Sonunda insan içine çıkabilecek bir tipe gelebilmesi için bir hafta beklemesi gerekti Özbey'in. Yine de yüzü normale oranla resmen bok gibiydi. Dudağının sol alt köşesi patlamıştı ve kabul bağlamıştı. Yine sol gözündeki büyük morluğun rengi dönmeye başlamış, sarı yeşil ve mor karışımı bir şey olmuştu. Burnundaki çatlak ise derin nefes aldığı her an sızlıyordu. Yine de yüzündeki hiç bir yarayı umursamıyordu. Umursayacağı daha önemli meseleler vardı çünkü. Elleri ceplerinde amaçladığı yere yürüyordu. Sonunda parka vardığında ise saat gecenin biriydi. Geçti çok geç bir saatti. Bu saatte kimse parkta olmazdı. Bir kişi hariç. O meşhur ağacın oraya yönlendirdi adımlarını. Görmeyi umduğu şey ağacında uyuklayan bir Gökyüzü tenli kızdı. Lakin gördüğü şey bambaşkaydı. Görüntüden önce bir ses

