ATAKULE

2660 Kelimeler

Bir süre oturduk. Sessizlik, kahve fincanlarının kenarına vuran kaşık sesleriyle doluydu. Can ellerini dizlerine vurdu, o kendine has rahat haliyle, “Hadi kalkın gidiyoruz.” dedi birden. “Ne?” dedim şaşkınlıkla. “Bizi yemeğe götürüyorsun Emre.” diye ekledi gülerek. “Ben mi?” diye sordu Emre, kaşlarını kaldırarak. “Evet, sen.” dedi Can. “Elif iyi görünmüyor, Yusuf Sinan yok, biz de onun moralini düzelteceğiz. En azından güzel bir manzara görsün.” Emre derin bir nefes aldı, hafifçe gülümsedi. “Peki tamam. Atakule ’ye gidiyoruz o zaman.” Ben duraksadım. Kocasız bir kadın olarak, iki erkekle dışarı çıkmak kulağa tuhaf geliyordu. Yusuf Sinan ’ı düşündüm. Onun bakışlarını, o ölçülü, ciddi halini böyle bir şeye ne derdi? Belki kızardı, belki sadece susardı ama yüzündeki o hayal kırıklığın

Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE