19. Bölüm

1367 Kelimeler
Müziğin hoş ritmine kendimizi uydurmuş sarmaş dolaş sallanırken, bir yandan da birbirimizin yanağını, boynunu, gıdığını öpüyor, diğer yandan sırtlarımızı, kalçalarımızı okşuyorduk. Kumaşın altında çıplaktı bedeni Tuğba’nın.. Yumuşak ve kaygan ipekli kumaşın altındaki çıplak kalçaları sıkıp dolgun ve sert etini avucumda hissederken “Belki de tanga giymiştir” diye düşünüyordum. Ben tanga bir külot giymemiştim, sıradan bir külotum vardı. Ama Tuğba’nın biraz sert okşamalarını aradaki eteğin kalın kumaşına ve külotun yumuşacık pamuklusuna rağmen gayet iyi hissediyordum. İçimi büyük bir ateş basmış, dokunmaların hazzıyla kasıklarımı alevler sarmıştı. Zaten kısa bir süre sonra ikimizin de elleri eteklerin altına kaymış, çıplak bacaklarımızı, uyluklarımızı ve külotların altındaki vadileri okşamaya başlamıştık. Tuğba’nın bedenini bedenime sıkıca bastırırken dudaklarım koyu kırmızıya boyanmış, karamel şeker tadındaki dudaklarına uzanmıştı. Zevkle, keyifle, şehvetle, birbirimizin dudaklarını emerek, dilerimizi dillerimize dolayarak uzun bir öpüşmeye girişmiştik. Eteğini beline kadar kaldırmış, tanganın açıkta bıraktığı dolgun kalçalarını okşuyordum, o da benim eteğimi arkadan kaldırmış, pamuklu beyaz külotumu yana aradaki boşluğa kaydırmış, çıplak kalçamı sıkıp, avuçlayarak bana aynı şekilde karşılık veriyordu. Öpüşmenin verdiği hazla birbirimizin bedenleri ellerimiz arasında zevkle raks ediyordu. Bacaklarımız çoktan birbirine dolanmış, dizlerimiz vadilerimize hoş ve tahrik edici bir şekilde baskı yapıyordu. Tuğba’nın sırtında dolaşan elimi yukarılara kaydırmış, fermuarını indirmiştim. İpekli giysiyi bir bel hareketiyle ayaklarının ucuna düşürmüş, sadece üzerindeki bordo, dantelli transparan tangayla kalmıştı ki onun hiçbir yeri örtmediğini, muhteşem vadisini daha da güzel gözler önüne serdiğini tahmin edebilirsiniz. Bir yandan sırtını, omuzlarını okşarken öpe öpe boynundan, omuzlarından aşağı doğru iniyordum. Tuğba gözlerini yummuş, iki eliyle benim başımı tutmuş, müziğe uygun olarak dans ediyor, öpüş ve dokunuşlarımın verdiği zevkle kıvranıyordu. Bir an gözüm karanlıkta oturan Gökhan’a kaymıştı. Sanırım gözlerini üzerimize diktiğini hissetmiştim ama baştan beri böyle bakıyordu. Az sonra onda dikkatimi çekenin derinden de gelse çıkardığı ses olduğunu anlamıştım. Fermuarını indirmiş, mal varlığını çıkarıp iyice kavramış, bizi izleyip kendini okşar, sıvazlarken öyle havaya girmişti ki zevk sesleri çıkarmaya başlamıştı. Gökhan’ın çıkardığı sesler Tuğba’nın da dikkatini çekmiş olmalıydı ki bir an durmuş, ona doğru baktıktan sonra beni bırakıp Gökhan’a yönelmişti. Daha ben ne olduğunu anlamadan da adamın önüne çömelivermişti. Gökhan iyice kaykılmış, kendini Tuğba'nın öpüp emmelerine bırakmıştı. Ama gözü de bendeydi. Bu bakışları bir işaret olarak gördüm. Zaten içimin ateşi alev alevdi ve böyle yarım bırakamazdım. Bakışlarını çağrı olarak kabul etmiş, ona doğru yönelmiştim. Tuğba bacaklarının arasında hızla işine devam ediyordu. Gökhan’ın başucunda durdum, başımı başına doğru eğdim, dudaklarımı yönelttim. Karşılıksız bırakmadı. Bir eliyle Tuğba’nın başını tutup önüne bastırırken diğer eli benim kalçamı kavramıştı. Ama Tuğba’nın başını kaldırmasına ve bizi öpüşürken görmesine elini çekmesine yetmişti. Tuğba Gökhan’ın elini kalçamdan çekip bana uzaklaş gibisinden bir işaret yapmıştı ama görecek halim yoktu. Görsem de aldırmadım. Öpüşmeye devam ettik, o da emmeyi sürdürdü. Tabii ki beni unutmamıştı. Dizlerinin üzerinde doğrulup, başının kaldırdı. Eliyle okşamaya devam ederken bu kez Gökhan’ın elini kalçamdan sertçe itmekle kalmadı, beni de geriye doğru çekti. Hareketleri sertti, kızgın olduğunu anlamış, dudaklarımı Gökhan’dan ayrılmış, bir iki adım da çekilmiştim. Gözlerini gözlerime dikti. Bakışlarımız buluştu. Kafasını çevirip bakışlarını hızla kapıya yöneltti. Çık diyordu. Çık, git. İşin bitti! Ne kadar öfkelendiyse, ben daha hareket edemeden bir hışımla yerinden fırlamış, kolumdan tuttuğu gibi sırtımdan iterek kapıya götürmüş, elime giysilerimi verip kapıyı arkamdan kapatmıştı. Halim komikti ama gülecek halde değildim. Kucağında giysileri çırılçıplak bir kadın apartman arasında kapının anahtarını arıyor. Anahtar bluzumun cebindeymiş. Can havliyle kendimi evden içeri nasıl attım bilmiyorum. Girdiğim anda ilk aklıma gelen de dünkü gibi Ömer’in erkenden gelmiş, abus suratla bekliyor olacağıydı. Neyse ki aklıma gelen başıma gelmemişti. Ömer o gün geç gelecekti. Bir saat gecikme diyordu ama iki saati buluyordu gelmesi. Kursa gittiğini söylemişti ama size de anlattığım gibi telefonunda bulduğum numara bir doktora aitti. Doktor erkek olduğu için kıskanmamıştım, yine de merak etmeli soruşturmalıydım. Başımda o kadar iş vardı ki Ömer’i ihmal etmiştim. Kim bilir benden habersiz ne işler karıştırıyordu. Belki birşey karıştırmıyordu da hastaydı ve üzülmeyeyim diye hastalığını benden gizliyordu. Benim şefkatli kocamdan beklenirdi böyle tavırlar. O nedenle kapı çaldığında gelenin o olmadığını biliyordum. Gelen Fatih’ti. Bakışlarını hiç beğenmemiştim. Bana hitabı da terbiyesizceydi. Normalde abla der, saygılı konuşurdu ama bu kez “sen” diyerek ve oldukça kaba hitap ediyordu. Bana karşı iyice dolmuş olmalıydı. Bu hallerini daha kapıda gördüğüm anda hissetmiş, içeri buyur etmemiştim ama onun niyeti içeri girmekti. Kapıda aramızda küçük bir itişme oldu. Ben onu itip içeri sokmamaya çalışırken, ayağını kapının arasına koymuş “Çekil lan, girecem! Seni çok özledim” diye bağırıyordu. Bu gibi durumlarda bana deli kuvveti gelir. Çocuğu iterken kapıyı da öyle sert kapamışım ki ayağı arada kalıp iyice ezilmiş. Çıkardığı sesle bütün apartman inlemişti. Kapıyı kapatmakla kalmamış, kilitlemiştim. Sırtımı dayamış, dışarıdan gelen sesleri dinliyor, Fatih’in gidip gitmediğini anlamaya çalışıyordum. Gitmez de kapının önünde Ömer’le karşılaşırsa büyük bir rezalet çıkacağı kesindi. Bugünkü olaydan sonra Tuğba da beni kurtarmazdı. Gerçi onlarda nasıl bir oyuna geldiğimi anlayamamıştım ama şimdi sorunum büyüktü, onu düşünecek halim yoktu. Fatih hâlâ dışarıdan bir şeyler söylüyor, güm güm kapıya vuruyordu. Sonra gür ve tok bir sesin “Ne oluyor orada! Ne yapıyorsun lan evli kadının kapısında!” diye bağırdığını duydum. Ardından pat pat ayak sesleri gelmişti. Fatih’in ayak seslerini duymuştum. Koşarak aşağı iniyordu. Ulan Fatih konu komşuya rezil ettiğin yetmedi, şimdi de kaynanama mı duyuracaksın, diye içimden geçirdim ama evde olsa çoktan dışarı fırlamıştı Muteber Hanım. Bu rezalete yakından şahitlik etmek isteyeceği kesindi. Kim bağırıyorsa aşağıdaydı herhalde ve Fatih yakalanmıştı. “S.ktir git lan! Çabuk git!” diye bağırırken birkaç tokat da aşk etmişti sanırım. “Vallahi abi, düşündüğün gibi değil!” diye yalvarmaya başlamıştı Fatih. “Hadi git, gözüm görmesin!” diyen sesi çok yakından geliyordu adamın ve oldukça tanıdıktı. Korkarak kapının göz deliğinden baktım. Bu oydu. O! Yolunu hasretle gözlediğim adam, Yılmaz’dı gelen. Heyecanla kapıyı açtım. Kendimi tutmasam kollarına atılacaktım. Ama o her zamanki ciddi bakışı ile bunu önledi. Yüzü çok ciddiydi ama gözlerinin içindeki gülücüğü, sevecenliği görebiliyordum. Kendimi mümkün olduğunca frenledim, ciddi bir ifade takınmaya çalışarak “Hoş geldin Yılmaz Abi, Ömer de birazdan gelir!” diyerek içeri buyur ettim. Ama kapıyı kapadığımda kendimi tutmam mümkün değildi. “Aşkımmm, seni çok özledim,” diye kollarımı boynuna dolarken gözlerimden yaşlar akıyordu. Neyse ki beni terslememiş, kendini çekmemişti. Beklenirdi ondan böyle hareketler. Ayaklarımın ucunda yükselirken ensesinden bastırmış, öp beni diye dudaklarımı dudaklarına uzatmıştım. Bir an gözlerimin içine bakmış, içimden gelip gözlerime yansıyan aşkı hissedince yine gözleriyle gülmüş bana doğru eğilmişti. Güçlü kollarıyla sarmış bir yandan dudaklarımı dudaklarının arasında ezerken, diğer yandan sert ellerini bastırarak sırtımı, kalçamı okşuyor, sıkıyordu. Bluzum kaymış, omzum memişlerime doğru açılmıştı. Omzumu okşayan eli bluzu iyice yana doğru sıyırıp çıplak memişime yönelmiş, öpmeye ara vermeden onu avuçlayıp ucunu parmaklarının arasında mengene gibi sıkıp çevirmeye başlamıştı. Bu hareketi canımı çok acıtsa da memişimin ucundan tüm bedenime arzu alevlerini yöneltiyor, beni çılgınca bir istekle dolduruyordu. Soluksuz kalana kadar kapının önünde öylece öpüşmüştük. Nefes almak için durduğumuzda yine göz göze geldik. Aşkla bakıyordu. Parmak ucumla yanağına dokunur, elimi dudaklarının kenarında gezdirirken “Seni çok özledim” diye fısıldadım. Cevabı, dizlerimin arkasından tutup bacaklarımı beline sarmak olmuştu. Ben de kollarımı sıkıca boynuna sardım. Bu sırada tekrar dudaklarımız buluşmuştu. Öpüşmeye devam ederken beni kucağında misafir odasına götürmüş, sırt üstü yatağa bırakmıştı. O anda aklına gelmiş olmalı ki, gömleğini sıyırırken “Ömer?” diye sordu. “Birazdan gelmeyecek mi?” Kollarımı uzatırken “En az bir saat geç kalacak” diye karşılık verdim. Gözlerimizi birbirimizden ayırmadan soyunmuştuk. O pantolonu ile birlikte donunu çıkarıp atarken ben de bir hamlede hem bluzumu, hem de eteğimi atmış, sadece külotla kalmıştım. Üzerime doğru eğilirken ayağımı tutmuş, üzerinden öptükten sonra ellerini bacaklarımın iki yanından kaydırıp külotumu çıkarmıştı. Kollarımı uzattım, bir anda tek vücut oluverdik. Uzun uzun sevişecek zamanımız yoktu, biliyordum ama bu kadar da hızlı olması gerekmiyordu. Bacaklarımı iki yana ayırmış, geriye doğru itmiş, bir hamlede yerleşivermişti. Elini yatağa bastırmış, oradan güç alarak sert ve derinlere inip canımı acıtan ama müthiş zevk de veren hamlelerini yapıyordu. Onu hissetmek istiyordum. Bedenime abanmasına, bütün ağırlığını vermesine bile razıydım ama o bana hiç sarılmadan işini görüyordu, ancak iki yandan bedenini okşayarak ellerimde, parmaklarımda bedenini, çıplaklığını hissedebiliyordum. Uzun süre böyle devam edip beni zevkten kıvrandırmış, ancak son anlarda biraz gevşemiş, vücudunu üzerime bırakmıştı. Ben de sıkıca sarılmıştım. Günün bütün gerginliği onun içimi delen hamleleriyle birlikte gitmişti. Hazla dolmuştum. O hırıltılı bir ses çıkarmaya başlarken ben de “Aşkım… canımmm..” diye zevk sesleri çıkarıyor, hamlelerine kalçamla güçlü karşılıklar veriyordum. Önce benim, sonra da onun doruğu bulması için çok geçmesi gerekmemişti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE