bc

Sıfır Noktası

book_age18+
771
TAKİP ET
5.2K
OKU
dark
opposites attract
second chance
kickass heroine
drama
tragedy
sweet
bxg
serious
kicking
loser
city
war
musclebear
surrender
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Dr. Asya Güneş;“İzmir’den uçağa bindiğimde, cebimdeki tek plan dönüş biletini ne zaman alacağımı hesaplamaktı. Ama şimdi, rüzgârın bile yabancı estiği bu dağ kasabasında, dönüş fikri bile içimi ürpertiyor.Burası Erzurum-Pasinler, hastane binası gri.İnsanlar yorgun. Sanki buradaki zaman başka bir takvime bağlı. Nefes alırken bile suçluluk duyuyorsun, çünkü başkasının acısı hep senden bir adım önde.İlk günümde öğrendiğim şey şuydu: Burada doktorluk yapmak, sadece hastalıkla değil, sessizlikle, eksiklikle, çaresizlikle savaşmak demekmiş.Ve o akşam geldi. Karakoldan gelen yaralıyla birlikte o da geldi. Yüzbaşı Baran Soykan. Adı bile sert gelmişti kulağıma. Bakışlarıysa, yaşadıklarını konuşmadan anlatan cinstendi.‘Müdahale etmeyin, bekleyin,’ dedi. Ama ben çoktan başlamıştım. Kalp atışı beklemezdi. Ne prosedür, ne rütbe. Saniyelerle yarışırken, gözlerinin üzerimde olduğunu hissettim. Soğuk ama sarsıcıydı.“Bazı yerler vardır; haritada sadece bir nokta, ama insanın içinde bir kırılma.Orası sıfır noktasıdır.Hayatla ölüm, görevle vicdan, güvenle korku tam da orada karşılaşır.Yüzbaşı Baran Soykan için bu, bir sorumluluktu.Dr. Asya Güneş içinse bir sürgün gibi görünse de, aslında kendiyle ilk gerçek randevusuydu.Ve kader, onları aynı sıfır noktasında buluşturdu.”

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
Bölüm 1 ; Soğuk Karşılaşma
İzmirden uçağa bindiğimde, cebimdeki tek plan dönüş biletimi ne zaman alacağımı hesaplamaktı. Ama şimdi, rüzgarın bile yabancı estiği bu dağ kasabasında dönüş fikri bile içimi ürpertiyor. Burası Erzurum-Pasinler hastane binası griydi, insanlar yorgun. Sanki buradaki zaman başka bir takvime bağlı. Nefes alırken bile suçluluk duyuyorsun çünkü başkasının acısı senden hep bir adım önde. İlk günümde öğrendiğim şey şuydu: Burada doktorluk etmek, sadece hastalıkla değil, sessizlikle,çağresizlikle savaşmak demekmiş. Ve o akşam geldi, karakoldan gelen yaralılarla birlikte o da geldi. Yüzbaşı Baran Soykan. Adı bile sert gelmişti kulağıma. Bakışlarıysa yaşadıklarını konuşmadan anlatan cinstendi. Kan içinde birsürü asker, bağırış sesleri, insanların etrafımdan öylece koşuşturup geçmesi odanın ortasında öylece dona kaldım. Dr. Asya Güneş buraya bakarmısınız. Hemşirenin seslenmesiyle kendime geldim hızlıca ikinci kabindeki hastanın yanına girdim. Dr. Asya Güneş; Durumu nedir Nazlı hemşire Nazlı hemşire;Karın boşluğunda derin bir kesik var, dikiş atılması gerek yüzüne pansuman yaptık doktor hanım ama beyefendi dikiş attırmamakta ısrarcı. Dr. Asya Güneş;Tamam sen çıkabilirsin Nazlı. Hemşireyi gönderdikten sonra beyefendiye döndüm. Dr.Asya Güneş: Adınız nedir? Yüzbaşı Baran Soykan: Yüzbaşı Baran Soykan. Ciddi ve aşırı soğuk bir sesle duydum bu adı iç ürperticiydi, şimdi tam gözlerine bakıyordum karanlığa bürünmüş bir çift elaya. Gözleri güzeldi ama bu asla konumuz değildi tabi bide o kemikli çenesi neyse bu da konumuz değildi ama kirli sakalları ona çok yakışmıştı askerlerin sıfır sakal olması gerekmezmiydi ya. Aklımdaki düşüncelerimden kurtulup ikna etmeliydim bu inatçı askeri. Dr.Asya Güneş; Baran bey eğer dikiş atmazsak kan kaybından bir süre sonra elleriniz titremeye başlicak daha sonra parmaklarınız uyuşucak en sonunda ölüme doğru gidiceksiniz. Yüzbaşı Baran Soykan; Yüzbaşı Baran Soykan. Dr. Asya Güneş; Efendim. Yüzbaşı Baran Soykan; Yüzbaşı Baran Soykan. Ayrıca biz ölmeyiz şehit oluruz. Derin bir nefes aldım Dr.Asya Güneş; Yüzbaşım şu an karın boşluğunuzdaki yaraya dikiş atmak zorundayım lütfen daha fazla zorluk çıkartmayın. Yüzbaşı Baran Soykan; Diğer askerlerimin yaralarına bak doktor bu yara bekler. Bir yandan dikiş malzemelerini hazırlarken bir yandan laf yetiştiriyordum artık çünkü en kısa zamanda dikmezsem dediklerim olucaktı. Dr. Asya Güneş; Merak etmeyin Yüzbaşım askerlerinizle ilgilenicek kadar personelimiz var siz müsade edin işimizi yapalım. Yarasının üzerinde tuttuğu kanlı bezi çekmek için uzandım o ela gözleriyle beni inceliyordu zaten ilk günlerimin stresini yaşarken birde üzerine bu gözlerin baskısı çok fazlaydı. Elini tuttum yaranın üzerinden çektim karşı koymadı sade ne yaptığımı izledi. Soğuk ve duygusuzca. Dr. Asya Güneş; Şimdi biraz uyuşturucam daha sonra dikiş atıcam dikişi hissederseniz söyleyin. Yüzbaşı Baran Soykan; Uyuşturmaya lüzum yok dikiş at. Şaşkınlıkla yüzüne baktım nasıl yani der gibi. Yüzbaşı Baran Soykan; Daha bakıcakmısın doktor dikiş at. Dr. Asya Güneş; Dayanamazsınız uyuşturmam gerek. Yüzbaşı Baran Soykan; Sence dayanamazmıyım? Yanlış soru sordun doktor. (Kolumu tutup beni kendine yaklaştırdı nefesini yüzümde hissedicek kadar yakındık gözlerimi kapattım kulağıma fısıldadı.) Asıl soru sen bu dikişi atabilirmisin doktor. Gözlerimi açtım derin bir nefes aldım. Madem böyle istiyordu böyle olucak uyuşturmadım iğneyi hazırladım ve dikişe başladım ne manyak adamdı bu böyle ya psikopat çıktı hayır acı çekmekten zevk mi alıyorsun be adam iki dikişi attım bile gıkı çıkmıyordu yarasına baktıkça benim canım acıyordu,düşüncelerimin içinde boğuşurken hafif elim titredi. Yüzbaşı Baran Soykan; Sakin ol doktor hanım panik burada insan öldürür. Dr.Asya Güneş; İlk yardımda his yoksa, insanda yok yüzbaşım. İmalı bir şekilde söylemiştim yüzbaşımı, yüzünde gıcık edicek sahte bir gülüş oluştu. Aldırış etmedim tüm odağımı dikişe verdim. Dikiş bittiğinde hızlıca eşyaları toparladım daha fazla bu psikopatla aynı havayı solumamak için hızlı haraket ediyordum. Yüzbaşı Baran Soykan; Ne o doktor hanım aceleniz mi var, pansumanımı yapmicakmısınız? Dr. Asya Güneş; Diğer askerlere bakmam gerek pansuman için hemşire hanımlar yardımcı olucak. Yüzbaşı Baran Soykan; Sen yap. Bu adam dengesizdi yemin ederim dengesizdi az önce dikiş bile attırmayan adam pansuman yap diyordu. Dr. Asya Güneş; Peki yapıyım. İnasına bastıra bastıra yapıyordum pansumanı gıkı çıkmıyor adamın ya inanılmaz insan bi yalandan yüz buruşturur. Bir anda bileğimi tuttu o kadar sıkıyordu ki kırılıcak sandım kendine çekti beni hala sıkıyordu bileğimi ağzımdan ufak bir inilti çıktı. Yüzbaşı Baran Soykan; Kendi attığın dikişi patlatıcaksın doktor elin ağırmış. Dr. Asya Güneş; Fark etmedim özür dilerim. Biraz serbest bırakınca kolumu hemen geriye doğru çektim hızlı bir şekilde sessizliğimi koruyarak bitirdim pansumanını. O kadar sıkmıştı ki bileğimi öküz bileğim kıpkırmızı olmuştu zaten kürdan kadar bileğim elinde kalıcaktı az kalsın. Gözlerim dolmuştu acıdan ve stresten ben aşırı duygusal bir insanım ve yapıma göre seçtiğim mesleğin çok acımasız olduğunu da biliyordum ama yardım etmek benim ruhumu iyileştiriyordu bu yüzden seçmiştim bu mesleği. Gözlerimin dolduğunu fark etmesin diye kafamı eğdim hızlıca kabinden çıkmak için haraket ettim ki bir silah patlamasıyla olduğum yerde kaldım. İçeriden çığlık sesleri ve silah sesleri yükselmeye başladı korkuyla bir adım geriledim adeta dilimi yutmuştum ağzımdan bir kelime dahi çıkmadı. Yüzbaşı hızlıca geri çekti beni kabindeki dolabı açtı içeri itti sakın çıkma burdan dedi kapağı kapatıp kilitledi dolap aralıklarından gördüğüm kadarıyla kapıdan dışarı çıktı. Sonrası karmaşa insanların çığlıkları ve silah sesleri birbirine karışıyordu bense sadece hıçkırarak ağlayıp kulaklarımı kapatmıştım bitsin artık diye ne kadar o dolapta kaldığımı hatırlamıyorum belki de bir saat olmuştu çığlık sesleri kesildi, silah sesleri durdu. Uzun süre olmuştu sesler kesileli ama korkuyordum burdan çıkmaya, çıkmaya çalışsam bile kilitliydi zaten. Binlerce senaryo geçti kafamdan ya yüzbaşı öldüyse ya burda kaldıysam ya teröristler geldiyse ya beni burda bulurlarsa. Ben kafamda kurarken odaya ellerinde uzun silahlarla iki adam girdi kapağa vurdum. Yardım edin lütfen diye bağırdım silahlarını bana doğrulttular bir el ateş edildi daha sonra birdaha demir dolabı sıyırıp geçti kurşun o sırada çığlık attım kapıdan içeri yüzbaşının girmesiyle iki adamı da kafasından vurması bir oldu o görüntüden sonrası yok koca bir çığlık ve karanlık. Uyandığımda gözlerim bulanıktı gözlerimi ovuşturdum yumuşak beyaza bürünmüş bir yataktaydım. Üzerimde kıyafetlerim yoktu düz siyah uzun bir tişört vardı bana ait olmadığı kesindi. Naneyle karışık frambuaz kokusuydu sanki acı ama ferah bir koku gibi hafif sigara karışmış bir koku tanıdıktı sanki. Etrafa bakındım karşımda büyük bir gardolap hemen yanında banyo kapısı olduğunu düşündüğüm bir kapı vardı sağ tarafımda yüksek bir pencere geniş bir kenarı vardı pencerenin kenarına yastıklar koyulmuştu oturmak için sanki, sol tarafımda çıkış kapısı olduğunu düşündüğüm bir kapı vardı. Yavaşça ayağa kalktım olabildiğince yavaş haraket ediyordum baş dönmesi veya bir bayılma daha yaşamak istemem. Aşağıdan gelen seslerle kapıya doğru ilerledim merdivenler karşıladı beni merdivenlerin yanına biraz yaklaştım iki ses vardı biri yüzbaşının sesiydi diğeri de hiç yabancı gelmeyen sanki orta yaşlı birinin sesiydi, geçmişimden bir ses gibiydi. Merdivenleri birer birer indim beni fark etmesinler diye olabildiğince sessiz ve yavaştım. Seslerin yükselmesiyle olduğum yerde durdum. Yabancı; Baran ne diyorsun sen,bunca terörist seni hedef almışken ailene kadar olay gitmişken şimdi kalkmış bana göreve devam edicem diyorsun. Olmaz asla olmaz bir süre ortadan kaybolucaksın seni de şehit göstericez ailen dışında kimse haber alamicak yaşadığından bu plana uymak zorundasın bu sana bir emirdir asker. Yüzbaşı Baran Soykan; Emredersiniz komutanım. Komutanım dediği adam o kadar sert konuşmuştu ki sesi kesildi bizim yüzbaşının, bu sefer duyulmasından korkmadım ayak seslerimin hızlıca indim merdivenleri tam ağzımı açıcaktım ki karşımda gördüğüm adamla şok geçirdim. Dr. Asya Güneş; Mehmet amca!! Nasıl yani komutan mehmet amcamıydı? Kafam aşırı karışmıştı mehmet amca babamın arkadaşıydı babam ve annemi kazada kaybettiğimde mehmet amca ilgilenmişti benimle bir süre sonra ortadan kaybolmuştu birdaha haber alamamıştım ondan yetimhanede büyümüştüm çok araştırmıştım onu ama ne ona ulaşabilmiş ne de ailesine ulaşabilmiştim. Mehmet; Güzel kızım, seni gördüğüme sevindim. Kollarını açmış beni bekliyordu şaşkınlığımla birlikte sarıldım ona, hala aynıydı huzur ve baba kokuyordu asla tarif edemezsim onun kollarındaki güveni, küçükkende böyle hissederdim ona her sarıldığımda geçerdi tüm korkularım güven verirdi bana. Gözlerim doldu, bir iki damla yaş aktı şakaklarımdan, yavaşça geri çekildim. Dr.Asya Güneş; Nerdeydin (hıçkırıkla karışık çıkmıştı sesim küçük bir kız çocuğu edasıyla) Mehmet; Görevdeydim küçük kızım. Dr. Asya Güneş; Sana çok ihtiyacım vardı. Mehmet; Biliyorum güzel kızım ama gelemezdim, seni korumak için. Hep izledim seni uzaktan takip ettim başarılarında,acılarında, iyi veya kötü hissettiğin her an yanındaydım aslında ama senin beni görmene izin veremezdim, seni bulmalarına izin veremezdim, seni riske atamazdım. (Onunda gözleri doluydu.) Dr. Asya Güneş; Kim beni bulucaktı noluyor Mehmet amca neden burdayım. Mehmet; Kızım baban ve annen Türkiye Cumhuriyeti adına çalışan mit görevlileriydi açığa çıktıklarında saldırıya uğradılar, küçük olduğun için hatırlamıyor olabilirsin, o akşam arabadaydın kaza değildi o akşam olanlar, suikast düzenlenmişti annen ve baban için, o arabadan sağ kurtulman şans eseriydi seni o arabanın içinden aldığımda kuş kadardın, titriyordun bir süre konuşmadın ne olduğunu bile hatırlamıyordun anneni, babanı soruyordun sonra yaşın büyüdükçe unutmaya başladın onları sormayı bıraktın ve benim görevim çıkınca benim seni bırakmam gerekti zor oldu ama devlet önceliktir bizim için seni yetimhaneye bıraktım. Senin beni aradığından haberim vardı ama ismim değişti kimliğim yaşadığım yer ailem herşey değişti bu görev için. Görevim bitti fakat buna rağmen karşına çıkmam riskliydi baksana karşına çıkmasam da bela senin peşini bırakmadı. Son olanlardan bahsediyordu, başım aşırı ağrımaya başlamıştı elimle başımı tuttum, hafif sarsılır gibi oldum. Yüzbaşı kolumu tuttu beni kendine çekip belimi kavradı. Yüzbaşı Baran Soykan; yeterince ayakta durdun. Bayılınca kafanı çarptın, baş dönmesi yaşaman normal biraz otur. Koltuğa doğru götürdü beni, oturdum Mehmet amca da hemen yan tarafıma oturdu. Yüzbaşı tam karşıma oturdu gözlerimin içine bakıyordu sanki beni anlamaya çalışıyordu, Mehmet amcayla konuşmaya başladığımızdan beri pür dikkat beni izliyordu tepkilerimi ve yüz ifadelerimi inceliyordu. Mehmet amcaya doğru döndüm. Dr.Asya Güneş; Hastanede olanlar neydi. Mehmet; Sen onlara kafanı yorma güzel kızım senden tek ricam sadece bir müddet boranla burda kalman. Dr.Asya Güneş; Ne asla. (Şaşkınlığımı asla gizleyememiştim, sesim biraz yüksek çıkmış olucak ki yüzbaşıyla mehmet amca da şaşkınlıkla bana baktı.)Yaa-yani şey yüzbaşıyla burda kalamam bu hastaneye daha yeni atandım. Mehmet; Hastane mi kaldı güzel kızım. Bak şimdi bu adamlar tehlikeli ve orda olmalarının net bir sebebini bulmadan ortaya çıkman yanlış olur ben kimin peşinde olduklarını bulana kadar yüzbaşı ve sen burada kalmak zorundasınız. Baran’a güvenirim elimde büyüttüm yüzbaşı yaptım seni canı pahasına koruyacaktır. Yüzbaşına doğru döndü. Mehmet; Baran Asya kızım sana emanettir. Yüzbaşı Baran Soykan; Emredersiniz komutanım. Mehmet; Komutanın olarak değil baban sayılırım baban olarak istiyorum bu iyiliği senden. Yüzbaşı Baran Soykan; Şüphen olmasın amca emanetin başım gözüm üzerine. Ben daha neler olduğunu bile anlayamamışken mehmet amca gelen aramayla ayağa kalktı bana sarılıp hızla evden çıktı. Napıcaktım şimdi ben ne kadar burda kalıcaktım, işim ne olucaktı, bu uyuz yüzbaşıyla aynı yerde kalmakmı allahımm ne oluyor. Kafam allak bullak, ortada kalmıştım.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

KIRMIZI DOSYA : AŞK +18

read
27.9K
bc

Sessiz Çığlık

read
10.6K
bc

İNFAZ

read
4.9K
bc

Askerin Gelincik Çiçeği

read
35.0K
bc

Askerin Yaralı Gelini

read
29.3K
bc

KIZIL ŞEYTAN (BERDEL) TAMAMLANDI

read
14.9K
bc

KARŞI KOMŞUM Bİ ROMEO

read
7.5K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook