Elvan, köydeki araştırmaların yorgunluğunu üstünden atamamıştı. Günlerdir gizli gizli iz sürüyor, Kerem’le beraber Zühre’nin izini bulmaya çalışıyordu. Ama aynı zamanda, Veysel’in onları takip ediyor olabileceği ihtimali yüreğini sıkıştırıyordu. Bu yüzden dışarıdan kimseyle temasa geçmemeye karar vermişti. Tam da o sırada telefon titredi. Ekranda Derya’nın adı vardı. Elvan’ın kalbi sıkıştı. Arkadaşının sesini duymayı özlemişti ama aynı zamanda ona hiçbir şey anlatamamanın ağırlığını da hissediyordu. Titreyen parmaklarıyla aramayı açtı. — “Alo, Derya?” — “Elvan! Nerelerdesin sen? Günlerdir ne arıyorsun, ne soruyorsun… Meraktan delirdim. Bir iz, bir haber var mı?” Derya’nın sesi kaygılıydı. Elvan derin bir nefes aldı, gözleri bir an Kerem’e kaydı. Kerem, tepeye kurulmuş eski taş evleri

