BAŞLANGIÇ TARİHİ: 6 MAYIS 2022
BİR GECE YARISI
Bugün Gece'nin doğum günüydü.
Uzaklardan müzik sesi geliyordu.
Aracını kenara çekerken güvenlikten gelen adamlar, onu karşıladılar. Kapıyı açtıklarında elindeki telefonunu alarak ceketinin iç cebine yerleştirdi. Adamlardan biri aracı devralırken oldukça şık olduğu takımı içinde kapıya doğru yürümeye başladı.
Zile basarak açılmasını beklerken etrafa bakındı. Yıllardır yaşadığı, çocukluğunu geçirdiği ev aynı aurasını korumaya devam ediyordu. Dudaklarında hüzünlü bir gülümseme belirdi. Çok geçmeden kapı açıldığında içeriye girdi.
"Poyraz Bey, hoş geldiniz efendim!"
Onu karşılayan Elif'ti. Poyraz, ceketini çıkarırken Elif'e uzattı. Elif, Esra'nın kızıydı. Kendisinden birkaç yaş küçüktü ve sınava hazırlanıyordu. Poyraz gülümseyerek kızın omzuna kolunu attı. "Bey demene gerek yok, onun yerine abi de demedim sana Elif?" Biraz bağırarak söylemişti çünkü evde şu an büyük gürültü vardı. Bahçeye kurulan DJ'den çıkan müzik evin içine de yayılıyordu. Hatta ön bahçenin girişine kadar gittiğinden emindi Poyraz. Elif hafif kızararak başını eğdi. "Alışkanlık, Poyraz abi." Yanağından makas alarak geri çekildi Poyraz. Salondakilere bakarken babasının yine cebinden kısmayıp büyük bir organizasyon hazırladığını fark etti. Kimisi içkisini içerken, kimisi koyu sohbet halinde kimisi de dans ederek gülüşüyorlardı. Kaşları hafif çatıldı. Annesinin bu ortamdan haz etmediğini bilirdi. "Curcunaya dönmüş burası?"
Elif kibarca gülümsedi. "Anneniz de aynı şeyi söyledi." Poyraz gülerek başını iki yana sallarken kızın omzuna vurdu. "Tamam Elif'cim, sen bana bir kokteyl getirirsin."
"Hemen Poyraz abi."
Poyraz önündeki birkaç basamağı inerken yan masadaki tanıdıkları selamladı başıyla. Biraz yürüyüp diğer taraftakileri de selamlarken bahçeye çıktı. Müzik hareketliden slow'a dönmüştü, şimdi de herkes dans ediyordu. Boş bir masa bulup onun başına geçtiğinde havuz başında salına salına dans eden çifti izledi. Eline kuruyemiş alıp ağzına atarken sevgiyle izledi o çifti. Babası annesinin kulağına bir şeyler söylerken annesi de gülerek başını eğiyor, babasının ensesinde gezdiriyordu saçlarını. Birbirlerine sarılı halde dönerek dans ediyorlardı.
"Naber kaçak?" Omzuna vurulan elle irkilip başını çevirdi. Şahan. "Ne kaçağı?"
"Geçen hafta fıstık gibi kızların arasından kaçan ben değildim dimi abi?" Şahan da yanında yerini alırken o da avucuna kuruyemiş aldı. Ağzına attı. Etrafa bakarak söylendi. "İçim yandı, içki yok mu?!"
"Elif'e söyledim şimdi, getirir." Şahan sırıtarak Poyraz'ın kulağına sırnaştı. "O kız sana yanık benden demesi." Poyraz gözlerini devirerek bir elini cebine koydu. "Saçma saçma konuşma," dedi başını çevirirken. Kız kardeşi, Gece ile Gonca köşede salıncakta oturuyor konuşuyorlardı. Az ileride de Pelin bir adam ile gülerek konuşuyordu. Kaşları çatıldı. "Kim lan bu lavuk?"
Şahan, Poyraz'ın baktığı yere bakarken, gülümsemesi soldu. "Pelin mi o?"
Poyraz başını çevirdi. "Sana kaç defa dedim? Pelin değil Pelin abla diyeceksin diye." Şahan tek kaşını atarak baktığında, "Sen diyor musun abi? Aranızda kaç yaş var bir de."
"O benim ablam. Senin değil, öyle dersen yanlış anlaşılır." Şahan bıkkınlıkla bakışlarını çevirdi. "Anlaşılsın bir zahmet..."
"Ne demek lan o?" Poyraz sert bakışlarıyla Şahan'a bakarken, Şahan ensesini kaşıyarak aniden Poyraz'a döndü. "Ben ablana aşığım. Pelin'e aşığım." Poyraz donakalsa da sert bakışları yumuşamadı. "Ne demek aşığım?.."
"Basbayağı. Aşığım işte! Seviyorum onu!"
Poyraz anlamsızca bakarken, "Hiç bahsetmedin ayrıca neden söylemedin? Onca kadınla gününü gün ediyordun sen Şahan! Aşık adam bunu yapar mı?!" Şahan histerikçe güldü. "Çünkü beni reddetti. Beni kardeşi olarak görüyormuş. Sen neysen onun için, ben de öyleymişim." Bakışları Pelin'in adamla flört edişine kaydı. "Şimdi de gözümün önünde başka bir adamla beraber." Yeniden Poyraz'a çevirdi bakışlarını. "Anlıyor musun şimdi? Anlıyor musun beni Poyraz?" Poyraz o an Şahan'ın acı çektiğini fark etti. Bu zamana kadar nasıl fark edemediğine şaşırıyordu.
"Acını bu şekilde geçiremezsin Şahan. Başka bir kadınla, kalbinde yer edinmiş kadını silemezsin." Ellerini cebine soktu dik durarak. "Sen hiç âşık oldun mu abi? Oldun mu ki bana bunları söylüyorsun?" O an bakışları bahçenin kapısından içeri giren kadına kaydı.
Sedef.
Ağır çekimde onu tepeden tırnağa süzerken bakışları duru yüzünde kaydı. Uzun, dalgalı siyah saçları, omzunun sağ tarafına doğru atmıştı. Kalın toparlanmış kaşları, uzun kirpikleri ve kırmızı ruju. Zayıf, belirgin elmacık kemikli, keskin çene hatları olan yüzü.
Elini boynuna götürdü kadın. Parmak uçlarını değdirip geri çekerken bakışları boynuna kaydı.
Gülümsedi Poyraz.
Kolyesi.
Gümüş, pusula şeklinde bir kolye almıştı ona.
Takmıştı.
"Oldum..." dedi huşu içinde. "Hem de olmamam gereken kişiye."
Şahan'ın anlamsız bakışlarına dönerken, "Kim?" sorusunu göz ardı etti. O sırada Elif elinde tepsi ile geldi. Kokteylleri alırken gülümsedi Elif'e. "Teşekkür ederiz Elif'cim." Elif utanarak başını eğerken, "Afiyet olsun." Dedi ardından masadan ayrıldı. Şahan arkasından gülümseyerek izledi. "Masum."
Poyraz yandan tehditvari bir bakış attı, bardağı ağzına yaslarken. "Tamam abi," dedi Şahan ellerini kaldırırken. "Bir şey demiyorum." Dedi ve ardından o da içkisinden bir yudum aldı.
"Sedef geldi," dedi kokteyli yarısına kadar içip masaya bırakırken. "Onu karşılayayım." Diyerek Şahan'ın yanından ayrılırken, durdu arkasına dönerek tehditvari bakışlarıyla adama baktı. "Ayrıca bu mesele kapandı sanma, sonra enine boyuna konuşacağız." diyerek önüne döndü ve yürümeye başladı. Giderken Şahan'ın cümlesini duymuştu. "Kaç bakalım kaçak!"
Sedef'in yanına vardığında kadın ona görerek gülümsedi. Kalbi hızlıca çarpmaya başladı. Elinden tutarak kendine çektiğinde Sedef, bayılacağını sandı. Yutkunarak Poyraz'ın gözlerinde kendini kaybederken sesini duydu. "Hoş geldin."
"Hoş buldum." Adamın yüzünü inceledi. Kuaföre gitmiş olmalıydı. Sakallarının boyu azalmıştı. Saçları ve kaşları düzgünce taranmış, sağ tarafa yatırılmıştı. Daha da bir şey söylemesine gerek yoktu. Yüzü, bakışları... Çok başkaydı. Ona bakarken içinin gittiğini hissediyordu Sedef. "Ne o? Daldın gittin?"
İrkilerek bakışlarını kaçırdı. "Dalmışım evet. Erzen Amca'ya ne kadar benzediğini düşünüyordum." Külliyen yalan. "Garip."
"Ne garip olan?"
"Herkes anneme benzediğimi söyler."
"Dilayda teyzeye mi?" Soru değildi bu cümlesi. "Bence bakışların ona benziyor, bunun dışında babanızın kopyasısınız Poyraz Kunter Bey." Gülümsedi Poyraz. "İkinci ismimi annem dışında kimse söylemez."
"Evet," dedi Sedef. Bunu biliyorum dercesine. "Hatta Erzen amca sana ne zaman kızsa Kunter diye bağırır çağırır." Dişlerini göstererek sırıttığında Poyraz başını çevirdi. Sedef ise onun gülüşünü izliyordu. "Şirkette adımız çıktı dokuza inmiyor sekize değil mi Sedef Hanım?"
"Eh biraz öyle oldu Poyraz Bey."
Durdu Poyraz. "Bana sen de Kunter desene." Sedef donakalsa da belli etmedi, yutkunarak sordu. "Neden ki? Neden herkes gibi Poyraz demeyeyim sana?"
"Çünkü sen herkes değilsin de ondan." Dediğinde Sedef bakışlarını kaçırdı. Güçlükle gülümsedi. "Tamam," dedi sesinin titremesine engel olamadan. "Derim."
Poyraz tek kaşını atarak baktı, bekliyorum dercesine. "Demeyecek misin?"
"Kunter."
"Sedef."
"Hey hey gençler bölüyorum ama Gonca ablam sizi arayıp duruyor buyurun alalım sizi masamıza." Şahan'ın aralarına girmesiyle burnundan soludu Poyraz. Kadından uzaklaşarak adama döndü bakışlarını kısarak. "Her şeye maydanoz olacaksın değil mi seni pislik?!"
"Cık," dedi laubali tavırla Şahan. "Şahan Yelesen diyeceksin."
Poyraz gülerek başını sallarken Sedef'e döndü. "Gel." Sedef uzattığı eline baktı. Gülümsedi. Elinden tutarak masaya doğru yürürlerken herkes masadaydı.
Poyraz, Sedef, Gonca, Şahan, Pelin ve Gece.
Gece, "Abi ya gelir gelmez hani yanımıza uğrayacaktın?!" diyerek Poyraz'ın yanına gittiğinde Poyraz elini Sedef'ten çekerek küçük kız kardeşine sarıldı gülerek. Sedef anlık boşlukla afallasa da duruşunu bozmadı. Gülümseyerek izledi abi kardeşi. "Cimcime. Aynı babam gibisin." Gece gülerek geri çekildi. "Sen de aynı annem gibisin. Soğuk nevale." Şahan püskürerek kahkaha atarken Gonca ona öldürecekmiş gibi baktı. "Gel üstüme sıç hayvan!"
"Of kızım ya ne yaptık sanki, dur bakayım," Şahan eğilerek baktı süzdü ablasını kıyafetini. "Leke meke yok korkma yarın manşetlere düşmezsin." Sedef kıkırdayarak onları izlerken Gece, Poyraz'dan ayrılıp Sedef'e sarıldı. "Sedef abla!"
"Gece!"
Onlar da sarılırken Pelin içkisini masaya bıraktı. "Şahkurtoğlu familyasında klasik bir gün."
Poyraz ona yandan bakış attı. "Sen de bir Şahkurtoğlu'sun unutma."
"Sadece soyadım öyle olsa da evet." Diyerek başını piste çevirdi. "Teyzem ile eniştem ortalığı ateşe vermişler gene."
Poyraz, Pelin'in de baktığı yere bakarken dudakları kıvrıldı. "Yaşları olmuş kırk, bizden daha gençler anasını satayım." Dedi Şahan aniden. "Yirmilik gençler bu kadar tutkulu değiller."
"Aaa," dedi Pelin. "Alaca teyzem ile Şahbaz amcamın hakkını yiyemem."
Gonca sırıttı. "Yine de sizinkiler kadar değil."
Poyraz, "Ana baba yarıştırma günü mü bugün?! Allah Allah siz de." Dedi ellerini pantolonun cebine koyarken. "Evet kardeşim sidik yarıştırıyoruz. Yelesen ft. Şahkurtoğlu." Dedi Şahan iki eliyle hayali çerçeve çizerken.
"Yavşak." Dedi Poyraz gözlerini devirirken.
Gece, kapının girişinden giren arkadaşını gördüğünde, sevinçle masadakilere döndü. "Ali geldi!"
Poyraz içkisi boğazında kalmış gibi öksürmeye başlarken Sedef yanına vardı, sırtına vuracaktı ki Poyraz kendine gelmişti. Gece'nin koştuğu yere baktı bakışlarını kısarak. "Bu da kim lan?!"
Sedef, sorusunu duymamazlıktan geldi. "İyi misin?"
"Erzen eniştem adı Ali midir mali midir her neyse onu kıtır kıtır kesecek." Dediğinde Pelin'e sertçe döndü Poyraz. Pelin omuz silkerek kokteylini yudumlarken, Sedef'e döndü. "İyiyim," dedi gömleğin kollarını katlarken. "Çok iyiyim Sedef."
Onun yanından ayrılıyordu ki Sedef kolundan tutarak önüne düştü. "Poyraz!"
Gözleri kadını buldu. "Gece artık on sekiz yaşında. Onun da hayatında birileri olmalı, öyle değil mi?" Poyraz ise Gece ile Ali'nin yanak yanağa öpüşmesi ve sarılmasını görmüş, öfkeyle yumruklarını sıkmıştı. Bakışlarını kısarak ikiliye baktı.
"Yok Sedef'im, sadece arkadaşla tanışacağız." dedi dudaklarını yalayarak. "Ali midir göt müdür bok mudur kimdir nedir öğreneceğiz haytayı." Bu kez kızın yanından geçerek giderken Sedef olduğu yerde kalakalmıştı. Sedef'im mi...
Dudaklarında istemsizce gülümseme büyüdüğünde irkilerek başını kaldırdı. Kahkaha atabilirdi utanmasa. Zar zor gülümsemesini tutarak masaya döndü.
Poyraz, Gece ile arkadaşının yanına vardığında, Gece abisinin bakışlarındaki ifadeyi gördü. Yutkunarak sevecen ifadesiyle, "Abi, bak seni kimle tanıştıracağım?" Arkadaşımı gösterdi. "Ali Ergun, okuldan arkadaşım." Arkadaşına Poyraz'ı işaret etti. "Abim, Poyraz."
"Memnun oldum Poyraz abi," dedi elini uzattığında, Poyraz ona sert bakışlar atmaya devam ederken Gece aralarındaki gerilimin yükseldiğinin farkındaydı. "Abi..." dediğinde Gece'ye baktı Poyraz. Kaş göz yapıyordu elini sıkması için.
Sert bir soluk aldı.
Sıkardı tabii, sıkardı elini.
Çocuğun elini sıkarken bir hışım Ali, birden yüzünü buruştursa da bozuntuya vermedi. "Hoş geldin Ali."
"Ergun da diyebilirsiniz."
"Yok ben Ali, diyeyim." Dişlerini sıkarak konuştuğunda o sırada omzunda bir el hissetti. "Oğlum? Ne oluyor burada?" Annesi kardeşi ile arasına girerken Ali'nin elini bıraktı Poyraz. Gece, Dilayda'ya sarıldı. "Hiç anne. Arkadaşımı abimle tanıştırıyordum." Dilayda yumuşak gözlerle kızına bakarken o da sarıldı.
"Evet anne, kız kardeşim büyümüş de erkek arkadaşını tanıştırıyor bize." Poyraz hala çocuğa sert bakışlar atarken, Dilayda gülmemek kendini zor tutuyordu. Oğlunun kulağına eğildi. "Bir de ben babam gibi değilim dersin oğlum." Annesine döndü Poyraz afallayarak. "Ne alakası var anne şimdi?"
"Çok alakası var Poyraz." Sonra bir şey demeden kızına döndü Dilayda. "Hadi kızım sen arkadaşını al masaya geçin, biz abinle konuşup geleceğiz."
Gece başını sallarken Ali Ergun'a döndü. "Kusura bakma ne olur, abim biraz serttir yabancılara karşı," diyerek acıkama yapıyordu giderken. Dilayda oğluna sarılırken Poyraz da küçük bir çocukmuş gibi sarıldı annesine. Uzunca sarılıp geri çekildiklerinde, "Yıl dönümü olmasa yüzünü göreceğim yok Kunter?"
"Anne işler biliyorsun."
Bakışları kısıldı. "İşler beler ama anne beklemez." Güldü. "Seni ihmal etmişim anlaşılan anne, babam yeterince ilgilenmiyor mu yoksa?"
Omzuna vurdu oğlunun yalancıktan. "Yaramaz. Ukala seni." Oğlunun alnından öptü. "Kocam her daim yanımda keşke çocuklarım da yanımda olsa diyorum. Özlüyorum ben sizi."
"Pelin ve Gece varlar ya anne?"
"Ben oğlumu özlüyorum Poyraz," dediğinde Poyraz gülümsedi. Annesinin yanaklarından öperek geri çekildi. "Babam duymasın."
"Duymalı çünkü o da sizi özlüyor."
"O yüzden geçen hafta bir güzel fırça yedim değil mi? Erzen Şahkurtoğlu'nun odasında neler oluyordu? Flaş flaş flaş!"
"Babanı çok üzmüşsün ama Kunter." Poyraz geri çekilip ellerini cebine koydu. Yüzü kasıldı. "Poyraz..."
"O da beni üzüyor anne, ben sanki babamı bilerek üzüyormuşum gibi davranıyorsunuz," annesine döndü. "Sedef'e âşık olmama neden bu kadar tepkili anlamıyorum!" Dilayda nedenini biliyordu ama bir şey söylemedi. Gülümseyerek oğlunun omzunu sıvazladı. "Hadi tamam, şimdi bunları konuşmanın ne yeri ne zamanı." Bakışları bahçede dolaştı. "Misafirler ile ilgilenmeliyim. Sen de üzerine ceket alıyorsun beyefendi. Sonbaharın ortası. Havalar artık serin."
Gelmişti bu yaşına hala küçük çocuk muamelesi görüyordu. Yine de gülümsemeden edemedi. Bazen hoşuna gidiyordu bu ilgi. "Tamam annem." Diyerek Dilayda'nın elinden öperek bıraktı. Annesi giydiği beyaz elbisesinin eteklerini toplayarak masalara doğru ilerken arkasından baktı. Hala zayıf ve dik duruyordu. Yaşlanmanın verdiği etkisiyle yüzü oturmuştu ama annesi her zamanki gibi çok güzeldi. Babasının neden bu kadar tutulduğunu artık anlıyordu.
Annesi hem içten hem dıştan çok güzel bir kadındı, çok güzel bir eşti ve anneydi.
"Umarım sizin gibi ailem ve çocuklarım olur anne." Dedi dileğini içten dileyerek ama kaderinde yaşayacaklardan bihaber olarak.
O sırada lavaboya giden Sedef, dönerken bahçenin girişinde duran kadın ve oğluna rastlamıştı, ister istemez Dilayda ile Poyraz arasındaki konuşmaya kulak misafiri olurken yüzündeki tebessümü gizleyememişti. Bakışlarını sırtı dönük
adama çevirdi. Ardından gidişini seyretti. Bahçeye sırtını dönerek salonda yürürken durdu.
Demek...
Poyraz da ona karşı boş değildi.
Ellerinin titremesini bastırmak adına sıkarken derim bir nefes çekti.
Birden sıcaklamıştı. Ellerini yüzüne yellerken garsonlardan biri yanından geçiyordu ki, onu durdurup uzun ince kadehi eline alıp direkt kafasına dikti. Yüzünü ekşiterek boş kadehi tepsiye koyduğunda kulakların uğuldadığını, yüzünün yandığını hissetti. "Hanımefendi iyi misiniz?"
Garsona eliyle işaret yaparken, "İyiyim..." dedi. "Çok iyiyim hatta."
Garson tereddütle baksa da bir şey demeyip yanından geçerken Sedef kıkırdayarak başını kaldırdı. "O da beni seviyor..." Dudaklarını ısırarak etrafına baktı sersemce. "Poyraz da beni seviyor."
O sırada masaya geri dönen Poyraz, kaşlarını çattı. Bahçenin her yerine gözlerini değdirirken aradığı kadını bulamadı. Neredeydi?
Şahan'ı buldu bakışları. Kenarda flört ediyordu yine kadınlarla. Şaşırmamıştı. "Şahan!"
Kafasını Poyraz'a çevirdi Şahan. Poyraz'ın iki parmağı ile işaret yaparak, yanına çağırdığında kızlara bir dakika diyerek elindeki içkiyle beraber soluğu Poyraz'ın yanında aldı. "Hayırdır abi?"
"Sedef nerede?"
Şahan şaşırsa da, etrafına baktı. "Buralardaydı." Poyraz'a döndü. "Niye ki? Bir şey mi oldu?"
"Tamam sorun yok," dese de içini huzursuzluk kaplamıştı. Acaba babası mı bir şey demişti? Olasıydı. Bir an babasına kızmadan edemedi. Erkan amcası ile aralarında bir sorun olsa da bunun faturasını Sedef'e kesmemeliydi. Evin içine bakmaya karar verecekti ki arkasını döndüğü an kapının girişinde kadın ile göz göze geldi. Kaşları çatıldı. "Sedef?"
Hızlı adımlarla kadının yanına giderken, onun iyi olmadığını gördü. Belini tutarak ayakta durmasını sağlarken yüzüne baktı. "İyi misin sen?"
"İyiyim." Durdu. "Sadece, içki çarpmış olabilir." Kadehi tek yudumda bitirmişti. Hızlı içmeseydi çarpmayacaktı bile.
"Neden hızlı içtin anlamıyorum ki!" diyerek kadını kucakladı ve salondan geçerek odalardan birine getirdi. Burası bahçenin yan cephesine bakan misafir odalarından biriydi. Buradaki banyoya kullanabilirdi. Kızı yatağa bıraktığında kendi kendine gülmesine aldırış etmedi, banyoyu kontrol etti. Her şey yerli yerindeydi eksik yoktu.
"Pekâlâ," diyerek kadını kaldırdı yataktan. "Bir elini yüzünü yıkasak fena olmayacak?"
Sedef gülerek Poyraz'ın yan profilini seyretti. "Bir kadehcik içtim ya... Başımı döndürmesi normal mi?"
"Alışık değilsen normal Sedef."
Sedef sırnaştı Poyraz'a. "Bana yine Sedef'im desene. Hm, der misin... " Poyraz donakaldı, hızla kafasını kadına çevirirken şaşkınlıkla gözlerine bakıyordu. "Sedefim mi? Ben sana öyle mi demişim?"
"Hıhım," dedi Sedef başını Poyraz'ın omzuna yaslarken. "Sedefim dedin bana mutluluk sarhoşu ettin beni." Poyraz gülmek ile gülmemek arasında kalırken dudaklarında yeşeren tebessüme engel olamadı. Belli ki Sedef'in hoşuna gitmişti.
"Hoşuna mı gitti?"
"Mm evet. Hep Sedefim desene bana." Başını kaldırdı. "Der misin?" Poyraz içi giderek baktı kadının yüzünün her bir milimine. "Derim. Sen iste her saniye Sedefim derim." Gülümsedi. "Pooyraazz..."
Banyoya girdiklerinde musluğu açtı Poyraz. Kadını lavabonun önüne getirdiğinde, eğildi Sedef. Elleri mermere tutunurken Poyraz aynadan ona baktı. Dudaklarındaki kıvrım büyürken bakışlarını aynadan kopararak kızın yan profiline kaydırdı. Avucuna su doldurup yüzüne yavaşça vurmaya başladığında Sedef gözlerini yummuş Poyraz'ın yüzünü yıkamasının bitirmesini bekliyordu. Poyraz boş ama ıslak avucuyla yanağını okşar gibi sildiğinde Sedef başını kaldırdı, mayışmış halde ona baktı. "Rimelim aktı... Kötü görünüyorum değil mi?"
Poyraz ona bakmaya devam ederken küçük havlu kağıtları eline alıp akan makyajını da sildi kızın. "Akan makyaj bile çirkinleştiremiyor seni... O kadar güzelsin ki."
Sedef, kalbinin yerinden çıkacağını sandı. Poyraz'ın cümlesini idrak edebildiğinde ayılmıştı biraz. Hâlen üzerindeki sersemliği gitmezken yerinde dikleşti, Poyraz'ın eline dokundu. Onun eli kendi yanağındaydı, yanağını yasladı adamın avucuna doğru. "Sen beni güzel mi buldun?"
"Buldum değil buluyorum." Poyraz diğer avucunu kızın boşta kalan yanağına götürdüğünde yüzünü kavramış oldu. "Sedef..."
Kızın gözlerinin içine baktıkça bakası geliyordu Poyraz'ın.
"Sedef'im..."
Gülümsedi Sedef, gözlerini yumarken. O an aralarındaki çekim yükselmiş gibi Poyraz yüzünü eğerken dudaklarını yavaşça Sedef'in dudaklarına bastırdı. Sedef anlık irkilse de kendini hızla toparladı. Dudaklarında gezinen yumuşak dudakları karşıladı. Poyraz başını eğerek kızın dudaklarını talan etmeye devam ettiğinde bir eli kızın yüzünden kayıp beline indi, kolunu beline sararak kızın kalçasını lavabonun mermerine yasladı. Sedef sanki bunu beklermiş gibi bacaklarını aralayarak Poyraz'ın arasına girmesine izin verdi. Uzun bacakları elbisenin yırtmacından çıkarak Poyraz'ın bacaklarına sardığında, Poyraz diğer elini de kızın yüzünden ayırdı. Baldırına dokunarak kalçasına ulaştığında sıkarak kalçasını kavradı, okşadı. Sedef kollarını Poyraz'ın ensesine sıkıca sararken bedenleri bütünleşik olmuş gibiydi. Öpüşmeleri hızlanırken Poyraz dudaklarını ısırarak emiyor, Sedef'in inlemesine engel olmuyordu. "Poy...raz..."
Poyraz dudaklarını kızın şişmiş dudaklarından ayırarak, çenesine oradan boynuna doğru indirdiğinde emerek hızlıca öpmeye devam etti. Parmakları kızın kolundan omzuna doğru çizgi çeker gibi çıktığında elbisenin askılarını indirdi yavaşça ve göğüs dekoltesi daha da belirgin oldu kızın.
Kulak arkasından inerek, boynuna doğru öperek yol çizdi. Sedef dudaklarını ısırarak Poyraz'ı izlerken, adamın saçlarından geçiriyordu parmaklarını. "Poyra- az... Dur- durmalıyız..." Poyraz onu duymuyormuş gibi öpücüklerini kondurmaya devam ederken kızın göğüslerini kıyafetin üzerinden okşadığında göğüs uçlarını okşadı, ardından parmakları içeriye sızdığında, Sedef vücudundan akım geçiyormuş gibi titredi. Kafasını geriye attığında çığlık atmasına engel olamadı. "Ahh... Ah!" Poyraz kızın göğüslerini okşamaya devam ederken birden başını kaldırdı ve dudaklarına yapışarak ilkinden delicesine öpüşmeye başladılar. Sedef elini Poyraz'ın saçlarına gömerek çekiştirdiğinde Poyraz ellerini kızın göğüslerinden son kez okşayarak çekerken bileklerini yakalayıp aynaya yapıştırdı. Bedenini bastırarak öpüşmeye devam etti.
Sedef bacaklarını daha sıkı sararken, Poyraz kendini kıza bastırarak dudaklarını yok edermişcesine öpmeye devam ediyordu. Bileklerini bırakarak kızın yüzünü kavradığında anlık geri çekildi. Nefes nefese Sedef'e bakarken o da kendisinden farklı değildi. Sedef gözlerini açtığında gülümseyerek Poyraz'a baktı. Başını eğerek kollarını yeniden Poyraz'ın ensesine sardı. "Çok... Güzeldi. Bitsin istemezdim."
"Ben de. Ama sersemsin."
Sedef kıkırdadı. "Korkma, Poyraz Kunter sarhoşken benden faydalandı demeyeceğim magazine." Poyraz gülümseyerek burnunu kızın burnuna sürttü. "Her ne kadar deli gibi öpmek istesem de durmak zorundayız."
"Mmm, bir daha ne zaman öpüşürüz?" Sedef parmağını döndürdü. "Tahminen?"
Poyraz kızın şişkin dudaklarına uzanarak derin ve kısa bir öpücük kondurup geri çekildiğinde Sedef gülüşerek kafasını Poyraz'ın omzuna yasladı. "Ya... Şimdi ne zaman bir daha öpüşürüz?"
"Senin istediğin her zaman." Başını kaldırdı. "Sedef..." Artık dayanamayacaktı. Bunca yıl sabretmişti, dayanmıştı. Söyleyecekti. "Ben sana aşığım." Sedef'in gözleri dolduğunda kaşları hafif çatılsa da kızın gülümseyerek sakalından öpmesi ile çatık kaşları düzeldi. "Poyraz..." Öyle içten Poyraz diyordu ki huzurla doluyordu Poyraz. Gözlerini yumdu. "Ben de seni seviyorum." Kıza sarıldı sımsıkıca sanki bilinçsizce yapmıştı bunu. "Çok aşığım sana."
Poyraz kızın saçından öperek sarılmaya devam ettiğinde kızı kucakladı, banyodan çıkıp odaya geldiklerinde yatağa yatırdı ancak kızın üstünden kalkmadı. Elleri üzerinde durduğunda Sedef ellerini Poyraz'ın beyaz gömleği üzerinde gezdirdi. Oda karanlıktı. Sadece pencereden süzülen loş ışıkla kızın yüzünün sağ tarafını görebiliyordu. Sedef de aynı şekilde Poyraz'ın sağ tarafını görebilirken gülümsedi. Uzunca izledi ama sonra sessizliği bozma kararı aldı. "Seni sevdiğime hiç keşke demedim ben biliyor musun Poyraz, sen benim hep iyi ki'mdin."