Günler birbirinin aynısı gibiydi; evin içi giderek daha da daraldı. Eskiden mutluluk veren her şey haram diye yasaklanmış ti. Odalarda eskiden asılı duran resimler kaldırılmiştı. Bebeklik fotoğrafları hepsi kalın örtülere sarılıp en kuytu köşeye saklanmışti... Mumların solgun ışığı, perdelerin arkasından sızan zayıf gün ışığını boğuyor; televizyonun uğultusu, evin ritmi haline geliyordu. Televizyon da herhangi bir kanal bir çizgi film ve ya haber izlemek yasaktı. Sadece sadece verilen dvd kasetleri çalıyordu. Halise her sabah bir ritüel gibi aynı cümleleri tekrarlıyor, Hazret’in öğretilerini kâğıttan dökülen bir emir gibi evin köşelerine asıyordu. Necip ise akşamları işten yorgun döndüğünde, elinde taşan sessizlikle kapıyı aralıyordu — artık evde kendine ait bir yer kalmamış gibiydi. Ev

