar vermemişti zarar verecek en ufak bir davranışı yoktu. Ama içten içe biliyordu sanki öyle bir tehlike vardı bir gün gelecekti o korkuyla bekliyor çekiniyor ve ümit de ediyordu. Tarık’ın sesini duyduğu zaman, uzaktan gördüğü zaman bile kalbi çarpıyordu. Acaba diyordu kendi kendine evlenmemiş olsa Tarık’la karşılaştığında her şey bambaşka olur muydu? Çok yoğun bir Perşembe günü geçirmişti. Neredeyse tüm günü yirmilik diş, gömülü diş ve kanal tedavisi ile geçmişti. Hafif bir operasyon ile dinlenmeye fır

