bc

Savcının İntikam Oyunu: Kuklalar ve Cellatlar

book_age18+
346
TAKİP ET
5.2K
OKU
love-triangle
contract marriage
BE
HE
opposites attract
mafia
heir/heiress
tragedy
bxg
scary
campus
sassy
brutal
seductive
wild
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

İstanbul'un karanlık dehlizlerinde, "Oyuncakçı" lakaplı mafya babası Harkon, sadistçe işkencelerle insanları kuklaları gibi oynatmaktadır. Şehrin üzerine çöken bu kabusun gölgesinde, genç ve idealist Savcı Canfeza Demir, Harkon'un suçlarına son vermeye ant içer. Ancak bu sadece bir adalet arayışı değildir; Harkon'un geçmişinde Canfeza'nın yüreğini derinden yaralayan bir trajedi yatmaktadır.Canfeza, hukukun sınırlarını zorlayarak Harkon'un karanlık dünyasına sızmaya başlar. Onun sadist oyunlarını deşifre ederken, kurbanlarının feryatları Canfeza'nın intikam ateşini daha da alevlendirir. Ancak bu tehlikeli oyunda roller sürekli değişir. Canfeza, adaleti sağlama tutkusunda kendi etik sınırlarını sorgularken, Harkon'un zekice planları ve beklenmedik hamleleri karşısında kimin av, kimin avcı olduğu belirsizleşir.Hikaye ilerledikçe, Canfeza ve Harkon arasındaki gerilim tırmanır. Nefret ve merakın ince çizgisinde dans eden bu iki zıt karakterin karşılaşmaları, okuyucuyu soluksuz bırakır. Canfeza, Harkon'un geçmişindeki karanlık sırları açığa çıkarmaya çalışırken, kendi içindeki acıyla da yüzleşmek zorunda kalır. İntikam arzusuyla yanıp tutuşan Canfeza, adalet ve kişisel hesaplaşma arasında zorlu bir seçim yapmak zorunda kalacaktır."Canfeza'nın İntikam Oyunu: Harkon ve Kuklaları", İstanbul'un yeraltı dünyasının acımasızlığını, bir kadının adalet için verdiği amansız mücadeleyi ve intikamın labirentlerinde kaybolma tehlikesini sürükleyici bir dille anlatırken, beklenmedik aşk kıvılcımları ve kayıpların derin hüznü de hikayeye ayrı bir boyut katmaktadır. Oyunun sonunda, Harkon'un karanlık saltanatı sona erecek mi, yoksa Canfeza intikam ateşinde mi kül olacaktır? Her karakterin bir sırrı ve her oyunun bir bedeli vardır.

