“Rana…” dedi, sesi boğuk, elini boynuma koydu, parmakları enseme kaydı, saçlarımı sıktı, başımı kendine çekti, dudaklarımız bir nefes kadar yakındı. “Ne?” diye fısıldadım. Dudakları benim dudaklarımla çarpıştı. Öpüşmemiz çok vahşi şekilde başladı. Gecenin devamındaki yangını haber verecekmişcesine… Bizi kimsenin görüp görmediğini bilmiyoruz. Zaten sorgulayacak halde de değildik. Koridorda, odamıza doğru sendeleyerek ilerledik, dudaklarımız ayrılmadan… Avını parçalayan vahşi bir hayvan gibi, yırtıcı ve aç bir şekilde öpüşüyorduk. Kapıyı itip içeri girdik ve bizi bekleyen yatağa ilerledik. Cenkay, beni yatağa resmen savurdu. Aceleci ellerimiz, birbirimizin bedeninde maraton koşturuyordu. Cenkay’ın parmak hareketiyle elbisenin askıları omuzlarımdan kaydı. Elleri önce belime, belimden, k

