Saatin tiktakları dördümüzün attığı adımlarla uyumlu olarak vururken aslında zaman bizim için durmuştu. Gergindim. Gergindik. Hepimizin alnında biriken soğuk ter vardı bunun sebebi yürümemiz değil bu gece olabileceklerdi. Siyahlar içindeydik. Hepimiz bir olmuş ve simsiyah giyinmiştik. Siyah bir dar jeans, siyah bir tişört. Benim bizimkilerden tek farkım tişörtümün ince askılı olmasıydı. Saçlarım dümdüz bir at kuyruğuydu ve tamamiyle ortada olan suratımda kırmızı ruj ve biçimli bir eyelinerla tamamlanan bir makyaj vardı. Parmak eklemlerimdeki metal yüzükler Güney'in eklemlerindeki yüzüklere çarpıyordu. Mahşerin dört atlısıymışız gibi hissediyordum kendimizi. Onlar hakkında ayrıntıya sahip değildim lakin yıkım getirdiklerini biliyordum. Sanırım ben ölümdüm. "Planın son bir kez üstünden

