İlk yakınlaşma 🔥

1553 Kelimeler
Hilal'den... Akşam yemeği her zamanki gibi geçmişti. Yemekten sonra biraz oturmuş, uyumak için odalara dağılmıştık. Odaya geldiğimizde Aziz, “Çok yorgunum. Hemen uyuyacağım.” dedi. Cevap vermedim. Yalnızca başımı salladım. Pijamalarımı almak için dolabı açtım. Gözüm, bugün Selma’nın verdiği geceliklere kaydı. İçlerinde şortlu pijama da vardı. Ama bu şortlu pijamalar benimkiler gibi değildi. Çok açıktı. Şort demeye bin şahit lazımdı. Geceliklere bakarken aklıma gelenle alt dudağımı dişledim. Çok düşünmeden pembe üstü, siyah dantel olan şort takımı aldım. Hemen banyoya girdim. Üzerimdekileri çıkartıp takımı giydim. Otuz bir yaşındaki bir kadının giyineceği tarzda bir şey mi? Emin olamadım. Ama fiziğime gitmişti. Boş verdim. Takımın üstü ip askılı danteldi. Beli komple açıktaydı. Göğüs dekoltesi de fazlaydı. Şortun ise yanları açıktı. Belinin iki tarafında kurdele vardı. Dekolteyi kapatmak için saçlarımı açıp öne doğru taradım. Dekolte biraz da olsa kapanmıştı. Ama bacaklar ortadaydı. Derin nefes alıp odadan çıktım. Aziz sırtüstü yatmış, gözleri kapalıydı. Kapı sesini duyduğunda bile gözlerini açmadı. Bu beni biraz da olsa rahatlatmıştı. Yatağa girdiğimde Aziz’in bana sarılmasını bekledim. Ama beklediğim gibi olmadı. Aziz yerinden kıpırdamadı. Gerçekten uyumuştu. Neyse, böylesi daha iyiydi. Çok geçmeden ben de kendimi uykunun kollarına bıraktım. Sabah telefon sesiyle uyandım. Kendi telefonumu elime aldım. Benim telefonum değildi. Aziz’in telefonu çalıyordu. Aziz yüzüstü yatmış, uyuyordu. Aziz’in üzerinden uzanıp telefonu elime aldım. Yakup diye birinin aradığını gördüm. Sırtüstü yatıp Aziz’i uyandırmaya çalıştım. Sürekli kolunu dürtüyordum. “Aziz uyan… Uyan Aziz… Telefonun çalıyor Aziz…” dedim. Aziz’den duyduğum ise “hı hı” oldu. “Yakup diye biri arıyor. Açayım mı?” diye sordum, gözüm kapalıyken. Aziz telefonu elimden aldı. “Sabah sabah ne oldu Yak…” dedi ve sustu. Ne olduğuna bakmak için gözlerimi açtım. Aziz telefon kulağında, bana bakıyordu. Dirseklerimin üzerine doğruldum. Aziz’e dikkatle bakmaya başladım. Gözleri biraz büyümüş, yüzü gitgide kızarıyordu. Aziz’in koluna dokunup, “Aziz, iyi misin?” dedim. Ona dokunduğum an kendine geldi. Aziz: “Kapat Yakup.” dedi ve telefonu kenara fırlattı. Tekrar bana baktığında tek kaşını havaya kaldırdı. Tüm vücudumu süzdü. Aziz böyle yapınca ben de kendime baktım. Bakmaz olaydım. Dün bir an gelen cesaretle ne giydiğimi unutmuşum. Güya şort olacak olan parça iyice sıyrılmış, iç çamaşırımla beraber olmuştu. Üstün ise bir askısı düşmüştü. Saçlarım arkada olduğu için tüm dekolte göz önündeydi. Bilinçsizce alt dudağımı dişledim. Gözlerimi Aziz’e çevirdiğimde dudağıma baktığını gördüm. Boğazımı temizledim. Garip durumda değilmiş gibi konuşmaya başladım. “Arayan kimdi? Her şey yolunda mı?” diye sordum. Aziz de boğazını temizleyerek konuşmaya başladı. “Arayanı boş ver. Sen bana şunu söyle. Tüm gece bu şekilde mi uyudun?” dedi. Derin bir nefes aldım. Yanlış yaptığımı hemen anladım. Çünkü Aziz’in derin nefes almamla inip kalkan göğsüme bakması bir oldu. “Evet, bu şekilde uyudum. Bir sorun mu var ağam?” dedim. Aziz tek kaşını kaldırdı. “Sorun çok büyük.” dedi. Bu sefer ben kaşlarımı çattım. “Ne sorunu?” diye sordum. Aziz: “Boş ver… Bir gün seni bekledim uyudum, olana bak. Nasıl uyudum lan ben.” dedi. “Bana mı lan diyorsun?” dedim sinirle. Aziz: “Sana değil, kendime diyorum. Lan, öküz, camış, bir sürü şey diyorum kendime. Nasıl uyudum ben?” diye yüksek sesle konuşmaya başladı. “Yorgundun, uyudun işte. Uyumayıp ne yapacaktın sanki?” dedim. Aziz: “Çok şey yapacaktım. Çok şey…” dedi sinirle. Daha fazla konuşmadım. Saate baktığımda yediyi gördüm. Yataktan kalkıp dolaptan bir elbise aldım. Banyoya doğru yürüdüm. Aziz’in, “Ben nasıl uyudum?” diye söylenmesini duyuyordum. İtiraf etmeliyim ki Aziz’in bu hâli beni çok eğlendirmişti. Banyoya girdiğimde ilk önce ihtiyaçlarımı giderdim. Daha sonra üzerimdekilerden kurtuldum. Açık yeşil, önden düğmeli, uzun bir elbise giydim. Saçlarımı tarayıp açık bıraktım. Odaya döndüğümde Aziz’in hâlâ yatakta olduğunu gördüm. Sırtüstü yatmış, ellerini başının altına koymuş, tavanı izliyordu. Benim geldiğimi fark edince yataktan kalktı. Bana bakmadan kıyafetlerini alıp banyoya girdi. Gülme isteğimi daha fazla bastıramadım. Sesli bir şekilde gülmeye başladım. Birkaç saniye gülmüştüm ki Aziz banyo kapısını açtı. Pantolonunu giymiş bir şekilde çıkıp konuşmaya başladı. “Hiç çekinme, gül. Unutma, son gülen iyi güler.” deyip sinsice dudağının kenarı kıvrıldı. Evet, sinsice… Aziz’i tanıdığımdan beri ilk defa korktum. Bu bakış hiç normal değildi. Gülmeyi kesip, “Ben kızlara bakayım.” dedim ve odadan çıkmak için kapıya ilerledim. Aziz’in yanından geçerken kolumdan tutmasıyla durdum. Kulağıma yaklaşıp konuşmaya başladı. Aynı anda da eliyle çıplak kolumu yavaş yavaş okşadı. “Kurallarımız neydi Hilal?” dedi sakin, bir o kadar da sert bir sesle. “Neydi?” diye tekrarladım. Kulağıma değen Aziz’in nefesi düşünmeme engel oluyordu. “Bu odadan beraber çıkacaktık. Yalnız çıkmak yok.” dedi. “Tamam… Beraber çıkalım o zaman.” dedim. Aziz elini kolumdan çekti. Birkaç adım uzaklaşıp konuşmaya devam etti. “Giyinip geliyorum…” dedi ve banyoya girdi. Aziz banyoya girince derin nefes aldım. Elimi kalbimin üzerine koydum. Derin derin nefes alarak Aziz’i bekledim. Biraz bekledikten sonra Aziz hazırlanmış hâlde banyodan çıktı. Yanıma gelerek, “Çıkalım.” dedi. Hiçbir şey söylemedim. Kapıya doğru yürüdüm. Kapıyı açıp dışarı çıktım. Aziz’e bakarak, “Kızların odasına gidiyorum.” dedim. Bir şey söylemesine fırsat vermeden yanından ayrıldım. Kızların odasına çıkarken merdivende Fuat’la karşılaştım. Gülümseyerek, “Günaydın yenge.” dedi. Gülümseyerek, “Günaydın.” diye karşılık verdim. Başka bir şey söylemeden yanımdan geçip gitti. Kızların odasına geldiğimde ilk Sude’nin odasının kapısını tıklattım. Ses gelmeyince içeri girdim. Hâlâ uyuduğunu gördüğümde yanına gittim. Yavaşça seslenerek uyandırdım. Daha sonra Derya’nın odasına girdim. Tam da tahmin ettiğim gibi… Yastığa ayaklarını uzatmış bir şekilde uyuyordu. Derya deli yatar hep. Hiçbir zaman yattığı gibi uyanmaz. Yine öğle olmuş. Ayak tarafında başı, yatağın baş tarafında ayakları. Yavaş bir şekilde yanına yaklaştım. Onu da uyandırıp odadan çıktım. Aşağıya salona indiğimde Selma’nın da geldiğini gördüm. Birbirimize “günaydın” diyerek salona girdik. Kahvaltıdan sonra Aziz hariç tüm erkekler işlerine gitmişti. Ustaların gelmesiyle Aziz de yukarıya çıkmıştı. Tüm katın mobilyaları bugün gelecek ve kurulacaktı. Yatak odası ve giyinme odasını ben seçmiştim. Salonu ise kızlarla beraber seçmişti. Kat da mini mutfak gibi kullanılan bir alan vardı. Oraya da mini buzdolabı, birkaç dolap yaptırmıştık. Aziz’in çalışma odası ise kendi seçimi olmuştu. Sultan Hanım ve Zeliha yenge dışarıda işlerinin olduğunu söyleyerek gitmişlerdi. Kızlarla oturmuş çay içiyorduk. Nazlı, Sude ve Derya’ya bakarak konuşmaya başladı. “Kızlar, mutfağa inip kızlara söyler misiniz, ıslak kek yapsınlar. Canım çekti.” dedi. Sude: “Yenge, ben yaparım. Sen benim yaptığım keki çok seversin.” dedi. Nazlı: “Çok iyi olur. Çoktandır yapmıyordun. Sen yap, Derya da sana bakıp öğrensin. Sen yapmadığında Derya yapar artık.” dedi gülerek. Herkes Nazlı’nın konuşmasına güldü. Kızlar çıkınca Nazlı tekrar konuşmaya başladı. “Selma’cığım… Dün için sana teşekkür ederim.” deyip güldü. Selma yerinde dikleşerek, “Ne yaptım ki?” diye sordu. Zeynep: “Dün ne oldu ki?” diye sordu. Ronya başını iki yana sallayarak güldü. Ben ise dikkatle Nazlı’ya bakıyordum. Nazlı: “Aman Zeynep… Selma’nın dün bize hediye ettiği gecelikleri diyorum. Fırat bayıldı. Çok güzel de yok etti. Yenilerini gelip alırım senden.” deyip güldü. Zeynep’e baktığımda kıpkırmızı olduğunu gördüm. Ronya, Nazlı’nın konuşmasıyla kahkaha attı. Ben ise başımı iki yana salladım. En hoşlanmadığım şey karı koca arasındakileri konuşmak. Hiç hoşlanmıyorum. Selma: “Artık çarşıya çıkarsınız. Dün boşalttınız dolabı.” dedi hafif tebessümle. Nazlı: “Giderken seni de götüreceğim. Zevkin şahane.” dedi. Zeynep: “Nazlı, ayıp diye bir şey var. Fırat abinin yaptığını ne diye anlatıyorsun? Akşam ben nasıl bakacağım yüzüne? Gözümün önünde canlanacak, nasıl yırttığı.” dedi. Sonra ürpermiş gibi ellerini kollarına götürdü. Nazlı: “Ne var bunda. Sen de evleneceksin. Sen seninkini hayal et. Fırat’ı düşünme.” deyip gözlerini devirdi. Ronya, Fuat’ın hoşlandığı kızdan konuşarak konuyu değiştirdi. Öğlen saatlerinde Aziz ustaların işinin bittiğini söyledi. Ben de yukarıya çıkarak yerleşmeye başladım. Yardımcılar kıyafetlerimi getirmişlerdi. Bir bir onları giyinme odasına yerleştirdim. Sonra Aziz’in kıyafetlerine geçtim. Hepsini yerleştirdikten sonra aşağıya indim. Ben indiğimde artık yemek saatiydi. Yemekler yendikten sonra biz kızlarla salondan ayrıldık. Kızlar, Aziz ve ben bizim katın salonunda oturduk. Televizyondan bir film seçip izledik. İlk defa dördümüz zaman geçiriyorduk. Akşam on olduğunda kızlar yatmak için odalarına gittiler. Ben de ortalığı toplayıp bu katta olan mini mutfağa götürdüm. Salona döndüğümde Aziz yoktu. Yatak odasına geçtiğimde Aziz’in banyoya girdiğini gördüm. Giyinme odasına gidip şort takımı aldım. Odaya döndüğümde Aziz banyodan çıkmıştı. “Ben duşa giriyorum. Sen yat istersen.” dedim. Aziz: “Uykum yok… Beklerim.” dedi. Omuz silkip, “Sen bilirsin.” dedim. Banyoya girip günün yorgunluğunu attım. Vücut ve cilt bakımımı yaptım. Getirdiğim siyah şort takımı giydim. Bu Selma’nın verdiklerinden değildi. Kendi dolabımdandı. Sade, güzel ve rahattı. Banyodan çıkınca Aziz’in yatakta telefona baktığını gördüm. Benim çıktığımı anlayınca telefonu kenara koydu. Bana baktığında yüzünde memnuniyetsiz bir ifade vardı. Sebebini çok iyi biliyordum. Dünkü gibi giyineceğimi düşünmüştü. Hayal kırıklığına uğradığı suratının hâlinden belliydi. Yatağa girdiğimde : “Ne oldu? İyi misin?” diye sordum. Aziz iki eliyle yüzünü sıvazladı. Başını bana çevirip konuşmaya başladı. “Hayal kırıklığına uğradım.” dedi açık açık. “Neden? Ne yaptım da hayal kırıklığına uğradın?” dedim şaşırarak. Aziz: “Bu giydiğin ne? Dünkü daha güzeldi. Git onlardan giyin.” dedi. Gülmemi engellemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. Sonra konuşmaya başladım. “Yok ya. Bu daha iyi.” dedim. Aziz burun kemerini sıkarak beni kolumdan tutup yatağa çekti. Üzerime eğilerek konuşmaya başladı. “Benimle oynama Hilal. Dün uyuyup kaldım. Şansıma tüküreyim. Sen yanımda şaheser gibi yatarken ben uyudum. Sana şimdi bana alışman için diğer adımı göstereceğim. Hoş, dünden sonra alışma gibi bir sorunun olduğunu düşünmüyorum. Ama yine de göstereyim.” deyip dudaklarıma yapıştı. Şoktan gözlerim yuvalarından çıkacak gibi oldu. Adamı sınayalım derken, sınanan biz olduk…
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE