Kokun

850 Kelimeler
Evet... Gerçekten de Vaha ona fotoğraf atmıştı. Hızla sohbete girdi Nare. Kendisini atmayacağını tahmin ediyordu ama heyecanlanmıştı birden. Sohbete girip hızla fotoğrafı açtı elinin biri istemsizce kalbine gitmişti. E bu kendisini atmıştı? Yani tam kendi sayılamasa da birazı görünüyordu. Gülümsedi Nare kocaman. Telefonu tutup heyecanla kendine yaklaştırdı. Vaha bir elinde sarmayı tutarken çekmişti fotoğrafı, hatta tam önünde de tencere ile yaprak sarması duruyordu. Bir tabağa bile koymadan indirmişti mideye. Bu kez yalnızca boynu değil dudaklarından aşağısı görünüyordu. Üzerinde siyah bir sweat vardı. Nare işaret ve baş parmaklarını iki yana oynatarak iyice yaklaştırdı fotoğrafı. Tek tek inceliyordu şimdi. Vaha sarışın değildi! Bunu anlamış oldu öncesinde. Bugün aklında canlanan gibi karanlıkta siyah görünen sakalları vardı ve yine tahmin ettiği gibi biraz uzundu sakalları, kirli sakal gibi. Onu incelerken tebessüm ettiğinin farkında olmayarak gözlerini ekranda gezdirmeye devam etti. Boynundan adem elmasından sonra sarmayı tutan uzun kemikli ellerine baktı. Ve en son dudaklarındaki gülümsemede kaldı gözleri. Dondu kaldı gözleri o gülümsemede, birkaç saniye yalnızca öylece ona baktı. Kendi dudaklarındaki gülümsemenin büyüyüp başının yana doğru melül melül düştüğünü fark edince hızla toparlandı. Boğazını temizledi bakışlarını kaçırdı ekrandan hızla. "Tövbe estağfurullah ya." İki yana salladı başını. Yetmedi yayık gibi birkaç defa sallayıp etkisinden çıkmaya çalıştı. "Tövbeler tövbesi yarabbim." Telefonu kendinden uzağa attı hemen. Kendisini geriye doğru çekerek yatağın başına yaslandı. Şimdi tehlikeli bir maddeye bakar gibi bakıyordu telefona. Bir deli edasıyla telefonla kötü kötü bakışırken ekran ışığı yanıp bildirim geldi. Vaha'nın olduğunu biliyordu, kendini toparlayıp boğazını temizleyerek telefona uzandı. 'Çok güzel olmuş Nare, eline sağlık. Tencerenin yarısını bitirdim yarısını da sonraya saklıyorum.' Kıkırdadı kendi kendine. Mesajın hemen üzerinde hâlâ görünen fotoğrafa son kez bakıp yazmaya başladı. "Afiyet olsun Vaha. Ben yaparım sana yine. Keşke hepsini bir anda yemeseydin miden ağrır." Mesaj anında görüldü olurken Vaha yazmaya başladı. 'Dayanamadım.' Oldukça memnun bir şekilde sırıttı Nare. Sırtını yatak başlığına yaslayıp birkaç saniye tavanla bakıştı. Hem Vaha'nın onun yaptığı sarmayı böyle sevmesi hoşuna gitmişti hem de onun böyle çocuklar gibi mutlu olması Nare'yi de mutlu etmişti. "Kokun bana verdiğin kitabın kokusu gibiydi. Güzel yani." Dudaklarını dişleyerek telefonu dizlerinin üzerine bıraktı zaten söylemişti bunu Vaha'ya ama bir daha söyleyesi gelmişti. Mesaj gelince hemen eline alıp baktı. 'Gerçekten mi?' yazmıştı Vaha. Hafif kaşları çatıldı Nare'nin. "Söyledim ya o zaman da sana? Gerçekten..." Mesaj görüldü oldu. Uzunca bir süre yazmadı Vaha. Muhtemelen acil bir işi çıkmıştı. Telefonu dizine bırakıp bekledi Nare. Az sonra gelmişti mesaj. 'Öyle mi? Anlamamışım sanırım o an.' Mesajı okuyup başka bir şey yazmak için parmaklarını oynattı Nare. Biraz daha onunla konuşup az önce yaşadıklarını konuşmak istiyordu. Sarılmışlardı... Günlerdir istedikleri gibi yan yanaydılar. Bunlardan bahsetmek istedi Nare. Ona verdiği fotoğraf için tekrar teşekkür etmek istedi. Ama o yazmadan Vaha'nın mesajı düştü ekrana. 'Geç oldu Nare, uyu istersen. Ben de biraz dinleneceğim.' Nare'nin parmakları durdu. Kaşları çatıldı en derinden. Tam konuşmanın ortasında neden böyle diyordu ki Vaha? Normalde hiç gitmek istemedi. Hem daha doğru düzgün konuşmamışlardı bile. Aklına binbir türlü şey gelse de kafasından atmaya çalıştı. Hastaydı sonuçta belki kötü hissediyordu kendini. Başını salladı kendi kendine. Azıcık kendini kırgın hissetse de bunu Vaha'ya belli etmedi. "Tamam Vaha, iyi geceler. Dikkat et kendine üzerini sıkı ört. Hâlâ hastasın :)" Telefonu yan tuşuna basıp kapattıktan sonra komodinin üzerine bıraktı. Tepine tepine girdi yorganın altına. Tam o sırada bildirim sesi geldi telefondan. Muhtemelen Vaha iyi geceler falan yazmıştı. Tek eli başının altındayken uzanıp telefonu aldı eline. Yan tuşa basarak ekranı aydınlattı. Ve gördüğü bildirimi okuduğunda az önceki siniri yerini tatlı bir gülümsemeye bıraktı. "İyi geceler Nare. Unutmadan... Kokun çok güzel, saçların da ipek gibi." *** Derin uykusundan kulak tırmalayıcı alarm sesiyle uyandı. Aniden sıçrayıp doğrularak uzandı komodinin üzerindeki telefona. El yordamıyla kapatıp aceleyle kalktı yataktan. Bir yandan aceleyle hazırlanıp bir yandan da karnını doyurmak için birşeyler atıştırdı. Bu sırada telefonu açıp bakmamıştı mesaj var mı yok mu diye. Telefonunu da hızla cebine atıp saçı başı dağınık çıktı evden. Asansörün kapısı tam kapanırken içeriden bir el durdurdu kapıyı. Koştur koştur açılan kapıdan içeriye girdi. Başını kaldırıp asansörü durduran kişiye baktı. Önce bir şaşkınlık dalgası gelip geçti yüzünden. Sonra adamın suratına alık alık baktığını anlayıp başını hafifçe eğerek "Günaydın." diye mırıldandı. Adam da usulca eğip kaldırdı başını. Yan dairede oturan ve insanları sevmeyen adamdı bu. Bugün Nare'nin daha önce gördüğü hallerinden daha farklıydı. Önceki spor kıyafetlerine nazaran bugün bir takım elbise vardı üzerinde. Kaşe siyah bir kaban, şık ayakkabılar ve elinde de bir çanta vardı. Saçları eskisi gibi dağınık değil daha toplu ve düzenliydi, ayrıca sakalsız yüzüyle gerçekten çok iyi görünüyordu. Boğazını temizledi Nare. Başını hızlıca indirip gözlerini kaçırdı adamdan. Cebindeki telefonu çıkarıp hızlıca mesajlara girdi. Vaha'dan mesaj gelmişti yaklaşık bir buçuk saat önce. "Günaydın Nare." "Uyandın mı? Geç kalacaksın işe." Suratında kocaman samimi bir tebessüm oluşurken "Günaydın Vaha. Geç kalacağım valla ya şuan koştur koştur gidiyorum." Suratındaki gülümsemeyi silmeden telefonu cebine bıraktı. Aynen Vaha'ya söylediği gibi koştur koştur iş yerine gitti. Biraz geç kalmıştı ama sorun etmemişti yeni yemekhane sorumlusu. Öğlene kadar ara vermeden çalışmış sonunda hem yemek yemek hem de biraz dinlenebilmek için bir ara bulabilmişti. Ve elinde tepsisi ile oturduğu masadan başını kaldırıp baktığı yerde bugün ikinci kez aynı adamı görmüştü. İnsanları sevmeyen komşusu tam karşısında yanında Baran Bey'le birlikte yemek yiyordu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE