İnsan biriyle gövdesinden, yarasından, kaburgalarını ince bir sıra gibi dizen yazısından bağlanınca araya giren mesafenin hükmü yakıcı oluyordu. Bütün yürünen o yollar, ıslanılan yağmurlar ve her seferinde kanatılan yaralar sanki hiç var olmamış gibiydi. Melek omuzlarını dikleştirmek adına derin bir nefes aldı. Olduğu yerde omurgasını yüceltmek için kendini zorladı. Ayağının altında kaymak için direnen zemine inat daha sağlam basarak üç büyük basamağı indi. Adam sanki yıllar değil asırlar boyu kadını bekliyormuş gibi baktı kadına. Yalan sayılmazdı adam geçen üç yılda üç büyük yüzyıllık acı büyütmüştü gövdesinde. Üç ömre yetecek kadar canı yanmış, can yakmıştı. Şimdi Melek, ismini gövdesinde saklayan tüm kanatlarıyla beraber karşısında durunca adam dakikalarca ona bakmak istedi. Sanki ikis

