Gazanfer Silah sesi duymaya elbette alışkındım ama İstanbul'da değildi. Gazi'yi arkama alıp etrafıma bakındığımda, Bahçenin diğer köşesinde elinde silahla sırıtan bir Yeter görünce, sakin kalmaya çalıştım birkaç saniye. Ama ben daha parlamadan, Bahadır'ın müdahale ettiğini, Nilüfer ablamın çocuklar olduğu için kızdığını görünce, derin bir nefes aldım. Gazi, koluma dokunup bana seslendiğinde, ona dönmek üzereyken gözlerinde boncuk boncuk yaşlarla bana koşan Sevilay, bacaklarıma sarıldı. Eğilip kucağıma aldığımda, minik kollarını boynuma sıkıca dolayıp içini çeke çeke ağlamaya devam etti. Saçlarını okşayıp bana bakmasını sağladığımda, yanaklarındaki yaşları sildim. "Sevilay, Teyzem geçti bak. Ağlama, bir tanem." Sevilay, konuşmadan başını göğsüme yaslamış içini çeke çeke ağlarken, başı

