3.BÖLÜM

1119 Kelimeler
Odaya adımımı attığımda zihnim hâlâ televizyon ekranında gördüğüm o kadının gölgesinde dolanıyordu. Yüzü... bir yerden tanıdık gelmişti. Belki gerçekten tanıyordum, belki de sadece birine benzetmiştim. Ama ne yapsam, hangi anıyı zorlasam da, beynim o görüntüyle tek bir bağ kurmayı reddediyordu. Üzerimdeki ceketi bir refleksle yatağın üzerine fırlattım. Adımlarım beni doğruca banyoya götürdü. Üzerimi çıkardım, suyun serinliğine sığınırken düşüncelerimse hiç durmadan o masa başındaki konuşmaya dönüp dönüp başa sarıyordu. Söylenen her kelime, jestler, susulan yerler... Sanki zihnimde bir sorgu masası kurulmuştu ve ben her detayı yeniden dinliyordum. Banyodan çıktığımda hâlâ bornozum üzerimdeydi. Tüm bu düşünce karmaşasında mutfağı aradım; içimden gelen ani bir istekle, soğuk bir şeyler istedim. Belki bir yudum buz gibi bir içecek, zihnimi de biraz dondurur diye düşündüm. Odanın camına yürüdüm. Boydan boya uzanan pencerenin önünde durup denize baktım. Loş şehir ışıkları, denizin üzerinde titrek bir yansımayla dans ediyordu. Gecenin koynundaki o sessizlikte, bir yandan suyun derinliğini izliyor, bir yandan da yarının bana neler getirebileceğini düşünüyordum. Tam o anda kapı tıklandı. İçecek geldi sandım, başımı çevirdim. Ama beklediğim mutfak görevlisi değildi. Kapıda, kardeşim Duru vardı. Gülümseyerek içeri süzüldü, yanakları pembeydi. Hızlıca yanıma geldi, yanağıma sıcak bir öpücük kondurdu. > “Hiç hoşlanmıyorum Duru, yapma şunu,” dedim sertçe. Ve bir adım geri çekildim. Duru omzunu silkti, aldırmadı. > “Abi ya, bu kadar soğuk olmasan keşke. Neyse... sana haberim var! Bugün televizyonda programdaydım,” dedi hevesle. İçimde bir yer hafifçe kıpırdandı. Aklıma hemen o kız geldi… Ama düşüncelerimden çabucak sıyrıldım, içgüdüsel olarak savunmaya geçtim. > “Hangi program?” diye sordum. Kaşımın biri yukarı kalkmıştı, sesim ise her zamanki gibi sert ve temkinliydi. Duru suratını ekşitti. > “Abi… beni hiç dinlemiyor musun?” dedi hayal kırıklığıyla. Gerçekten de… hiçbir şey hatırlamıyordum. Kafam o gün boyunca tamamen başka yerdeydi. Masadaki toplantıya, verilen bilgilere, analizlere... Duru’nun o an ne söylediğini duymuş olsam bile, zihnim asla üzerine tutunmamıştı. Ona yaklaştım. Sesimi yumuşattım. > “Kusura bakma… hatırlayamadım. Anlat, şimdi buradayım. Dinliyorum.” Ama Duru kaşlarını çattı, dudaklarını büzdü ve çocuk gibi surat astı. > “Anlatmıyorum! Zaten her seferinde geçiştiriyorsun,” dediği gibi odadan çıktı. Kapının nazikçe kapanışı bile içeride küçük bir burukluk bıraktı. Tam o sırada, mutfaktaki kadın geldi. Elindeki tepsiyi sessizce masaya bıraktı, göz göze gelmeden geri çıktı. İçimde hâlâ Duru’nun kırgınlığı vardı ama onu şimdilik susturdum. Dolaba gidip üzerime bir şeyler giydim, sonra çalışma masasının başına geçtim. Hem dışarıyı seyrediyordum, hem elimdeki buz gibi şişeyi masanın üzerinde döndürüp duruyordum. Sokak lambalarının loşluğu camdan içeri sızıyor, odanın köşelerinde uzun gölgeler oluşturuyordu. Tam o sırada telefonumdan gelen “bip” sesiyle irkildim. Ceketin cebine uzanıp cihazı çıkardım, ekrana göz gezdirdim. Aslan’dan gelen bir mesajdı: > “Abi, istediğin dosyalar hazır. Bu iş için yarın saat 14.00’te toplantın var.” Mesajı okudum. Telefonu masaya bıraktım. Ardından, düşüncelerim tekrar o kıza kaydı. Televizyon programındaki kız. Onu bulması için Aslan’a mesaj attım. Daha mesajın gönderilme sesi kulaklarımda çınlarken… Telefon çaldı. > “Abiii…” Alaycı ve meraklı bir tonla karşıladı beni Aslan. Sesi bile beni tanıdığını ispatlıyordu. Kısa, net, hedef odaklı konuştum. > “Tahmini saat... programın adı... kızın söylediği tek cümle var: ‘Ben konuşmaya değil, dinlemeye geldim.’ O kızı bulmanı istiyorum.” Telefon sessizleşti. Ama zihnim daha da karıştı. Çünkü o kız… Yalnızca bir yüz değil. Bana ait bir sessizliğin simgesi gibiydi. Telefonu kapattıktan sonra bir an durdum, derin bir nefes aldım. Saat 14:00’teki toplantı, o dosyalar… Beni bekleyen karanlık bir kapıydı. Masadaki adamın talimatıyla, o dosyaların içinde sırlar vardı; sadece güç ve acımasızlık değil, aynı zamanda herkesin peşinden koştuğu gerçekler. Önümüzdeki saatler, yalnızca iş değil; hayat ve ölüm arasında ince bir çizgide yürüyüş olacaktı. Yarım kalan cevaplar, o masanın gölgesinden çıkan oyun, beni bekliyordu. Ve ben… hazırlanmaya başlamalıydım. Sabah saat altıda kalkmış, duşumu almış, takım elbisemi giymiş, hazır bir şekilde Aslan’ın bugün için hazırladığı dosyayı getirmesini bekliyordum. Evin alt katında kahvaltı hazırlıkları çoktan başlamıştı, ama Duru hâlâ uyuyordu. Ailemizde sadece ikimiz kalmıştık. Annem ve babamı ardı ardına kaybetmiş, derin bir hüzünle yaşamaya alışmıştık. Duru, yaşadığımız acı kayıpların ardından kendini içine kapatmış, hayatını komedi programları izleyerek geçirmeye karar vermişti. Derin düşüncelerimin içindeyken, kapının tıklanmasıyla kendime geldim. Aslan içeri girmişti, elindeki dosyayı göstererek “Günaydın, patron,” dedi. Başımı eğip dosyayı hemen elime aldım ve okumaya başladım. Toplantıda önümüze gelecek dosyada , şehrin en karanlık noktalarından birine ışık tutuyor. İçinde, yüksek profilli bir uyuşturucu ve silah kaçakçılığı şebekesinin finansal kayıtları, önemli kişilerle olan bağlantıları ve bazı kamu görevlilerinin isimleri var. Bu kayıtlar sadece suç dünyasını değil, aynı zamanda devletteki çürümüşlüğü de gözler önüne seriyor. Ayrıca, dosyada “Masada adı olan(Testere Nami)" adamın rakipleriyle ilgili kritik bilgiler ve son zamanlarda şehrin altında planlanan büyük bir operasyonun detayları da yer alıyor. Toplantı, bu bilgiler ışığında atılacak stratejik adımları belirlemek için düzenlenmiş. Toplantı salonunun kapısı ağır ağır açıldı. Mavi Safir taşını getirmeyen kimse toplantıya alınmadı. Masadaki herkes dosyaya, ardından birbirlerine baktı. Sessizliğin içinde, “Testere Nami'nin " soğuk ve keskin bakışları salonu sardı. O an herkes ne kadar tehlikeli bir oyunun içinde olduklarını hissetti. Sunum başladı. Finansal kayıtlar, bağlantılar, isimler bir bir ekrana yansıtıldı. Şehrin karanlık sokaklarında dolaşan pislikler, bu belgelerle gün yüzüne çıkıyordu. Kamu görevlilerinin de adı geçince, bazıları gözlerini kaçırdı, kimileri dişlerini sıktı. Ardından, rakiplerle ilgili kritik bilgiler aktarıldı. “Testere Nami”, yüzündeki ifadesini saklayamadı; öfke ve hesaplaşma arasında gidip geliyordu. Sonra, şehrin altındaki büyük operasyonun detayları masaya yatırıldı. Herkesin kalbi hızla atıyordu; çünkü bu operasyon, sadece suçlulara değil, aynı zamanda yozlaşmış sisteme de karşıydı. Toplantı sona ermek üzereydi. "Testere Nami" , soğukkanlı ve kararlı adımlarla masadan kalktı. Herkes onun hareketlerine kilitlenmişti; odadaki hava bir anlığına keskinleşti. Tam kapıya yöneldiğinde, arkasında sessizce beliren biri vardı. Aslan. Yüzünde soğuk bir ifade. Aniden, Nami'nin ensesine bir kurşun indi. Masadan kalkarken ihaneti, o kurşunla masaya, herkese ve kendisine gösterilmişti: Demir' in güveni kolay kazanılmaz, ihanete asla yer yoktu. İhanetin bedeli, kanla yazılmıştı. Mafya dünyasında güç, acımasızlıkla yoğrulmuştu. Demir, hem korkulan hem de saygı duyulan bir figür olmayı başarmıştı ve ihanet onun hükmünde yoktu. Toplantı sona ererken, liderler stratejik hamleleri tartışmaya başladı. Güvensizlik, ihanet ve ölümün gölgesinde yeni bir oyun başlıyordu. Toplantı bitince Aslan’la birlikte odama geçtik. Aslan yüzünde alaycı bir tebessümle bana baktı. “Abi, senin kızı buldum ama nasıl söylesem... Duru da oradaydı. Ekranda çıktı,” dedi. O anda damarlarım gerildi. Kızın bulunması önemli değildi; asıl sinirimi bozan, Duru’nun sadece program izlemekle kalmayıp, bir de yayına katılmasıydı. Boynumu sağa sola çevirerek kıtlattım, sinirimden. Hemen telefonu kaptım ve Duru’yu aradım. Sert bir sesle sordum: “Duru, o programa neden çıktın?” Telefonun diğer ucundan soğuk ve alaycı bir ses yükseldi: “Abi, bunu söylemek için mi aradın? Kapatıyorum. Akşam evde konuşuruz, hem misafirimiz var.” Ve telefonu kapattı. Sinirim daha da arttı. Bizim evimize misafir gelmezdi ki! Duru’nun neler karıştırdığını düşündüm ve aklıma gelen 'acaba sevgilisi mi?' düşüncesiyle hemen eve gitmeye karar verdim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE