-2020-
Merhaba günlüğüm,
Ben bugün 17 yaşımda oldum. Her yaş alışımda yeni bir acı tadıyorum ve artık buna katlanamıyorum. Bugün doğum günümü kutlayacağımız için Kahraman'la buluşacaktık. Tam hazırlandım evden çıkacağım amcama takıldım. Kapının önünde pusu kurmuş, dışarı çıkmama izin vermedi. Son zamanlarda üzerimde olan mutlu hallerden şüphelenmiş olacak ki Aslan'la arkadaştan fazlası olduğumuzu öğrenmiş. Bunun için köşeye sıkıştırdı beni. Kızdı hakkıymış gibi. Ne namusum kaldı ne ahlakım. Elin erkekleriyle düşüp kalkıyormuşum, benim yerim onun yanıymış. Daha bir ton zırvalıkla o iğrenç ağzına aldı ikimizin adını da. Kendi yaptığı pislikleri görmeden sevdiğime dil uzattı. Dayanamayacağım bir şeydi bu. Öyle ki sevdiğimin bana iznim dışında dokunduğunu ima ettiği raddede yapıştırdım yüzüne tokadı. Kendi iğrençliğini ona nasıl layık görürdü? Elimi tutarken bile çekinen çocuğu kendi korkunç zihniyetiyle nasıl bir tutardı? Düşüncesi dahi öfkelendirdi beni, ne olduğunu anlamadan elimin onun yanağında çıkardığı tok sesi duydum.
Tabii o tokadın yükü ağır oldu benim için. Amcamın gözü döndü ona vurmamla, beni kolumdan tuttuğu gibi odasına sürükledi. Yatağına savurduğu anda anladım yıllardır hayalini kurduğu şeyi gerçekleştireceğini... Farkında olduğum andan beri koruduğum benliğimi söküp alacaktı benden. İzin veremezdim. Vermedim de. Kimin ne düşüneceğini, kime ne olacağını umursamadan avazım çıktığı kadar bağırdım. Onun cüssesini kendimden uzaklaştıramazdım belki ama boğazım yırtılana kadar bağırabilirdim. Sesimi birilerine duyurabilirdim. Öyle de yaptım. İlk defa sesim çıktı benim bugün o odada. Amcamın kirli elleri bağırdığım an bana uzansa da sesimi kesmeye yetmedi. Duyurdum kendimi birilerine. En azından evdekilere. Odaya apar topar mutfak görevlileri girdi. Amcam o kadar öfkeliydi ki normalde ilmek ilmek işleyeceği planı o an eksik yapmıştı, kapıyı kilitlemeyi unutmuştu. İçeri girmeleriyle amcamın gürlemesi bir oldu. Geldikleri gibi çıktılar odadan ama benim için bu kadar dikkat dağınıklığı bile yeterdi. Amcamın kendini benden üstün gördüğü uzvuna tekmeyi geçirip çıktım odadan.
O an karar vermiştim söyleyecektim Aslan'a her şeyi, ayrılacaktım bu cehennemden. Ama buluşunca söyleyemedim. Söyleyemeyeceğim şeyler duydum, gördüm ondan. Arkadaşlarından birini kaybetmişti, Noksan abi hastaydı, orada bulunan herkesin sorumluluğu bir kez daha ona yüklenmişti. Bitmiş vaziyetteydi, çökmüştü üzüntüden. O an için beni teselli eden çocuğu teselli etmesi gereken bendim. Sırtına koca bir yük daha bırakamazdım. Sokak serserilerinden dayak yemişti, sevdiğim yüzü kanlar içindeydi buluştuğumuzda. Onu o halde görünce kendi halimi unuttum zaten. Tuttum yaralı yüzünü, yasladım göğsüme. Tamam dedim, geçecek dedim. İkimizi de teselli ettim o an. Ona bunları derken ağladığımdan habersizdim. O, onun için ağladım sandı ama ben, orada yanıp kül olan çocukluğuma ağladım saatlerce. Bu son olsun, bu ikimizin de son kanayışı olsun. Dişimi sıktığım son olay olsun. Bir diğerine katlanamam... Bir diğerinde ya ölürüm ya öldürür.
