Polat'tan
Koltuğumda oturmuş yardımcım Tolganın gelmesini bekliyordum. Ailem artık evlenmem gerektiğini düşündüğü için Eslem adında bir kadınla tanışmamı istemişti. Ancak kadınların statüye, paraya, güce ve yüze baktıklarını bildiğim için kimseye güvenemiyordum. Ben de bir oyun oynamaya karar verdim. Kaza geçirdiğimi ve hayatım boyunca yüzümde maske ile dolaşmak zorunda kalacağımı kızın ailesinin bilmesini sağladım. Eğer Eslem denen o kadın buna rağmen evet deseydi onunla evlenmeyi kabul eder ve önüne dünyaları sererdim. Ancak bu olmamış ve aileden haber gelmişti. Eslem benimle evlenmek istemiyordu. O da diğerleri gibiydi. Statüye, paraya ve tipe bakan kadınlardan. Hayatım boyunca hayatıma bir şekilde dahil olan her kadın aynı oldu. Estetik bir yüz, gereğinden fazla yapılmış makyaj, silikon olduğu her halinden belli olan göğüsler... Ve ben pahalıyım diye bağıran parfümler.
Dedim ya hepsi aynı. Oysa ben bunları istemiyorum. Benim için kadın sadece güzellikten ibaret değildir.
Zeka ve güç barındırmalı kadın... Kendini ezdirmemeli... Yürüdüğünde bile ben buradayım diyebilmeli. Ve bunları yaparken asla sahte olmamalı. Gülüşü, hareketleri içten olmalı. Her şeyden önemlisi sağlam bir karaktere sahip olmalı.
Hayatım boyunca karşıma çıkacak o mükemmel kadını aradım, durdum. Bana kalsa doğru insanı bulana kadar evlenmem ama gelin görün ki aileme bu durumu anlatamıyorum. Ne kadar büyümüş de olsanız anne babanız hayattaysa bir şekilde yaşantınıza karışmanın yolunu bulmayı başarıyorlar.
Tıpkı benim ailem gibi. Durum böyle olunca çareyi kendi yöntemlerimi kullanmakta buldum. Neyse ki huyumu iyi bilen babam bu konuda bana karışmadı. Eslem'in ailesine haberi gönderince kısa sürede olumsuz dönüş yapmışlardı. Ta ki Merve adında başka bir kız ortaya çıkana kadar.
Düşüncelerimle boğuşurken odamın kapısı tıklatıldı ve içeriye Tolga girdi. Elinde tuttuğu dosyayı bana verirken anlatmaya başladı.
" Merve Özer. 27 yaşında. Dört dil biliyor. Koç Üniversitesi işletme bölümü mezunu. Yakın zamanda Arda Akyürek ile evlilik aşamasındaymış. Ancak son anda evlenmekten vazgeçmiş. Babası Hakan Özer bir kaç gün önce vefat ettiğinde, şirketlerinin battığını öğrenmiş. Bu yüzden sizinle evlenmeyi kabul etmiş. " dedi Tolga.
Tolgayı dinlerken bir taraftan dosyada bulunan resme bakıyordum. Fotoğrafa baktığımda gördüğüm ilk şey güzel bir yüzdü. Daha fazlası değil. O da diğer kadınlar gibiydi buna eminim.
" Evlenmekten neden vazgeçmiş. " dedim Tolgaya bakarak.
" Kimse tarafından bilinmiyor. "
" Bilinse ne olacak. Her şey açık. Eminim Arda denen adamın parasını az bulmuştur." dedim.
Sözlerim üzerine duraksayarak konuşan Tolga " Ben... Ben onun öyle biri olduğunu sanmıyorum efendim. " dedi.
" 18 yıl önce yaşanan olaydan sonra kimseye güvenmiyorum. Özellikle bir kadına asla. O da tıpkı diğerleri gibi. İstediği tek şey para." dedim.
" Haklısınız Tolga bey ancak dediğim gibi o, diğerleri gibi değil. " diyen Tolgaya baktım merak içinde. Bu kanıya nereden varmış olabileceğini düşündüm. Yüzüme baktığında ne düşündüğümü anlayan Tolga ben sormadan konuşmaya başladı.
" Araştırırken aynı zamanda Merve hanımı gözlemleme fırsatım oldu. Babasının şirketinin battığını öğrendiğinde sizinle evlenmeyi hemen kabul etmek yerine savaşmayı tercih etti. Önce mücevherlerini sattı. İlk taksiti bu şekilde ödedi. Ardından elinde avucunda ne varsa elden çıkardı. Kendi emekleri ile kurduğu butiği ucuza satmak zorunda kaldı. Hatta babasının ona hediye ettiği kolyeyi bile. " diyen Tolga önüme bir resim koydu.
" Bu babasının onun için hediye ettiği kolye. " dedi.
" Demek ki hediyelere değer vermiyor. Kesin ucuz bulmuştur. " dedim düşüncemi söyleyerek.
Ancak Tolga benim gibi düşünmemiş olacak ki kafasını olumsuz anlamda salladı.
" Hayır efendim öyle değil. Borcu ödemek için sattı ama geri alacağını söyledi. Kuyumcu üç ay içinde almaya gelmezse satacağını söyledi. "
" Ne söylersen söyle Tolga fikrim değişmeyecek. O da diğerleri gibi. Eminim sınavımı geçemeyecek. " dedim kendimden emin bir şekilde.
" Bence geçecek efendim. " dedi Tolga. Sesi son derece emin ve kararlı çıkmıştı.
" Göreceğiz. " dedim.
***
Sonraki günlerde yüzümün durumunu öğrenince evlenmekten vazgeçeceğini düşündüğüm kadın fikrini değiştirmemiş ve benimle evlenmek istediğinin haberini yollamıştı. Nedenini bilmesem de içimde kuşku vardı.
Merve ile karşılaşacağım için iki farklı şekle bürünmeye karar verdim. Birinde beni yüzü yaralı bir adam olarak tanıyacakken, diğerinde kafasını karıştıracak kadar yakışıklı biri olacaktım.
Tahminlerimde yanılmıyorsam Merve kesinlikle ihanet edecek ve yakışıklı olanı tercih edecekti. Hep öyle olmaz mı zaten ? İyi adamlar yalnızken, kötü ama yakışıklı adamlar tercih sebebi olurlar.
Bugün Merve ile ilk kez karşılaşacağım ve onunla evleneceğim gündü. Aynada kendime baktım ve yakışıklı göründüğümden emin oldum. Karşısına ilk olarak yakışıklı ve çapkın kuzenim Cihan olarak çıkacağım. Bakalım küçük hanımın tepkisi ne olacak. Yüzümdeki sinsi sırıtma ile odadan çıktım ve Merve'nin hazırlandığı odaya girdim. Merve üzerine giydiği bembeyaz geliklik ile odada yalnızdı. Öylece karşıya bakıyordu. Bir şeyler düşündüğü bariz belliydi. Yavaş yavaş adım attım. Düşüncelerine o kadar odaklanmıştı ki ne odaya girdiğimi, ne de ona yaklaştığımı fark etmedi. Ta ki nefesimi ensesinde hissedene dek.
Korku içinde arkasını dönen Merve'nin gözleri gözlerim ile buluştuğunda aklımdan ilk geçen şey çok güzel olduğuydu. İnsanı içine çeken mavi gözler... Ve beyaz tenine yakışan muhteşem kızıllık.
" Sen de kimsin ? " diye sordu.
Gelen soruyla belli etmemeye çalışarak yüzüme serseri bir gülüş kondurdum. Ayaklarından başlayarak bedenini süzmeye başladım. Gözlerim gözlerine tekrar değene dek durmadım.
" Demek o ezikle evlenecek olan kız sensin ? " dedim.
" Seni tanıyor muyum ? " dedi kim olduğumu anlamaya çalışarak.
" Ben... " dedim ve adım adım Merve'ye yaklaşmaya başladım. Adım attıkça geriye giden Merve'nin sırtı duvar ile buluştuğunda bir elimi duvara yasladım ve sırıtarak gözlerine baktım.
" Polatın kuzeni Cihan... " dedim. " Birbirimizi sık sık göreceğiz. " diye eklemeyi unutmadım.
Merve bir elini göğsüme koyduktan sonra beni itmeye çalıştı.
" Tamam... Tanıştığıma memnun olmadım! " dedi ve tek kaşını havaya kaldırıp yanımdan uzaklaştı. Gelin odasından çıkana kadar arkasından bakmaya devam ettim. Yüzümde nedenini bilmediğim bir sırıtma vardı. Onun yerinde başka bir kadın olsa yüksek ihtimalle çoktan üzerime atlamıştı. Ama... Ama bu lanet kadın bırak üstüme atlamayı resmen kaçarak yanımda gitmişti.
Ortamda oluşan tuhaf durum ile birlikte ben de odadan çıktım ve diğer kişiliğime bürünmek için damat odasına girdim. Önce saçıma sarı bir peruk taktım, ardından siyah renk damatlığımı giydim. Tolganın benim için bulduğu makyöze döndüm.
" Yüzümü öyle bir hale getir ki bakan yanımdan kaçmak istesin. " dedim.
Kafasını sallayan makyöz yüzümün yarısına sahte bir yara yapmaya başladığında sessizce beklemeye başladım. Yüzüme maske de takacağım ama sürekli maske ile durmam Merve'yi bir süre sonra kuşkulandıracağı için makyöz tutmaya karar vermiştim. Ne zaman istersem gelecek ve yüzüme sahte bir yara yapacaktı.
İşi bittiğinde aynadan kendime baktım. Gördüğüm görüntü benim bile midemi bulandırırken Merve kesinlikle kaçacaktı bundan eminim. Kimse uzun süre bu surata bakmak istemez.
" Güzel. " dedim memnun kaldığımı belli ederek.
" Beğenmenize sevindim efendim. " dedikten sonra Tolgadan ücretini alan makyöz odadan çıktığında bende oturduğum yerden kalktım.
" Hadi bakalım Tolga gelin hanımı daha fazla bekletmeyelim." dedim.
" Efendim acaba vaz mı geçseniz ? " diyen Tolgaya döndüm.
" O nedenmiş. "
" Çünkü hata yapıyorsunuz. " dedi.
" Ben asla hata yapmam Tolga. " dedim ve yüzüme maskeyi takıp odadan çıktım. Nikahın kıyılacağı alana geldiğimde Merve çoktan masada yerini almıştı. Seri adımlarla yanına yaklaştım ve masada yerimi aldım.
Masaya oturana kadar ki süreçte beni gören herkes kendi aralarında fısıldaşmaya başlamıştı.
' Söylentiler doğruymuş.'
' Kesin yüzü çok iğrençtir. '
' Bu kadar güzel bir kadın neden bu herifle evlensin ki. '
Bu ve bunun benzeri yüzlerce kelime havada uçuştu. Gerçeği bildiğimden hiçbirini umursamadım. Fakat içten içe beni gören Merve'nin düşüncesini merak ediyordum. Acaba o da diğerleri gibi mi düşünüyordu ? Ne saçma bir soru, tabi ki onlar gibi düşünüyor. Diğer türlüsünü düşünmek için melek filan olması gerekir.
Gelişim ile söze başlayan nikah memuru klasik girişi yaptıktan sonra bize döndü ve sormaya başladı.
" Siz Merve Özer, kimsenin etkisi ve baskısı altında kalmadan iyi günde kötü günde, hastalıkta sağlıkta Polat Çeliker'i kocalığa kabul ediyor musunuz ? "
Bir süre düşünen Merve yüzünü bana döndürdü ve gözlerimin içine bakarak " Evet, kabul ediyorum. " dedi.
Bunun üzerine nikah memuru " Siz Polat Çeliker, kimsenin etkisi ve baskısı altında kalmadan iyi günde kötü günde, hastalıkta sağlıkta Merve Özer'i karılığa kabul ediyor musunuz ? " diye sordu.
Gelen soruyu duymama rağmen cevap vermedim. Gözlerim öylece Merve'nin yüzündeydi. Neden benimle velenmeyi kabul ettiğini anlamaya çalışıyordum. Cevap vermediğimi gören misafirler kendi aralarında fısıldaşmaya başladıklarında nikah memuru soruyu tekrar sordu.
" Kabul ediyor musunuz ? "
Ben cevap vermedikçe gerilen Merve sık sık misafirlere bakıyordu. En sonunda derin bir nefes aldım ve " Evet. " dedim.
***
Biten nikahın ardından Merve ile birlikte arabaya bindik ve tek kelime etmeden Çeliker malikanesine geldik. İkimiz de arabadan indiğimizde çalışanlardan birine gözlerimle Merve'yi işaret ettim, demek istediğimi anladı ve yatak odasına götürmek için koluna girdi.
Onlar gözden kaybolana kadar yerimden kıpırdamadım. Gittiklerinden emin olunca merdivenlerden çıktım ve yatak odasının ilerisindeki misafir odasına girdim. Hızlı bir şekilde üzerimi değiştirip, yüzümdeki sahte yarayı sildim. Saçımdan peruğu çıkarınca tekrar kuzen Cihana dönüşmem çok zamanımı almadı.
Gelin odasında tepki vermeyen Merve bakalım bu sefer bana karşı koyabilecek mi ? Bunu öğrenmek için odadan çıktım ve Merve ile kalacağım odaya girdim. Geldiğimde odada yalnız olan Merve gelinliğinin ipini çözmeye çalışıyordu.
" O çirkin damat nerede ? " dedim bedenimi duvara yaslarken.
" Aman Allahım. " dedi Merve geldiğimi fark ederek. Tepkisinden anladığım kadarıyla beni, diğer ben zannetmişti. Böyle söyleyince kulağa komik gelse de karşımda korku içinde bana bakan kadına belli etmeye niyetim yoktu. Kafama koymuştum ne olursa olsun Merve'nin de diğer kadınlardan farklı olmadığını kanıtlayacaktım.
" Senin burada ne işin var. " dedi Merve kendine gelerek.
" Soruma cevap vermedin o çirkin kocan nerede ? " dedim sorduğu soruyu es geçerek.
" O benim kocam... " diyen Merve oturduğu yataktan kalktı ve yüzüme öfkeyle baktı. " Onun hakkında bu şekilde konuşamazsın. " diyerek tamamladı cümlesini.
" Hadi ama güzelim. " dedim. Yüzümü şekilden şekle sokarak devam ettirdim sözlerimi. " İğrenç olduğunu sen de biliyorsun. "
" Çık git buradan. " diye bağırdı.
Merve'nin sözlerini duymazdan gelerek kolundan tuttuğum gibi yatağa uzanmasını sağladım.
" Ahhh. "
" O iğrenç herif seni benim gibi tatmin edemez Merve. Yatakta ne kadar iyi olursa olsun yüzüne her baktığında miden bulanacak. " dedim ve ne tepki vereceğini öğrenmek için yüzümü boynuna yaklaştırdım.
Kokusu burnuma dolduğunda neredeyse kendimden geçmek üzereydim. Tuhaf ama insanı kendine çeken bir kokusu vardı. Tam dudaklarımı boynuna değdirmiştim ki boynuma değen metalik bir şey ile uzaklaştım. Elinde nereden çıkardığını anlamadığım bir çakı vardı.
" Hadi ama güzelim bu kadar nazlanman neden ? " dedim üzerinden kalkarken.
" Bu nazlanmak değil şerefsiz herif...İstememek. " dedi net bir şekilde.
Bir insan kendisine şerefsiz dendiğinde mutlu olur muydu ? Kulağa tuhaf gelecek ama ben olmuştum. Karşımda elindeki küçük bir çakı ile kendini korumaya çalışan bir kadın vardı. Kocasına sadık olacağını belli eden bir kadın. Kendine saygısı olan bir kadın vardı. Yaptığı hareket ile karakterli biri olduğunu kanıtlamıştı aslında ama yine de emin olmak adına üzerine gitmeye karar verdim.
" Tekrar ediyorum nazlanman yersiz. İzin ver gerçek bir erkek nasıl olur sana göstereyim Merve " dedim.
" Bana bak şerefsiz herif... Ben senin kuzeninin karısıyım. Bana bu şekilde yaklaşamazsın anladın mı ? " dedi.
" Görünüşe göre kuzenim gelmeyecek Merve. Onun yerinde ben de olsam senin gibi güzel bir kadının yanına gelmeye cesaret edemezdim. O gelmeyecek ama ben buradayım. " dedim.
Sözlerim biter bitmez ne olduğunu anlamadan suratıma yediğim tokat ile neye uğradığımı şaşırdım. Merve'den beklemediğim hareket afallamama neden oldu. Hangi ara yanıma geldi fark edememiştim. Kafam yana düşerken elim yanağıma gitti. Yanağıma nüfuz eden kan yüzünden sıcaklık oluşmuştu. Zalimin kızında ayar yokmuş onu fark ettim. Osmanlı tokadı bu olsa gerek diye düşünmeden edemedim.
" Siktir ol git lan buradan! " diye bağırdı. Eliyle de kapıyı göstermeyi ihmal etmedi. Elim yanağımda Merve'ye bakmadan odadan çıktım. Diğer odaya geçtiğimde yanağım hala sızlıyordu.
" İlk sınavı geçti. Acaba hata mı yapıyorum ? Merve diğerlerinden farklı olabilir mi ? " dedim kendi kendime konuşurken. Sonra söylediklerimin saçma olduğuna karar verdim.
" Hayır. " dedim kafamı sallayarak. " Kesinlikle oynuyor. Evet... Evet benimle oynuyor olmalı. Eminim o da diğerleri gibi çıkacak. "