TUTUNAMAYAN RUHLAR

2033 Kelimeler
Kulaklarıma aşina olan tiz ses tıkanan kulaklarımın pasını çözerken, ciğerlerimi iğneleyen demirsi kan kokusu beni kusurlu bir yaratık gibi mahzene çevirmişti.Karanlığa kapılarını aralayan gözlerim buruşmuş tenimle göz göze gelirken bedenimde yer edinmiş kırmızı sıvıyı algılamaya çalışıyordum. Sağ işaret parmağımla kırmızı sıvının tadına bakarken demirsi tat ağzımın içinde yayılmıştı.Kan olduğunu anladığım bu sıvının neden içinde olduğunu çözemezken ellerim ve ayaklarımın bir kemik yığını gibi inceldiğini kısa sürede farketmiştim.Vucudumun her santimine işlenmiş dövmelerim celimsiz vucudumda oldukca korkunç duruyordu. Karnıma saplanan sancılı ağrılar beni bir tahta parçası gibi ikiye kırarken olduğum bu kan çukurundan kalkmak için yavaşca yerimde doğruldum. Bulunduğum oda oldukca geniş metal bir yapıya sahip boş bir odadan ibaretti.Metal duvara ince işlenmiş bazı sanatsal resimler oldukca dikkat çekerken çizimlerin şifreli olduğunu anlamam uzun sürmemişti. Titreyen bacaklarım kendine gelemezken beni bu lanet olası kan çukurundan kurtaracaklarına tüm gayemle inanıyordum.Güçsüzleşen bedenim hapsedildiğim bu metal odadan çıkmak için tüm cabasını göstermeye devam ediyordu. Her bir hamlemde geri sarsılırken bedenim süreklilik halinde geri çekilmeye ısrarcıydı.Bulunduğum durum canımı yakmazmış gibi ciğerlerime ok saplanmış gibi nefes almakta zorlanıyordum.Beni nefessiz bırakmaya devam eden ciğerlerime inat kan çukurundan çıkmak için ilk adımımı atmıştım.Titreyen bedenim nefessiz kalan ciğerlerim zayıflıktan sadece kemikleri sayılan bedenim vucudumun bir kısmını da olsa kan çukurundan çıkmamı sağlamıştı.Son adımı da atarak nefes nefese yere yığılmıştım. Çıplak bedenimi soğuk ,metal zeminde nefes alamaziken sancılarımın arttığını iliklerime kadar hissetmem zor olmamıştı.Korkunç görünen vucudum anlamsız büyümüş sürekli hareket halindeki karnım,bana acı çektiriyordu.Bir harita gibi benimde irileşen mor damarlarım karnımda toplanmıştı.Sancılı ağrılar bana amansız çığlıklar attırırken,tarif edilemez sızıyla bütün cığlıklarım metal odada yankılanarak kulak zarımı patlatmaya yetiyordu. Gerdenımda yerini alan soğuk metal kendini bana hissettirirken boğazıma dayanan hancere rağmen arkamı dönmüştüm.Başımı hızlıca cevirmeme rağmen ardımda birini olmadığını,kurnaz zihnimin acı ceken bedenime inat bana oyunlar oynadığını anlamam zor olmamıştı.O hançer gerdanıma asla dolunmamış zihnim bana oyun oynamıştı. Kana bulanan bedenimi sürüklemeye devam ederken sürüklenen her santimde canım daha fazla acıyordu.Tarifi belirsiz ağrılarla her salise bana bir azap gibi geliyordu. "Kehanetin canını çok mu acıtıyor. Esved." Ardımda duyduğum kadın sesi sessiz adımlarla bana yaklaşırken onun nefesini hissedebiliyordum.Adımları bedenime yaklaştıkca yavaşca başımı ona çevirip gözlerimi hizzaladım. "Şu haline bir bak ikinizede acı çektiriyorsun." "Benim bu lanet olası kulübede ne işim var?" Kahkahaları kulaklarımda yankılanırken metal odada kendi ekseni etrafında dönüyordu.Siyah pelerinin şapkasıyla yüzünü kapatıyor bana kendini göstermiyordu.Sarı saçları pelerininden süzülüyor gizlemiyordu.Ardında sürüklemeye devam ettiği siyah pelerini ve kendinden büyük asasıyla etrafımı adımlamaya başlamıştı. Sessizleşen kahkahalarıyla konuşmalarıyla nefes vererek konuşmaya başlamıştı."Bedenin çok güçsüz kaldı.Beslenmen gerekiyor. Omurga kemiklerinde çatlaklar oluştu iyleşmesi uzun bir zaman aldı." Yavaşca olduğum yerden kalkmaya çalışmıştım fakat titreyen bedenim buna izin vermeyerek beni bir kum torbası gibi yere yığılmamı sağıyordu. Vucudumda kuruyan kan damlaları ince çizgiler halinde kurumuştu. Damarlarım bir navigasyon haritası gibi belirginleşiyor ve şişiyordu sanki vucudumdan akan ker bir damla kan damarlarımdan patlamak için can atıyor gibiydi.Kardımda çok fazaydı bu görüntü midemi bulandırıyordu.Asla dokunmamıştım ona.Bu tiksindirici durum beni kendimden soğutuyordu. "Bedenim."dedim tüm soğuk kanlılığımla.Tüm gücümü kullanarak duvara sürüklendim.İncelmiş parmaklarımdan yardım alarak duvara tutunarak güçlükle defalarca denemenin ardından ayaklarımın üzerinde durabilmeyi başarmıştım. Her salisesinde içimdeki yaratık bana sızısını arttırıyor bana acı vermeye devam ediyordu. "Hangi aşağlık aciz büyülerine maruz bıraktın beni, Samira." Yavaşca pelerininin şapkasını çıkararak benimle gözlerini hizzalamıştı.Zihnimin kurduğu bu tuzakla onun adını ve mesleğini nasıl öğrendiğimi bilmiyordum.Bu durum benden fazla onu şaşırtmaya ve korkutmaya fazlasıyla yetmişti. "Adımı."dedi bana hızlı adımlarla yaklaşırken."Mesleğimi ve kim olduğumu kim söyledi?" Soruları kifayetsiz bir şekilde sıralanırken onun korkak bedenine acizce gülmüştüm.Kıvrılan dudaklarımla bu sefer kahkahayı atan ben olmuştum."Yaşamın bir nefesim kadar Samira."Tüm gücümü toplayarak ona bir kaç adım atarak ona yaklaştım mavi gözleriyle yeşil gözlerimi kendetleyerek ona tüm benliginle bakmaya devam ettim."Ölümün kıldan ince kılıçtan keskin bir köprüde yürüyor.Samira."Gözleri büyümeye devam ederken keskin dilinin düğümlerini açmak için dudakları aralanırken onu konuşmamla susturmuştum."Karnımda büyümeye devam eden bu ucubeyi çıkarmam için bana hançerini vereceksin." "Hayır." Net cevabı yüzüme carparken kendinden oldukca emindi. "O bir kehanet.Asırların kehaneti Esved." Titreyen bacaklarım beni daha fazla ayakta tutamazken soğuk zemine bedenim düşmüştü.Sol elimi yavaşca karnıma götürerek onu hissetmeye çalıştım bir süre.Nefes almakta güçlük çekerken karnımdan gelen hareketliliğinde,sancı'nın da arttığını hissediyordum.Bir kalp gibi elimin altında atmaya devam ediyordu.Kuruyan dudaklarım ıslatıp bir cümle kuramaz hale gelmiştim saliseler içinde.Kemiklerim birileri tarafından eziliyor gibi ağrımaya başlamıştı.Kalbimin hızlanması göğüslerime bir sızı bırakırken burun kanamam başlamıştı.Bu duruma nasıl bir anda geldiğimi anlamaziken bedenimin titremesiyle beraber üşümeye başladım.Başımı daha fazla taşıyamaz hale geldiğimde zemine yaslayarak kan yutmaya başlamıştım. Aciz düşen vucudum hâlâ işevini kaybetmemişti fakat bu acı tarifi olmayan bir sancıydı. Adım sesleri kulaklarımda yankılanırken baş ucuma dizlerinin üstüne oturarak bazı cümleler kurmuştu.Bir süre yarım ağız gülmeye devam etmişti. "Ölümün kıldan ince kılıçtan keskin bir köprüde yürüyor.Esved." Kurumuş dudaklarımla bir cümle bile kuramaziken o benimle eğlenmeye devam ediyordu.Bacaklarımın arasında hissettiğim sıcaklıkla bilincimi kapanana kadar çığlık attığımı,acıyla kıvrandığımı kaburgalarım kırılana kadar içimdeki yaratığın omurgalarımı hareketsiz bırakana kadar kitlediğine şahit oldum. "Muafızlar." Samiranın sesi kulaklarımda yankılanırken bu durumdan korkmuşnolacak ki sesi titremişti. Buğulanmış gözlerimle yarım yamalak görürken taşındığımı hissediyordum. Burnuma sızan kan kakusuyla tekrar kan çukurunda olduğumu anlamıştım. "Lordum."Samiranın fısıltılı sesini duymamı istemese de duymuştum. "Bebeği taşımakta zorlanıyor,bebeği istemiyor ve en kötüsü henüz tutunamamışlar." Yüzümdeki kanların ıslak bir bezle silindiğini hissediyordum.Ağı kesici kremler ve bazı sıvılar enjekte edilmişti vucuduma.Tepki veremesemde duyuyor ve hissediyordum. "Birbirlerine tutunmakta zorlanıyorlar."Kulaklarıma aşina gelen ses ona aitti. "Peki neden efendim." Ona karşı gözlerimi karanlık bir zindana mıhlanmış gibi açamıyordum.Fakat onun beni izlediğini tüm hücrelerime kadar hissediyordum. "Çünkü onlar hiçbir zaman bir birine ait olmayan iki yabancı ruh olarak kalacaklar." İblisin taş kalbi kanamıştı. Ömrüm vardı ve yaşadığım bazı zor yıllarım.Kimseye karşı erimeyen buz kalbimin sızladığını hissetmiştim.Bu ince bir sızıydı tıpkı buz çatlağından sızmış ince bir su damlası gibi.Amaçsız bir sızıydı.Karnımda büyümeye devam eden beni bir şekilsiz yaratığa benzeten bu varlıkla kendimi bağdaştıramazdım çünkü biz diye birşeyin olmasını istemiyordum.Ben veya o birbirimize ait değildik. O kötülüğün yalancı tohumu olacaktı. "Taşıyıcı anne mi olacak efendim." "Hayır."dedi lord kendinden emin bir dille."Onun acı çekmesini istemiyorum." "Bebeği mi öldüreceksiniz efendim?" Samira şaşırmıştı bu durum onu çok şaçırtmıştı. Yavaşca onu süzdü kırmızıya çalan alev sarısı gözleri.Sessizce yutkundu. Nemli siyah saçlarını parmaklarıyla geriye tarayarak ilerledi.Geniş omuzlarının ardında Samirayı sessiz bırakmıştı. Yavaş adımlarla onun kan çukuruna indiğini hissetmiştim.Kendini hatırlatmak için parmakları vucudumda oyalandı bir süre,bana sancı veren karnımda büyümeye devam ediyor ve daha çok hareketleniyordu.Her bir hareketi bir hancer yarası gibi içimi kanatıyordu. İri avuclarının bedenimde kesik nefeslerle gezindiğini hissediyordum. Parmakları bacak aramda bir süre oyalanmaya devam etti.Yavaş hareketlerle iri eli sızlamaya devam eden karnımın üzerinde yavaşca oyalandı.Anlam veremediğim bir şekilde ağrılarımın hafiflediğini hissetmiştim.Hareketleri azalmıştı, artık daha az acı çekiyordum. Sessizlik odada çığ gibi büyürken ben tepkisizce uyutulmaya devam ediyordum.Karnımda gezinen iri bir el ile birlikte ağrılarımın geçtigine inanacaktım.Artık rahmimin içinde her salise bir varlık hareket etmiyordu. Boynumda hissettiğim sıcak nefes büyüyen bir yangını körüklemeye devam ediyordu.Sessizce nefesini dinledim bir süre o hep buradaydı gitmemişti.Samira arada yoklamış ve gitmesini söylemişti.Yavaş geçen zaman gibi bilincimin,koluma enjekte edilen sıvıyla kapandığını hissediyordum.Koluma enjekte edilen sıvı vucudumu gevşetiyor agrılarımı azaltıyordu "İkinci kaybını Yaşamanı istemiyorum Laya." Dudaklarından dökülen dört harflik ismi bir şiir gibi nakşederek söylemişti.Gözlerim yavaş yavaş karanlığa aralanırken onun kızıla çalan alev sarısı gözleriyle gözlerim kazanması imkansız bir savaşa girmiş gibiydi.Uzun boyunu süsleyen oldukca iri vucut yapısıyla geniş omuzları bir bütün gibiydi. dağılmış nemli saçları vucudunda kan çukurundan geriye kalan bazı kurumuş kan damlaları. Onu oldukca çekici kılan bir gerçek onun vâr olması olabilirdi. Metal oda sessizdi.Gök yüzünden gelen bir bahar kokusu içeriye sızıyor gibiydi.Nerede Olduğumu neden burada olduğumu anlamsız bir şekilde beynime çip yerleştirilmiş gibi ufak ufak hatırlıyor gibiydim. "Güçleri sana geçiyor.O yüzden herşeyi yaşamış gibi hissediyorsun." Tok sesi odada yayılırken,geniş omuzlarının ardında kalmıştım.Sırtı dönük bir halde zihnimi okumuş gibi cevaplar verirken hiç acemice davranmamıştı. "İçime her ne yerleştirdiysen bunu çıkarmanı istiyorum." Dilini damağına vurarak tok bir ses çıkarmıştı.Dışarıyı izlemeye devam eden gözleri,beni kendi hapsine alarak adımlarını bana yöneltmişti. "İlk bahar gerçekleşti.Geriye 3 mevsim kaldı." "Neyi kastediyorsun?" Sorularım hiç sorulmamış gibi beni yanıtsız bırakmayı seçmişti. Yavaş adımlarla kan çukuruna inerek bana yaklaşmıştı.Kızıla calan alev sarısı gözleri gözlerimle buluştuğunda sessiz kalmayı seçen taraf o olmuştu. Çenemi kavrayan iri damarlı parmaklarıyla nefesini yüzümde hissetmem an meselesi olmuştu. "O sana tutunmakta,sen onu yaşatmakta zorluk çekiyorsunuz." "Ben niye bu sikik kan çukurundayım, Benim içinde neden bir yaratık var? bana bunları açıklamak zorundasın." "O gece."dolgun dudaklarını dudaklarıma yaklaştırarak dudaklarını dudaklarıma sürterek canımı acıtmayacak şekilde dudağımın kıvrılan kısmını ısırmıştı.Nefesini yüzüme üflerken burnuma gelen ağır kan kokusuydu."Minik deliğinde büyümem için yalvarmıştın. "Gözlerini gözlerimden ayırmadan yutkunarak."Fazla itaatsizdin." diyebilmişti Yüzüme yakınlığını uzaklaştırırken iri damarlı elini naif bir şekilde bacak aramda oyalayarak damarların birleştiği kısımda,bana acı veren karnımda durdurmuştu.Onun dokunuşları ağrılarımı dindiriyordu çünkü o varlık onu tüm hücrelerine kadar hissediyordu onunla sakinleşiyor,onunla acılarımı dindiriyordu.Karnımın sancısına inat ona karşı doğrularak yüzüm ve yüzünü hizzaladım.Kana bulanan çıplak vucudumu süzen gözleri beni izlerken bana odaklanmasını sağladım. "O gece."sadece onun gözlerine odaklanarak konuşmam hoşuna gidiyor olmalıydı."Ben bir yaratığın altında inleyere kasıklarından şarap içtiğimi biliyordum."Oldukca keskin yüz hatlarıyla fazla dikkat çekiciydi.Uzun kirpiklerinin ardındaki kırmızı gözleri binlerce insanın ölü ruhunu barındıran bir mezar gibi ıssız ve tehlikeliydi."İçimde sana benzeyen bir iblis yaşamını sürdürmeyecek." Kısa süreliğine gözlerime kitlenen gözleri vucudumu süzerken göğüslerimde kısa süreliğine oyalanmış dolgun şekilli dudaklarını dişleri arasında ezmiş, kızıl gözlerini gözlerime kitlemişti.Belimi saran kolları beni kendine yavaşca çekerken karnıma dikkat etmiş kasıklarına oturmamı sağlamıştı.Sertleşmiş kasıkları beni kendine daha fazla bastırırken,yüzümü okşayan keskin nefesi daha fazlasını istiyor gibi,tutku ve arzuyla harmanlanan kızıl gözleri dudaklarım ve gözlerim arasındaki ince bir köprüde asılı kalmayı seçmişti. "Bana benzemen çok zaman almadı."Buğulu sesi nabzımı hızlandırırken iri avuçları kalçalarımı yoğuruyor beni keşfediyordu.Baş parmağıyla dudağımda kuruyan kan lekelerini silerken elinin tersiye yavasca yüzümdeki kanları silmişti. "Senin DNA'larınla karışmış hücrelerim sana benzeyebilir çünkü satlerce birlikte olduk.Ama ben bu dünyaya iblislerin içine bir bebek vermeyeceğim.Omurgalarımı kırması veyahut beni bir canavara çevirmesi tanrı şahidim olsun ki umrumda bile değil,fakat ben hiç bir duygu barındırmadığım bir adamdan karnımda bebek taşıyorum.O bebek o gecenin bir günahıydı Ka." Ka'nın bakışları keskinleşirken yavaşca sertleşmiş kasıklarından kalkarak ondan uzaklaştım.Belimi sıkmaya devam eden kalın kolları beni bırakmayarak beni kendine sertce çekmiş ve altta kalan ben olmuştum. Sağ elimi avcunun içine alarak hapsetmişti.Avcunun içinde kaybolan ellim ona aykırı gibiydi.Avcunda tutmaya devam ettiği elimi yavaşca karnımda bırakarak naif bir şekilde elimi kalp gibi atmakta olan o bölgeye yerleştirmişti.Elimin altında Her saliseliyle hareketini sürdürmeye devam ediyordu.Elimin altında bir solucan yavrusu gibi hareketini sürdürüyor ve ondan asla haz almıyordum. Elimi daha fazla bekletmeden geri çektiğimde Ka elimi tutmuştu. "O seni seçti Esved."Sancılarım artarken omurgamın gerilğini hissediyordum.Parmakları yavaşca okşadığında sessiz kalmayı seçmişti. "Bu kan çukurunda binlerce insanın kanı var Esved.Halkımın kanında yatıyorsun.Benim ölü ruhumda hayatın yaşam buluyor." Olduğum yerde doğrularak "Bu iblisin içimde büyümesi benim sorumluluğum değil."Kırmızı göz bebeklerini büyüdüğüne şahit olmuştum.Yüzümde hissettiğim kesik nefesleri yaklaşırken gözlerindeki bana yoğrulmaya devam eden tutku ve arzu sönmemişti.Baş parmağı beni sakinleştirmek için yavaş hareketlerle belimde hareketliliğini sürdürüyordu. Yanağımı okşayan eli yüzümü kaplarken buğulu sesi nabzımı yükseltiyordu. "Artık onu senden alamam Esved." Ona bakmaya devam ederken olduğum pozisyondan kımıldayarak Ondan uzaklaş maya çalıştım."Güçleri sana geçiyor."Kızıla çalan alev sarısı gözleri dolgun dudaklarımda gezindi bir süre.Gözlerinde her duyguyu barındırdığına şahit oluyordum her salisesinde tutku ve arzusu körükleniyordu.Sanki bana önceden ait olmuş gibi cümleler kuruyordu."Eşsiz bir güzelliğin var."Dolgun dudaklarını dudaklarıma sürterek benden uzaklaşmıştı. "Sana bir seçenek sunmuyorum Ka.Onu rahmimden çıkaracağını söylüyorum." Bu konuşmayı ona yapmıyormışum gibi,avucları arızca kalçalarımı yoğurmaya devam ediyor vucudumu keşfediyordu. "Onu senden alırsam seni benden alırlar gecelerin kiini."Ona her santimimle daha fazla yaklaşırken demirsi kan kokusu burnumu sızlatıyordu."Ben hiç bir savaşı kaybetmedim Esved."Dudaklarıma sürtünen küçük bir öpücük kondurarak benden geriye çekilmişti."Seninle olan savaşımıda kaybetmeyeceğim."Beni Kucağına alarak sertleşmiş kasıklarından kan çukuruna bırakmıştı. "Samira."yüksek sesi odo da yankılanırken ses tonu oldukca değişmiş ve göz bebekleri küçülmüştü."Ona benim kanımı enjekte edin,ağrıları ancak öyle hafifleyecek." Kızıl gözleri son kez bana kitlenirken boş metal odada tek kalmıştım.Onun gitmesinin üzerinden dakikalar geçmemişti fakat benim omurgalarım ciğerlerime saplanıyor gibiydi. Olduğum yerde doğrulmaya çalışarak güçlükle kan çukurundan çıktım.Sürünerek duvar kenarına gittiğimde sancılarım daha fazla artmıştı.Bu durum oldukca canımı yakarken ses tellerim kopana kadar bana ait olmayan çığlıklar atıyordum.Kalbimin hızlandığını hissettim o an kalbim yuvasından çıkmış gibiydi. Gerdenımda yerini alan soğuk metal kendini bana hissettirirken boğazıma dayanan hancere rağmen arkamı dönmüştüm.Soğuk metal tenime bastırılmaya devam ediyordu.Bu senaryo zihnimde önceden dönmüştü.Göz ucuyla baktığımda tanıdık siyah pelerini görmüştüm. Soğuk metali tenime daha çok bastırmaya devam ediyor geri çekmiyordu.Henüz aşinalığımın olmadıgı bir dille boynuma fısıltılı cümleler üflüyordu.Tenimde ince çizgiler halinde giden soğuk kan kendini gizlemiyordu.Gözlerim kararmaya devam ediyor dilimde görünmez bir düğüm var gibi konuşamıyordum.Bedenim sert zemine yayılırken gerdanımdaki hancerin bir kenara fırlatıldığını hissederek ayaklarımdan sürüklenerek götürüldüğümü hissediyordum.Rahmimde hissettiğim hareketlenme kanamamı arttırırken gözlerim karanlığa kapılmaya yemin etmişti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE