Arkamda duran silüete baktım,o kişinin kim olduğunu merak etmiştim.Birden arkamı döndüm.Arkamda Berke vardı.Bana sırıttı.
“Sana destek olmayı çok isterim,Şeyma.Nasıl olsa yakında benim karım olacaksın!”
Berke’ye tiksinerek baktım.Son derecede yapmacık bakışkarıyla bana bakıyordu.
“Senin yardımına ihtiyacım yok,Berke Demir.”
“O zaman bunu kendi zararınla ödersin,Şeyma Öztürk.”
Artık başka çarem kalmamıştı.Gözlerim yaşlarla dolmuştu.
“Berke,söyle bana,neden benimle evlenmek istiyorsun?O zaman ne değişecek?!Neden!
Neden..bunu istiyorsun?”
Berke ise artık ciddiydi.
“Nedenlerim var,Şeyma.”
Gözyaşlarımı silip ona meraklı bir bakış attım.
“Nedenlerin?Ne gibi bir nedenin olabilirdi Berke?Benim hayatımı mahvedebilecek kadar?”
Berke bana doğru yaklaştı.Elleriyle çenemi tuttu.Bana doğru baktı.İstemsizce kalbimin ritmi hızlanmaya başladı.
“Lütfen Şeyma..bana bir kez olsun sürekli bunu bana sorma.Zamanı gelince kendimi anlatacağım.”
Daha sonra yavaşça dudaklarımız birleşti.Ona karşılık veremeden duramadım.Tutkuyla öpüşmeye başladık.
Berke sırıttı ve şunları söyledi.
“Sana demiştim,biz birbirimiz için yaratılmışız!Benden asla ayrılamazsın,karşı koyamazsın!” dedi şaşkınlıkla ona baktım ve dudaklarımı dudaklarından çekip ona okkalı bir tokat atacaktım ki kolumu tuttu.
“Ulan sen ne yapmaya çalışıyorsun?”
“Sen ne yapmaya çalışıyorsun asıl?Kafayı mı sıyırdın sen?Şu düştüğümüz saçmalığa bak!”
“Ne saçmalığı,Şeyma!?Bundan sonra benim karım olacaksın,eğer istediğimi yapmazsan,bunu ancak baban ödeyecek.” diyerek sırıttı.
“Siz bu tür insanlar,insanların zayıf halinden faydalanır,değil mi?”
“İnsanların zayıf halinden değil,insanların ancak boş kalan tarafından faydalanırım,senin bir tarafın boş,Şeyma.İzin ver o boşluğu doldurayım,SENİN BANA İHTİYACIN VAR.