"Dikkatli ol, dikkatli..."
Mırıldanarak biraz daha bastırdım elimi kalbinin üstüne. Bu ritmi sevmiştim. Hızlıydı. Göğüs kafesi, durunca hızlı hızlı çarpıyordu.
Utku beni kucağında daha sıkı tutup merdivenleri çıkmaya devam etti. Sarhoştum ve her yere çarpıyordum diye kucağına almıştı. Bugün birlikte dünya solucanlar gününü kutlamıştık. Serseriydik.
Üstümde mavi dantelli bir elbise vardı. Kısaydı biraz, bunun yanı sıra göğüs dekoltesi de vardı. Ne zaman soluk alıp versem göğsüme çarpıyordu nefesim, huylanıyordum.
Yine aynısı olunca burnumu Utku'nun kazağına yasladım. Kokusunu solumaya başladığımda yürümeyi kesmişti.
"Buğu..."
"Efendim?"
Kalbi yine hızlı hızlı atmaya başlayınca kaşlarımı çattım. Bu hamlem başıma inci bir sızının girmesine neden olurken kafamı omzundan kaldırıp ona bakmıştım. Neden hızlanmıştı ki kalbi?
Utku'nun kasılan çenesini görünce içkinin etkisiyle elimi kalbinin üstünden çektim. Çenesine götürüp işaret parmağımın tersini çenesinde gezdirmeye başladım. Elleri çıplak bacaklarımı alttan sarmıştı. Her ne kadar sırtımda onun ceketi varsa da o ceket pek bir işe yaramıyordu.
En azından yaramıyormuş. Evet, bunu yeni fark etmiştim. Eğer yarasaydı onca yolu yürürken üşümezdim. Eğer yarasaydı, şu an içimi ısıtan her neyse, o ceketin bunu daha önceden yapması gerekiyordu.
Utku'nun gözleri, parmağımı hissedince beni buldu. Bir süre koyu kahveleriyle bana baktığında elimi boynuna kaydırmıştım. Bakışlarındaki şeyi anlayamıyordum. Alkol kanıma ilmek ilmek işlememiş olmasaydı onunla bu kadar uzun süre göz göze kalamazdım...
İlk defa bakışlarını ilk çeken Utku olmuştu. Bir yere doğru ilerlemeye başladığında biz yine hareket haline geçmiştik. İlgisi benden kayınca biraz doğruldum kucağında. Yavaşça dudaklarımı boynuna bastırdım.
Durdu.
Durdu ama tepki göstermedi. Ben dudaklarımı çekmedim. Tepki göstersin, o zaman çekerim diye düşündüm. Beklediğim tepkiyi göremedim.
Yutkunduğu hissedince ayırdım dudaklarımı boynundan. Kokusu alkolden daha fazla doldurdu ciğerlerimi. O bana hâlâ bakmazken bu sefer çenesine bastırmıştım dudaklarımı.
"Yapma..."
Acı bir inleyiş duydum ondan. Yavaşça geri çekilip yüzüne baktığımda gözlerinin dolduğunu görmüştün.
"Pişman olacağın bir şey yapma..."
Başta benden mi rahatsız oldu diye düşündüğüm için hayal kırıklığıyla bakıyordum ona. Sonra açıklamasını yapınca yüzümdeki ifade yıkıldı. Geriye düşündüğü şeyin naifliği sonucu bir belli belirsiz oluşan bir gülümseme kaldı.
Kendimi aniden toplayıp bir dudaklarına bir gözlerine baktım. Utku rahatsız olursa iterdi. Eğer iterse de sabah unutmuş numarası yapardım. Üç şişe içki içmiştim, unutmam gayet normal olurdu!
Yüzlerimiz arasındaki mesafeyi sıfıra indirip dudaklarımı dudaklarına bastırdıktan çok kısa süre sonra başladı her şey. Kalbimin hızla çarpmaya başlaması, avuç içlerimin terlemesi, içimden hızla bir elektrik akımının gelip geçmesi...
Utku başta duraksamış, hiçbir tepki vermemişti. Devamı için benimde pek bir planım yoktu. Ben bu kadarını öpüşme olarak kabul edebilirdim.
Tabii o dudaklarını aralayana kadar...
Dudaklarını araladığında bende aynısını yapmıştım. Beni tutuşunu sıklaştırdığı esnada boynundaki elimi ona daha sıkı sardım. Alt dudağımı dudaklarının arasına alıp öpmeye başladığında elimi açmıştım. Açıp, sakinleşmek için omzuna yaslamıştım.
Kalbim küt küt atarken apartmanın ortasında öpüştüğümüz gerçeği aklıma geldi. Bunu umursamamak için bütün dikkatimi dudaklarına verdim. Birbirimizi nazik bir şekilde öpmeye başladığımızda daha fazlasını isteyen içimdeki Serseri Buğu yüzünden daha sert öpmeye başlamıştım dudaklarını.
"Sikerim ama belanızı!"
Duyduğum sesin gürültüsünden dolayı irkildim. Hızla Utku'dan ayrılıp korkuyla gözlerine baktım. Utku ise sakin olmamı mırılandıp yönümü değiştirdi. Nereye döndüğümüze baktığımda az önce çıktığımız merdivenleri görmüştüm.
Sadece merdivenleri değil, üstünden geçtiğimiz yerlerde dolanan Doruk'u görmüştüm. Durmuş öfkeyle bizi izlerken gördüm...

.
"Açıklama yapmayacak mısınız?"
Uzaklardan bir yerden Doruk'un sesini duydum. Başımı çevirip Utku'ya baktığımda karşı tarafa kaşlarını çatarak baktığını görmüştüm. Onun bu tatlı ifadesine gülümseyip bir elimi kolunun üstüne koydum.
Aynı koltuğun üstünde, yan yana oturuyorduk. Doruk ayılayım diye Utku'ya kahve yapmasını söylemişti. Utku ise ikiletmeden yapmıştı. Yapmıştı yapmasına da Doruk'a da yapmıştı. Kahve değil, içki.
Başta ona neden içki getirdiğini anlamasam da Doruk öfkeyle içkiyi içtiği gibi ağzından püskürtünce anlamıştım. Bu içki, geçen gün bir sürü içkiyi karıştırarak yaptığımız içkiydi.
Utku'nun seçimleri gerçekten de dahiyaneydi...
Bakışlarım koluna düştü. Parmağımla koluna boydan boya yavaşça dokundum. Üstündeki kazağı çıkartıp, tişört giyinmişti. Çıplak teni gözümü alıyordu.
"Açıklama diyorum, Buğu!"
"Hı?"
İrkilerek önüme döndüm. Başım hâlâ koltuğa yaslıydı. Refleksle bakmıştım karşımdaki kişiye. Bana olan öfke dolu ifadesine...
Üstüne giyindiği kazakta ve pantolonda gezdirdim bakışlarımı. Benim yapıpta onun "olmamış bu" dediği kombini mi giyinmişti o?
"Açıklama yap!"
"Neyi açıklayacağım?"
Soruyu gerçekten sordum. Neyi açıklayacaktım bilmiyordum, sorma ihtiyacı duymuştum. Bugün barda bir kişiyi iteklemiştim, acaba akrabası filan mıydı? Ya da bana laf attı diye Utku'nun üzerine yürüdüğü çocuktu akrabası, bilemiyordum...
"Neyi açıklayacaksın..." elindeki içkiyle koltuğa yaslandı. Deli gibi gülmeye başlayıp tavandaki ışığa bakmıştı. Anlamayan gözlerle Utku'ya baktığımda elini dizimin üstüne yerleştirmiş, sakin olmamı ima ettiğini gördüm. Bütün dikkatim dizimdeki eline kaydı. İlk defa el görüyormuş gibi iki elimle de elini sardım. Utku hâlâ Doruk'u izlerken ben elini biraz inceleyip en sonunda parmaklarımı parmaklarına geçirmiştim.
Vereceği tepkiden çekinerek direkt ortadaki sehpaya bakacakken kırılan camla bakışlarım Doruk'u buldu. Hızla yerinden kalkmış, elindeki içki bardağını da yere fırlatmıştı.
Acaba taksici mi akrabasıydı? Utku o adam bana bakıyor diye ona öldürecek gibi bakmıştı. Belki de taksici bey abi bizi Doruk'a söylemiş, intikam için onu buraya göndermişti.
"Biz sevgiliyiz Buğu, sevgili!"
Bana doğru sesini yükselterek konuştu. Başımı yan tarafıma çevirdim ve Utku'ya baktım.
"Biz onunla ayrılmadık mı?"
Dehşet dolu sesimle konuştuğumda onun ellerimize baktığını gördüm. Zorlukla bakışlarını oradan çekip bana baktı. Ne sorduğumu duymamış gibi kaşlarını çatarak beklentiyle baktı. Sanırım sorumu tekrarlamamı istiyordu.
Bir bacağımı diğerinin üzerine attım. Koltukta biraz daha Utku'ya yaklaşıp sır verir gibi sessizce konuşmuştum.
"Ayrıldığımıza eminim, Utku. Eğer seni rahatsız ediyorsa onun burada olması..." elimi yüzüne getirip yanağına sardığımda küfür sesi duymuştum. Başım çatlama evresine gelsede o seslerden dolayı, antidepresanım yanımda diye tepki göstermiyordum. "... Göndereyim mi onu?"
Bunu dedikten sonra gözlerine beklentiyle baktığımda Utku'nun bakışlarından şaşkınlık geçtiğini görmüştüm. Doruk'un başka bir şeyi daha kırdığına dair sesler yükselince elimi çektim Utku'nun yüzünden. Ellerimizi de ayırıp ayağa kalktım ve içi çiçek dolu olan kavanozu kıran Doruk'a doğru ilerledim.
Yanından hızla geçip gittim. Az ilerisindeki dış kapıya ulaşınca kapıyı açmıştım.
"Gider misin lütfen, mutluluğumu gölgeliyorsun!"
Ben Utku'yla kalmak istiyordum, eski defterleri açmak değil. Ayrılmıştık işte, bitmişti gitmişti.
Bakışlarımı Doruk'a çevirince bana anlamayan gözlerle baktığını gördüm. İçime derin bir nefes aldım ve o can sıkıcı konuya girdim.
"Aldattın beni, eminim Doruk. Gözlerimle gördüm. Daha ayrılmamız için ne gerekli?"

Siz var oylamadığınız bölümleri oylamak, ben var bölüm atmaya devam etmek.
.
Üçlü İttifak
Buğu Şirin: Sakın bu gece Utku'ya bir şey yazmayın!
Buğu Şirin: Bildirim sesi duyarsam ikinize de yemek filan yapmam bundan sonra!
Buğu Şirin | Çevrim dışı
Eray Dokuz: Neden bahsediyorsun bacım?
Koray Merter: Gece gece ne diye uyandırdın aptal!
Koray Merter: Oha Utku'da yazmış.
Eray Dokuz: Bana da yazmış.
Koray Merter: "Buğu'ya yazma!"
Koray Merter: Bu ne be?
Eray Dokuz: Bir bok anladıysam şarap olayım.
Koray Merter: Dur dur, bana Aşkın'da yazdı.
Eray Dokuz: Aşkın yazdı?
Eray Dokuz: Baran'ın kardeşi Aşkın?
Koray Merter: Bana Aşkın'a trip atacağımızı söyleme.
Koray Merter: O benim biricik kankam.
Eray Dokuz: Mal, onun için demedim.
Eray Dokuz: Aşkın mesaj atmayı sevmez ya, ondan dedim.
Koray Merter: Ha, o mesele...
Koray Merter: Yedi senedir hiçbir şey görmüyor olabilir ama birçok konuda bizden daha yetenekli.
Koray Merter: Geçen gün bununla bir dakika da kaç kelime yazabiliriz diye yarış yaptık...
Koray Merter: 102 kelime yazdı, Eray.
Eray Dokuz: Çüş ama!
.
Lavaboya gidip gelmiştim ve o uyumuş muydu?
Kafasını koltuğa yaslamış, oturur pozisyonda duruyordu. Gözleri kapalıydı. Yürümeyi kesip onu izlemeye başladığım yerden harekete geçtim. Ona doğru yürüyüp koltuğun yanına gelince durdum. Elim giyindiğim elbisenin eteklerine gitti. Onları tutup sıkmaya başladım.
Pekâlâ, ayıldığımı hissediyordum.
Ayıldığım hâlde yaşananları unutmamam...
"Şey, Utku?"
Keşke yüzüme su çarpmasaydım. Belki o zaman her şey daha kolay olabilirdi.
Utku ona seslenmemle bana tepki vermedi. Yanına yaklaşıp bir dizimi kırarak koltuğa yerleştirdim. Elimle yanağını dürttüğüm esnada bileğimde elini hissetmiştim.
Şaşkınlıkla ona bakmaya başladığımda gözlerini yavaşça araladığına şahit oldum. Boşta kalan eli yüzümü buldu ve yanağımı sardı. Bana dokunması göğüs kafesimin hızla inip kalkmasına neden oldu. Onunda dikkatini orası çekmiş gibi bakışları oraya kaymıştı.
"Korkuyorum..."
Açıkca yaptığımı itirafın tam olarak neye yönelik olduğunu bilmediğim için merakla yüzüne baktım.
"Neyden?"
"İnsanları unutma hızından..."
Bakışları hızla gözlerimi bulduğunda yüz hatlarımın gevşediğini hissettim. Söylediği şeye ister istemez kıkırdayıp dudaklarımı yanağına bastırdım.
"Aslında bakarsan hiç hızlı değildi. Ben insanlardan yavaş yavaş soğurum, Utku."
Dudaklarımı tekrar bastırdım yanağına. Eli belimi bulmuştu. Beni kendine doğru çektiğinde üstümden ürperti geçti. Film ve dizilerde gördüğüm o sahneyi gerçekleştirmek gibi bir planım yoktu kafamda. Ama Utku çekince oturmuştum işte kucağına...
Elimi boynuna sardım, o da belimdeki baskısını arttırmıştı. Ben başka bir şeyler beklerken koltukta hafif ayağa kalkmış, altına beni alacak şekilde yatar pozisyona gelmişti. Ben ne olduğunu anlayamadan kafamın altına bir yastık yerleştirdi ve yüzünü boynuma gömdü.
"Teşekkür ederim, Buğu..."
"Ne için?"
"Beni gördüğün için..."
.
Eda Seda:

Doruk Erzem: Eda şimdi sırası değil.
Eda Seda: Peki, sen bilirsin.
Eda Seda | Çevrim dışı
Doruk Erzem: Ya da vazgeçtim tam sırası.
Doruk Erzem: Konum at.
.
Utku Savaş: İki saat oldu...
Utku Savaş: Küs müyüz?
Buğu Şirin: Seninle neden küseyim ki?
Buğu Şirin: Sadece Pusat'a kırgınım o kadar.
Buğu Şirin: Ona devamlı ondan nefrette ettiğimi söylesem, o benim canımdı.
Buğu Şirin: En değer verdiğimdi.
Buğu Şirin: Şimdi seninle bir yola girmesek benim bu olaydan hiç haberim olmayacaktı.
Buğu Şirin: Eminim bir açıklaması vardır.
Buğu Şirin: Ama yine de ne bileyim...
Utku Savaş: Peki benimle neden konuşmuyorsun?
Buğu Şirin: Konuşmuyorum değil.
Buğu Şirin: Sadece iyi hissetmiyordum.
Buğu Şirin: Başka odada kalsam daha iyi olacaktı.
Utku Savaş: Sana kötü bir haberim var, ben sana bir haftada çok alışmışım...
●İletilmedi.
Utku Savaş: Oldu mu bari daha iyi?
Buğu Şirin: Olmadı...
Utku Savaş: Geleyim mi yanına?
Buğu Şirin: Gel.

Buğu, günün sonunda abisini affediyor. Utku'yla çok güzel bir ilişkileri oluyor ve Doruk ise de... Anlarsınız işte. Bomboş kalıyor.
Bilgilendirme: Panoma uçun.