?
prenshamlet: Ben değildim.
ophelia: Geri gelmişsin...
ophelia: Bir dakika ben değildim derken?
prenshamlet: Seni kurtaran kişi, ben değildim.
ophelia: Sendin.
prenshamlet: Değildim Oya, içten içe sende biliyorsun bunu.
ophelia: Kapa çeneni! Sendin o! Beni kurtaran sendin!
ophelia: Sen olduğunu buradakilere de kanıtlayacağım.
ophelia: Hastaneden çıkmama izin vermiyorlar ama verecekler.
ophelia: Ben iyiyim, boğulmadım, ölmedim, nefes alıyorum işte, iyiyim!
ophelia: Çıkacağım buradan.
ophelia: Çıkıp yanına geleceğim, söyle neredesin?
prenshamlet: Oya...
ophelia: Oya değil, Ophelia. Unuttun mu?
ophelia: Hamlet'in Ophelia'sıyım ben, senin sevdiğinim, bak, yaşıyorum.
ophelia: Neredesin söyle, geleyim yanına.
prenshamlet: Gelemezsin, gelmemelisin.
prenshamlet: Beni dinle, yalvarırım, bu sese kulak ver.
prenshamlet: Bugün o nehirden seni çıkaran ben değildim.
prenshamlet: Oradan geçen herhangi biriydi ama ben değildim.
prenshamlet: Ben olamam yanında, dokunamam sana, göremezsin beni, bunları biliyorsun değil mi?
ophelia: Hayır, sendin!
prenshamlet: Ben değildim ama bir başkasıydı.
prenshamlet: Bu intihar girişimini de engelleyen biri vardı orada.
prenshamlet: Sen her intihar adımında yanında biri ya da birileri oluyor, bunun farkındasın değil mi?
prenshamlet: Oysa intihar en bilinen şekliyle yalnızken yapılır.
prenshamlet: Sen hiç yalnız kalmıyorsun.
prenshamlet: Çünkü gerçekten ölmek istemiyorsun, bunu ikimiz de biliyoruz.
prenshamlet: Tek sorun sen bildiğin gerçekten kaçıyorsun, bense o gerçeği yüzüne vuruyorum.
prenshamlet: Her intihara kalkıştığında kendini bilerek insanlara yakalatıyor, yardıma muhtaç pozisyonuna düşürüyorsun. Muhtaçsın da.
prenshamlet: Ölümden, ölesiye korkuyorsun. Her insan gibi korkmalısın da.
prenshamlet: İnsanlar çıkıp ölümden korkmadığını söyleyebilir.
prenshamlet: Ancak yalan söylemiş olurlar. Çünkü en korkusuz kişinin bile korkacağı tek şey vardır, o da ölümdür.
prenshamlet: Son ana kadar herkes rahattır, herkes ölmeyecekmiş gibi yaşar. Yarınlar varmışçasına, yaşlar tükenmezmişçesine... Fakat ölüm bir gerçek. O gerçeklik hissedildiği anda korku başlıyor işte. Ölüm insanın ensesinde bittiği zaman, tüylerini ürperten o dürtüyü hissettiği zaman ne yapacağını şaşırıyor.
prenshamlet: O an için tek bildiği; yaşamın bir saniyesine bile dört elle sıkıca sarılacağı...
prenshamlet: Senin yaptığında bu.
prenshamlet: Ölmek istemiyorsun, ölüme adımlar atıyorsun, en yaklaştığın anda, ölümü ensende hissettiğin anda, attığın adımı geri çekip yaşama sıkı sıkıya sarılıyorsun.
prenshamlet: O nehre bugün ilk kez gerçekten ölmek için atlaman bunu değiştirmeyecek. İçindeki ölme korkusunu dindirmeyecek. Ömrün boyunca böyle mi yaşayacaksın?
prenshamlet: Korkarak mı yaşayacaksın? Kendine işkence mi çektireceksin?
prenshamlet: Hayır Oya, bunu yapmayacaksın.
prenshamlet: Gerçek isteğini gerçekleştirip yaşayacaksın.
prenshamlet: Yaşamak için kimsem yok diyorsun ya hani yanılıyorsun.
prenshamlet: Sen varsın.
prenshamlet: Sen, sana yetersin.
prenshamlet: Dönüp kendine sarılmalısın.
prenshamlet: Ölmek için değil, yaşamak için...
ophelia: Ben varım değil mi?
ophelia: Evet, ben varım peki ya sen?
ophelia: Sen yoksun.
ophelia: Kahraman'ım artık yok ve ben onun yokluğunda çok üşüyorum.
ophelia: Kendime sarılsam bile ısınamam ki, hep onu ararım.
ophelia: Onun kolları beni sarsın isterim, içimi sıcacık etsin.
ophelia: Bir tek o baksın bana, bir tek o yardım etsin, yaralarımı bir tek o görsün, o sarsın.
ophelia: Ben sadece Kahraman'ımı isterim, başka kimseyi değil.
ophelia: Neden gittin ki sen? Neden yalnız bıraktın beni?
ophelia: Ben sensiz yapamıyorum ki.
ophelia: Senleyken savaşabiliyordum, senleyken savaşmak için bir nedenim vardı ama şimdi? Yok. Sen yoksun, nefes alma nedenim yok.
ophelia: Sensizken yaşamayı beceremiyorum ben, dayanamıyorum.
ophelia: Çok yoruldum, inan bana çok yoruldum. Yaşamaktan, çabalamaktan, direnmekten... Her şeyden çok yoruldum.
ophelia: Sadece yanına gelmek istiyorum. Beni yanına alamaz mısın? Sevdiğin için bunu yapamaz mısın?
ophelia: Seni çok özledim Aslan... Sesini, yüzünü, ellerini, kokunu... Çok özledim.
ophelia: Yokluğunda ruhumdan eksilttim hep.
ophelia: Şimdi sen bana o ruhu kendinle tamamla diyorsun, yapamam.
ophelia: Geriye o sevdiğin, bildiğin Ophelia'dan hiçbir şey kalmadı, bak.
ophelia: Bırakmadılar işte.
ophelia: Üzgünüm, başka çare göremediğim için.
ophelia: Üzgünüm, çaresiz kaldığım için.
ophelia: Üzgünüm, sana doya doya sarılamadığım için.
ophelia: Üzgünüm, sana seni sevdiğimi doyasıya söyleyemediğim için.
ophelia: Her şey için çok üzgünüm. Belki bu üzüntüm senin yanına geldiğimde son bulur.
ophelia: Oya, bu zamana kadar hiç yaşamamıştı.
ophelia: Beni ayakta tutan tek şey senin sevgindi, senin Ophelia'n olmaktı.
ophelia: Ama şimdi o da yok.
ophelia: Sevdiğin Ophelia da sonunda nehre atlayarak öldü, kurtaramadı kimse.
ophelia: Oyunda önce ölen Ophelia, peşinden giden Hamlet'ti ya hani. Bizde bu durum biraz farklı. Bizim sevgimiz onlarınkinden farklı. Ophelia'nın Hamlet'i çekinerek sevmesi gibi sevmiyorum ben seni.
ophelia: Ben seni, delirecek kadar çok seviyorum.
ophelia: Ama her şeye rağmen sonumuz onlar gibi oldu.
ophelia: Bizde ilk giden sen oldun sevgilim, peşinden gelense ben olacağım.
ophelia: Şimdi kay kenara, kaz solunu;
ophelia: Oraya gömülmeye geliyorum.