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
oyuncakcı
İstanbul'un karanlık dehlizlerinde yankılanan kahkaham, nemli duvarlara çarpıp geri dönüyordu. "Oyuncakçı" derler bana. Harkon. Bu şehrin gölgelerinde dans eden, ipleri elinde tutan adam. O küçük savcı bozuntusu Canfeza mı? Ah, o sadece yeni bir oyuncak. Biraz hırslı, biraz da aptal. Tam sevdiğim gibi. O piçin gözlerindeki o alevi görmüştüm. Kaybettiği bir şeyin acısıyla yanıp tutuşuyor. Tatlı bir intikam kokusu yayılıyor etrafa. Ama bu koku ona değil, bana hizmet edecek. O zavallı, hukukun o süslü zırhına bürünmüş geliyor bana meydan okumaya. Sanki bu sokakların, bu kanunların benim yazdığım deftere göre işlediğini bilmiyor. Canfeza, benim dünyama sızmaya çalışıyor ha? Fare kapanına kendi isteğiyle geliyor. Bırakın gelsin. Ne kadar çok çabalarsa, o kadar çok batacak. Onun o idealist tavırları, o "adalet" zırvaları burada sökmez. Burada sadece güç konuşur. Ve gücün sahibi benim. O küçük savcının peşine adamlarımı taktım bile. Her adımını izliyorlar. Kimlerle konuştuğunu, nereye gittiğini, en ufak bir titreyişini bile biliyorum. Onun zayıf noktalarını bulacağım. Herkesin bir zayıf noktası vardır. Belki geçmişinden bir hayalet, belki de kalbini çalan bir fani. Ne olursa olsun, o ipi bulacağım ve onu da diğer oyuncaklarım gibi istediğim gibi oynatacağım. Onun o adalet arayışı komik geliyor bana. Adalet bu şehrin lügatında çoktan silindi. Burada sadece benim koyduğum kurallar geçerli. Benim zulmüm, benim merhametim. O küçük savcı bunu çok yakında öğrenecek. İşkencehanemin duvarları nice feryatlara şahit oldu. O çaresiz insanların gözlerindeki korku, ruhumu okşuyor. Onları kuklalarım gibi oynatmak, onların umutlarını kırmak... İşte bu benim sanatım. Canfeza da yakında bu sanatın bir parçası olacak. Onun o parlak gözlerindeki ışıltıyı söndürmek, o dik duruşunu kırmak... Bu bana tarifsiz bir zevk verecek. Duyduğuma göre, benim "oyuncaklarımın" feryatları onu rahatsız ediyormuş. Ah, o naif yüreği! Beklesin bakalım. Daha nice feryatlar duyacak. O feryatlar, benim bu şehrin efendisi olduğumun kanıtı. Canfeza, benim geçmişimi deşifre etmeye çalışıyormuş. Kurcalasın bakalım. O karanlık dehlizlerde kaybolacak. Orada bulacağı sırlar, onu paramparça edecek. Benim geçmişim, onun hayallerini bile kirletecek kadar karanlık. Bu sadece bir adalet arayışı değilmiş, öyle mi? Geçmişinde bir trajedi yatıyormuş. Demek intikam istiyor. Ne ironik! O intikam ateşi, onu benim ellerime daha da yaklaştıracak. İntikam, insanı kör eder. Ve kör bir adam, karanlıkta yolunu kolayca kaybeder. Oyunun kurallarını ben koyarım, Canfeza. Sen sadece bir piyon olacaksın. İstediğim zaman seni hareket ettirecek, istediğim zaman seni mat edeceğim. Bu şehir benim satranç tahtam ve sen de üzerindeki zavallı bir taşsın. Belki de biraz eğlenirim onunla. Önce umut veririm, sonra o umudu acımasızca elimden alırım. Onu kendi etik sınırlarıyla sınarım. Bakalım o çok güvendiği prensipleri, benim karanlık dünyamda ne kadar dayanabilecek. Karşılaşmamızı iple çekiyorum. O dik bakışlarını, o meydan okuyan tavrını görmek istiyorum. Sonra o bakışların nasıl söneceğini, o tavrın nasıl yerle bir olacağını izlemek... İşte bu benim en sevdiğim oyun. Nefret ve merak ha? O ince çizgide dans edeceğiz, öyle mi? O benden nefret edecek, ben onun çaresizliğinden zevk alacağım. Merak mı? Belki o benim karanlık sırlarımla ilgili merakını giderirken, kendi ruhunun derinliklerindeki karanlıkla yüzleşecek. Benim geçmişimdeki karanlık sırlar... Onları açığa çıkarmaya çalışırken kendi acısıyla yüzleşecekmiş. Ne acıklı! Herkesin bir acısı vardır, Canfeza. Benim acılarım beni bu yaptığım canavara dönüştürdü. Bakalım sen kendi acılarınla nasıl başa çıkacaksın. İntikam arzusuyla yanıp tutuşuyormuş. Anlıyorum onu. İntikam tatlıdır. Ama aynı zamanda zehirlidir de. O zehir onu yavaş yavaş tüketecek. Adalet ve kişisel hesaplaşma arasında zorlu bir seçim yapmak zorunda kalacakmış. Seçim mi? Burada seçim diye bir şey yoktur, Canfeza. Sadece sonuçlar vardır. Ve senin sonucun, benim ellerimde yazılı olacak. "Canfeza'nın İntikam Oyunu: Harkon ve Kuklaları"... Güzel bir isim. Ama bu oyunun sonunda kimin kukla, kimin kuklacı olduğunu göreceğiz. İstanbul'un yeraltı dünyasının acımasızlığına hoş geldin, küçük savcı. Burada merhamet yoktur. Burada sadece hayatta kalma mücadelesi vardır. Ve ben, bu mücadelenin en acımasız savaşçısıyım. Beklenmedik aşk kıvılcımları ve kayıpların derin hüznü mü? Belki birkaç zavallı aşık da oyunuma dahil olur. Onların çaresizlikleri de benim koleksiyonuma yeni birer parça ekler. Kayıpların hüznü mü? Bu şehirde her gün birileri kaybolur. Kimin umurunda? Oyunun sonunda benim karanlık saltanatım sona erecekmiş, öyle mi? Güldürme beni! Benim saltanatım bu şehrin temellerine kazınmıştır. Beni yıkmaya çalışan herkes, o temellerin altında ezilir. Canfeza da onlardan biri olacak. Yoksa o intikam ateşinde mi kül olacakmışım? Ben mi? Ben bu ateşin ta kendisiyim. Küllerimden yeniden doğarım. Benim gibi adamlar kolay kolay yok olmaz. Her karakterin bir sırrı ve her oyunun bir bedeli vardır, öyle mi? Çok doğru. Benim sırlarım karanlık ve derin. Ve bu oyunun bedelini en ağır ödeyecek olan, Canfeza olacak. İlk bölüm ha? Daha bu sadece başlangıç, küçük savcı. Oyunun en heyecanlı kısmı daha yeni başlıyor. Ve ben, bu oyunun her anından zevk alacağım. Seni kuklam gibi oynatacağım. Seni kıracağım. Ve sonunda, o güzelim umut dolu gözlerinin nasıl söndüğünü izleyeceğim. İşte o zaman, İstanbul'un karanlık dehlizlerinde benim kahkahalarım daha da yankılanacak. Çünkü ben Harkon'um. Ve bu şehir benim oyun bahçem. O küçük savcı ve o sürtük kaçmayı başardı ha? Öfkem fabrikadaki her şeyi parçalamak isteğiyle kabarıyordu. Ama hayır... Öfkeye yenilmek yok. Harkon öfkeyle değil, zekayla hareket eder. Onları bulacaktım. Elbet bulacaktım. Ama şimdi... Şimdi biraz eğlenme zamanı. Şehrin karanlık sokaklarında yeni bir av arayışına çıktım. Gözlerim korku dolu bir çift göz arıyordu. Çaresizliğin kokusunu takip ettim. Ve sonunda... bingo! Issız bir ara sokakta, köşeye sinmiş titreyen bir figür gördüm. Genç bir adam. Yüzünde yoksulluğun ve umutsuzluğun izleri vardı. Mükemmel bir oyuncak. Adamı yakalayıp eski bir depoya götürdüm. Burası yeni oyun alanım olacaktı. Adam titriyordu. Gözlerinde dehşet okunuyordu. Tam istediğim gibi. "Korkma," diye fısıldadım, sesim ipeksi ama tehditkar bir tını taşıyordu. "Sadece biraz eğleneceğiz." Adam yalvarmaya başladı. Ailesinden, çocuklarından bahsetti. Umurumda bile değildi. Onların çaresizliği benim eğlencemdi. Oyun başladı. Önce sözlerle... Onun umutlarını kırdım. Hayallerini yerle bir ettim. Ona ne kadar değersiz olduğunu, bu acımasız dünyada kimsenin onu umursamayacağını söyledim. Gözlerindeki o son ışıltı da söndü. Sonra daha "neşeli" kısımlara geçtim. Ufak tefek işkencelerle başladım. Canını yakmayan ama korkutan şeyler. Soğuk su döktüm üzerine, karanlıkta sesler çıkardım. Amacım onu yavaş yavaş delirtmekti. Adam çığlık atmaya başladı. Yalvarmaları, yakarışları depoda yankılanıyordu. Benim için bunlar en güzel müzikti. Saatler süren işkencenin ardından adam bitkin düşmüştü. Vücudu morluklar ve kesiklerle doluydu. Gözlerinde artık ne korku ne de umut vardı. Sadece boşluk... Onu bir sandalyeye bağladım. Karşısına geçip oturdum. Bir sigara yaktım ve dumanını yüzüne üfledim. "Biliyor musun," dedim sakin bir sesle. "O küçük savcı ve o kız kaçtı." Adam bana boş boş baktı. Ne dediğimi anlamıyordu bile. "Onları bulacağım," diye devam ettim. "Ve bulduğumda... senin yaşadıkların onlara bir masal gibi gelecek." Adamın gözlerinde hafif bir kıpırtı oldu sanki. Belki de hala bir umut kırıntısı vardı. Onu da yok etmeliydim. "Ama merak etme," dedim gülümseyerek. "Sen de bu oyunda önemli bir rol oynadın. Onları bulduğumda, senin sayende ne kadar 'misafirperver' olduğumu hatırlayacaklar." Adamın gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Şimdi ne demek istediğimi anlamıştı. Onu orada öylece bıraktım. Canlı mı kalır, ölür mü umurumda değildi. Benim için önemli olan, o küçük savcıya ve o kıza bir mesaj göndermekti. Kimse Harkon'dan kaçamazdı. Ve kaçmaya kalkan herkes, benim gazabımla tanışırdı. Şimdi sıra onları bulmakta. Ve bulduğumda... oyunun en "eğlenceli" kısmı başlayacak. Onlara öyle acılar yaşatacağım ki, keşke hiç doğmamış olsalardı diyecekler. Ve ben, o acı dolu feryatları keyifle dinleyeceğim. Çünkü ben Harkon'um. Ve bu şehir benim sonsuz işkencehanem.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

KARANLIK ATEŞ

read
24.9K
bc

DERİN ACI (+18)

read
28.8K
bc

Kod adı :Buz

read
6.2K
bc

ARAF ~ KAYBOLUŞ

read
1.8K
bc

MİLYONER BEBEK

read
43.6K
bc

Operasyon "Şafak Vakti"

read
3.3K
bc

Puma

read
228.3K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook