Bir insan ömrü boyunca sapmadığı çizginin aslında en başından yamuk, çarpık ve karmakarışık olduğunu öğrenince ne yapar? Geri dönmek ister ama kendi çizgisinde kaybolacağından, o çizgi tarafından yutulacağından korkar. Çizgi ne olursa olsun sapmamak erdem midir peki? İnsan yenilgiyi kabul etmemeyi gururundan sayarken; aslında ben kaybettim diye bas bas bağırmıyor mudur? Hüseyin Gedikli gül ağacından yapılma bastonuna sadece bedeninin değil aynı zamanda vicdanının da yükünü yüklemiş ve, büyük camların arkasında, evladını teselli eden kızı Sühandan'ı seyre dalmıştı. 28 yaşında bembeyaz olan saçlarını ısrarla boyatmayışı bile babasının vicdanını yaralamak için değil miydi? O, çevresine neşe saçan, aşık olduktan sonra bambaşka bakan, bambaşka bir genç kıza dönüşen biricik kızı, sevdiği adamı

