Piyanonun başında baloya hazırlanmaya çalışıyordum. Belki hayatımdaki en kötü çalışlarımı düzeltmek için elimden bir şey gelmiyordu.
Gergindim. Nasıl gergin olmaz ki insan? Bir psikopatın evine gizlice girmeye çalışacağım. Ha bir de Anka falan var işte.
Geri zekalı lan! Ha bir de diyor
Şşşttthhh... Konsantremi bozma lütfen. Ben burada sanat yapıyorum.
Aman sevsinler.
Piyanonun başından kalktım. Allah'ım tam bir kaosum. Beynimi toplayamıyorum haliyle de kötü çalmam kaçınılmaz oluyor.
Çantamı aldım ve odadan çıktım. "Hocam ben gidiyorum. Teşekkür ederim tekrardan." Hoca konuştuğu kişiden gözlerini bana çevirdi.
"Tekrar piyanoya başlamana çok sevindim canım. " Gülümsedi. Bende gülümsemeye çalıştım. Piyano öğrendiğim kursa gelmiştim. Ve bir süre çalışmamın sorun olup olmayacağını sormuştum. Eskiden her gün buraya geldiğim için çoğu kişi beni tanırdı. Çalışmama izin vermeleri de kaçınılmaz olmuştu. Kim benim gibi altın bir çocuğa izin vermesin ki?
"Ahmet bir süre sonra festivaller var. Katılmak istersen bana ulaş. Belki o zamana kadar piyanoyu hatırlarsın. " Kafamla onayladım. Hiç sanmıyorum katılacağımı.
"İyi günler hocam. " Hoca da aynı şekilde cevap verdi ve karşısındaki adamla konuşmaya devam etti. Bende hızla oradan ayrılmaya çalıştım. Neden çalıştım? Çünkü yine biri benim adımı söyledi. Belki yoldan geçen birine de demiş olabilir. Sonuçta herkes Ahmet.
"Lan göbek adı Bulut. Adı Ahmet. Duymamazlıktan gelme hıyar. " Bu sesin sahibiyle konuşmak istemediğimden duymamazlıktan gelcem. Kb.
"Bir tane kardeşi olan ve yeni bir kardeşi daha olan, piyanoyu salak saçma bir nedenden bırakan, boyu küçük ama gururu büyük olan Ahmet Bulut. T.C. var sırada bak. " Ya sabır ya! Çattık ya.
"534-" Hızla arkamı döndüm. Manyak!
"Tamam lan tamam. Durdum işte. Donuma kadar her boku söylemek zorunda mısın? "
"Beni görmezden gelmeseydin. " Hızla yanıma geldi. Bugünüm boşa gidecek bak. Sıçtım.
"Sen ne hayırsız, ne kalleş bir insansın lan! İnsan bir arar, bir sorar yani. Sen ise beni görmezden geliyorsun. O kadar konuşmuşluğumuz, don paylaşmışlığımız var. Hiç mi hatrım yok dicem var hani biliyorum. O zaman niye cevap vermiyon yazmıyon, sormuyon, gelmiyon? Bekle başka -yon var mı düşüneyim. Sevmiyon, düşünmüyon, sikmi-dur bu olmadı. Tekrar alalım burayı. Öhöm... " Elimle ağzını kapattım. Hala çok konuşuyor. Sorun şurada ki elimle kapatmama rağmen hala konuşuyor. Eee yuh ama!
"Eeee napıyoruz bugün? Hadi gel bara gidelim." Ve hala imansız.
"Benim yaşım daha tutmuyor. "
"O zaman ben tutayım. " Elini şıklatıp işaret parmağını bana yöneltti. Bir de sırıtmaya başladı. Bu espiriye gülmem mi lazım?
"Burada senin gülmen lazımdı Ahmet. " Göz devirdim. "Ahahaha ne kadar komik. O kadar komikti ki gülmeyi unuttum. " Enseme şaplak attı. Ya sabır ya!
"Lan oğlum senin işin yok mu hala!? Defol git lan! " Kolunu omzuma attı ve kafasını öne eğdi.
"Ahmeeeğğğğttt! Depresyondayımmm beeeğğnnn! " Eben! Kulağımı şey ettin.
"Lan bende depresyondayım. Ama senin gibi millete duyurmuyorum." Şaşkın bir şekilde bana baktı.
"Oha! Hadi bu günü depresyon günü ilan edelim ve bara gidelim. " Taktı bara. Ya sabır...
"Kardeşim koskoca 20 yaşında adamsın. Utanmıyor musun böyle hareketlere. " Omzunu silkti.
"Bir şeyler yapalım. Canım çok sıkkın. Bar olmasa da olur. " Belli canın bayağı sıkkın. Çok belli ediyorsun.
"Sinemaya gidelim mi? "
Reddetme mood on
"Sevgili değiliz. "
"Sadece sevgililer mi gidiyor sinemaya be!? "
"Ben kızla gitmeyi tercih ederim. Git kendin. "
"Restoranda gidelim? "
"Aç değilim. "
"O zaman kafeye gidelim. Otururuz. " Hımmmm...
"Götüm acıyor. " Gözlerini kısıp bana baktı.
"Lunapark? "
"Midem bulanıyor. "
"Oyun parkı? "
"Çok gürültülü"
"Allah'ın belası bir şeye de evet de. "
"Hayır."
"İnternet kafe? "
"Çok karanlık. "
"Ebenin nını..."
"Terbiyesiz."
"Başka yer kalmadı lan. Sizin ev veya bizim ev. "
"Beni eve atmana izin yok. Ayrıca ben sıkılıyorum evde. " Ofladı. Başka yer kalmadı zaten zuhahahaha...
"O zamannn... " Durdu ve etrafına bakındı. Zavallı...
"Buz pateni? " Hay edeyim. Hadi ama ya.
"Yakaladım seni! " Gülmeye başladı. Gerçek bir buz pateni hastasıydım ve yaklaşık 6 aydır gitmiyordum.
"Sen ödersin parasını? " Kafasıyla onayladı ve tekrar kolunu omzuma attı.
Bu çok konuşkan ve mal arkadaş benim piyano kursundan arkadaşım oluyordu. Lakin 5 yıl önce taşındıkları için bu kursa gelmeyi bırakmıştı. Ondan sonra da çok fazla konuşmamıştık. Zaten 4 yıl önce de ben piyanoyu bırakmıştım.
"Ihım... " Yan gözümle ona baktım. Egoist bir edayla bana bakıyordu. Ne diyecek acaba?
"45 dakikalık yolu yürüyerek gitmeyi planlamıyorsun herhalde? " Durdum ve mal mal ona bakmaya başladım. Kesin araba aldı bu göt ve gözüme sokacak.
"Hangisi seninki? " Yüzü düştü ve göz devirdi.
"Bir kere de bir şeyi kursağımda bırakma Ahmet. " Omuz silktim. Cebinden anahtarı çıkardı ve kapıları açtı. Bende hangi araba olduğuna baktım. Oha...
"Bakıyorum da beğendin? Hıh. " Hızla sürücü koltuğuna oturdu. Bildiğin arazi arabası. Bildiğin değil arazi arabası hatta. Tamam arabalardan anlamıyorum ama bu pahalı yani. Zengin it.
"Bebeğime binmeyi düşünüyor musun? " Simsiyah jeepimsi -belki de jeep- bir arabayla bakışıyorduk.
Arabaya bindiğimde bayağı pahalı olduğunu iyice anladım. Benim etrafımda zengin insan mi varmış? Bizim fakirlerle takıla takıla ruhum fakirleşmiş.
He göt. Anka'nın şirketi yok. Taha'nın babasının fabrikaları yok. Koskaca villada kalmıyorlar. Birde fakirlerle takılıyorum diyor. Tek sen fakirsin uyan uyannn!
Niye yüzüme vuruyorsun şimdi? Ayıp ayıp...
Yol boyunca Utku'nun konuşmasını dinledim. Bu çocuk asla büyümeyecek...
Belki de biraz kafa dağıtmak için iyi bir fırsat olabilir. Zaten bu kafayla gidersem piyanoyu da çalamayacak gibiyim. Nasıl bir geri zekalıysam her şeyi boka dönüştürüyorum.
AVM'nin önüne geldiğimizde Utku'nun arabayı sağ sağlim park etmesini bekledim. Hala beceriksiz yalnız.
"Bak şimdi Ahmetcim. Sen bana anlatacaksın derdini, ben sana anlatacağım. Kapiş? Bence kapiş. Hadi gidek! " Utanmasa koşarak gidecek yani. Zaten yeterince dikkat çekiyor bir de koşsa ohoooo...
Benden yaklaşık 30 cm uzun, sarışın bir çocuktu Utku. 30 cm az değil mi demeyin. Benim sütümü de bu içiyordu. Takım elbiseliydi şuanda. Yani salaş takım elbise gibi ama gibi de değil. İçinde gömlek yerine beyaz t-shirt vardı. Ceketi da böyle öküz gibi ağır olanlardan değildi. Bende yanında zavallıcık kırmızı sweatshirt ile yürüyorum. Kim daha çok dikkat çekiyor? Tabii ki de o. Ama kim daha zeki? Yine o. Tamam kendimi daha fazla gömmeyeyim en iyisi.
"Aldım. Doymazsak bir daha gireriz. " Kafamla onayladım. Buz pateni ayakkabısını giymek için kenarda bulunan sandalyelere oturdum. Ayakkabıyı giyince ayağa kalktım. Şimdi stres atabilirim. Fiyuh...
Utku'ya baktığımda ayakkabıyla savaş verdiğini gördüm. Sonra pantolana kızmaya başladı. Ben bu şizofreni tanımıyorum.
Kapının önüne geldim ve şuanki turun çıkmasını bekledim. "Hazır mısın lan!? " Yine esneme bir tane şaplak yedim. Bu da hınç çıkartıyor resmen.
Bizim sıramız geldiğinde hızla içeri girip demirlerden tutundum. Direk ortaya dalarsam direk düşerim. Bir tur direklerden tutunarak ilerledim. Utku da yanımda normal bir şekilde kayıyordu. Onun kayışı benden çok daha iyiydi. Çünkü ailesi nedense Utku'yu her alanda geliştirmişti.
Bak ciddi söylüyorum her alanda. Resim çizebiliyordu. Hatta daha önce sergilerde resimleri bulundu. Çello, piyano, gitar ve keman çalabiliyordu. Sporda desen iyi olmadığı spor görmedim. Her boku biliyor. Lakin hala mal. Nasıl dayandı bu kadar şeye hayret.
Direği bıraktım ve Utku'nun yanında yerimi aldım. Tam böyle hızlanmış, havaya girmiştim ki Utku çelme taktı ve ben buza kapak. Şerefsiz...
Oturduğum yerden ona bakmaya başladım. Gülerek üzerime gelmeye başladı. Tövbe tövbe. Hayır yerden kalkamıyorum da lanet olsun. Bana çarpacak diye gözlerimi kapattığım anda üstümden zıpladı. Resmen maytap geçiyor benimle.
Ayağa kalktım ve devam ettim. Utku tekrar yanıma geldi. "Bir daha çelme takarsan s*kerim belanı. " Gülerek cevap verdi. Lakin bir şey anlamadığım için dediğinden sustum.
"Anlatsana derdini. " Ben düşmemeye çalışıyorum bu ne diyor.
"Büyükler önden. " Omuz silkti ve bana bakarak geri geri ilerlemeye başladı. Anladık yapıyorsun bu sporu.
"Bak şimdi birkaç derdim var aslında. Ailem evlenmemi istiyor lakin ben hazır değilim. Hele hele bir çocuğa hiç değilim. " Kendin zaten çocuksun.
"Aslında sevdiğim bir kız var. Lakin ve lakin... Kız benden bilmediğim bir nedenden dolayı nefret ediyor. Abi hiçbir şey yapmadım ben bu kıza. Neden benden nefret ediyor. Bak ağlayacağım ya... " Kahkaha atma Ahmet. Atma sakin puhahahahhaha!
"Şurda ciddi bir şey konuşuyoruz. Sen gülüyorsun. " Direğe yaslandım.
"Ağlıcam ya dedin ben öldüm. " Tekrar güldüm. Göz devirdi.
"Bak ciddiyim ama... Kızı seviyorum. Bir şans verse anlarım n'aptığımı. Lakin bırak şans vermeyi yanına bile yaklaşamıyorum. Böyle katı duvar gibi. Ama arkadaşların yanında bir gülüyor var ya... Çok güzel gülüyor. " Aaaa aşık olmuş. Aaaaa mal!
Sanki sen olmadın. Göte bak.
Benim durumum farklı ama.
Kızlar farklı olunca durumlar farklı olmuyor geri zekalı.
"Ona sorsana. Neden sormuyorsun? " Derin bir nefes verdi ve yanıma direğe yaslandı.
"Sence yanına yaklaş biliyor muyum? Staja gidince görüyorum bir ama bütün sinekler başında hani. Tek kalmıyor ki. " Utku'yu süzdüm. Taş gibi çocuk. Geldiğimizden beri gelen geçenin gözü üstünde. Hatta daha yeni bir dayı onun götüne bakıyordu. Bak yine aklıma geldi puhahahaha!
"Eminim ki mantıklı bir nedeni vardır. Ona mesaj atmayı dene. Mesajla her şey daha kolay. " Şüpheli bir tavırla bana baktı.
"Diyorsun? " Takım elbiseyle bu konular birbirine yakışmıyor.
"Diyorum." Biraz düşündü sonra tekrar önüme geçti.
"Nasıl numarasını alacağımı da söyle sana yemek ısmarlayayım. " Biraz düşündüm.
"Yalan söyleyerek. Herkesin numarasını topla. Ne bileyim profesör istedi falan de. O da verecek. Sende ordan yararlanırsın. " Ağzı şaşkınlıkla açıldı.
"Lan senin aklın böyle şeylere çalışır mıydı? Saf salak bir şey diye biliyordum seni ben. Vay çakal! " Gelip saçımı karıştırdı. Neyim ben? Köpek mi?
"Ne sandın yaprağım desem çok mu kaba olur? " Kafasını olumsuz şekilde salladı. Göz devirdim ve kaymaya başladım. Geri geri gitmeye çalıştım lakin götümün üstüne yapıştım. Bu mal nasıl yapıyor?
"Ahmet... Bu kadar beceriksiz olmayı nasıl başarıyosun? " Göz devirdim ve uzattığı eli tuttum.
"Hadi bak sen bana yardım ettin. Bende sana edeyim. " Kaşımı çattım. "Zaten boyun küçük. " Ya sabır ya.
Arkama geçti ve kollarımı çapraz şekilde göğsüme yapıştırdı. Sonra da belinden tutum beni geri sürmeye başladı. Beni sürmeyen de ne bileyim.
Ahmet...
Efendim?
Tipinize bir 3.şahıstan baksana.
Etraftaki birkaç kişinin bize baktığını gördüm. Tamam gerçekten de bu kadar yeter. Bu hikayede yanan ben olacağım yeminlen. Gelen geçenle film sahnesi yaşıyorum. Sanki 7 sezonluk filmde her sezon bir erkekle yiyişiyormuşum gibi hissetmeye başladım.
Vereceğin örneğe tüküreyim.
"Ahmet... Seni bıraksam ne yapabilirsin? " Mesela hımmm...
"Bence ne yapacağımı görmek istemezsin Utku. Aklından bile geçirme. " Dudaklarını büzdü. Allah belanı vermesin Utku.
Tam da tahmin ettiğim gibi döneceğimiz sırada beni bıraktı ve yere çakıldım. Yemin ediyorum kalçam kırıldı.
"Utku... " Sinirle Utku'ya baktım. "Kaç Utku! " Buzun üstünde yakalayamayacağımı biliyordu ama bunun bir de sonrası var hani.
Saatine bakınca bir dakika sonra çıkacağımızı görünce kapıya doğru ilerledim. Yaktım çıranı Utku.
Aynı sandalyeye oturup patenleri çıkardım. Hızla ayakkabımı giyip Utku'nun nerede olduğuna baktım. Patenlerini görevliye veriyordu. Bende koşarak oraya gittim. Utku da benim geldiğimi görünce koşmaya başladı. Hızla patenlerimi adama verdim ve Utku'yu kovalamaya başladım.
Sadece buz pateni pistinin dışını turluyorduk. Uzun zamandır spor yapmıyorum ben. Geberdim. Öldüm. Bittim. Biraz soluklanmak için yere çömeldim. Yanımdaki kızlar dikkatimi çekti ve dinlemeye başladım. Sanırım benim hakkımda konuşuyorlar.
"Çok tatlılar. " Kısa saçlı kıkırdadı. "Best shipim oldular. Bir daha buraya sürekli gelelim. " Yüzümü buruşturdum. Herkes manyak!
"Uke çok tatlı yahu! " Manyak kız bağırdı. Uke ne?
"Baksana boy farklarına. İkisi de yakışıklı ama Seme bayaaa iyi. " Ben bu dili bilmiyorum. Duymamazlıktan geleceğim.
"Utku! Yürü gidiyoruz. " Utku temkinli bir şekilde bana baktı. Bende yanımdaki kızlara bakış atıp çıkışa ilerlemeye başladım.
"Geliyorum hayatım! " Utku belanı belleyeceğim şimdi. Göz ucuyla kızlara baktım. Manyak lan bunlar!
Utku bana yetişti ve kolunu omzuma attı. Bu kadar sinir acıktırdı beni. Dur şuna söyleyeyim de bir şeyler ısmarlasın.
"Açım."
"Beni ye? "
" Sege. "
"Tamam dükkan var şurada. Dönerse yeriz. Ama dönmezse yemeyiz. " Yine sabah yaptığı parmak şıklatıp beni işaret ettiği hareketi yaptı. İğrenç espiri . Hatta espiri bile değil.
Oturduk ve Utku dönerimi getirmeye gitti. Bende telefondan kızların söylediği şeye baktım.
Seme: İlişkide daha ağır başlı olana ve erkeksi görünene denir. Yatakta üstte olandır ve her zaman güçlüdür.
Uke: İlişkide pasif olan ve kadınsı görünene denir.
...
Allah belanızı vermesin! Nerem kadınsı benim lan! Ayrıca biz şey değiliz. Kusucam şimdi sinirden.
"N'oldu lan? Yüzün bi tuhaf olmuş. " Utku'ya sinirle baktım. Hepsi senin suçun.
"Al al. Doymazsan ikincisini alabiliriz. Kendi paranmış gibi harca. " Teşekkürler. Dur bu sesli söylenmesi gereken bir şey.
"Sağol." Yine saçımı karıştırdı. Lan köpek miyim ben!?
Dıkınmaya başladım daha fazla sinirlenmeden. Ya eve gidip depresyonumu yaşayacaktım. Ne arıyorum lan ben burada!?
"Eeee..." Utku'ya baktım. Sanırım bir şey söyleyecek. Sanırım değil söyleyecek.
"Sen niye depresyondasın? " Omuz silktim. Şimdi olayları anlatmaya kalksam ohooo...
"Anlatmazsan bozuşuruz. " Yine omuz silktim. Bak şuan umrumda.
"Hadi ama. Eskiden yakındık. Bari bunu anlat. " Elimdeki ekmeği bıraktım.
"Bir şartla... " Heyecan katmak için ona baktım. Gerilim falan. Şuradan da müzik girse keşke.
"Bir tane daha döner ısmarla. " Ne? Açım aç.
İkinci dönerimi getirdiğinde birinciyi bitirip soluklandım. Sonra da anlatmaya başladım.
"Bak şimdi ben birine anonim oldum. Sonra babası psikopat çıktı. " Mal mal suratıma baktı. Böyle anlatmayan da ne bileyim.
"Düzgün anlatacak mısın? " Kafamla onayladım. 2. dönerimden bir ısırık aldım. Daha sonra her şeyi anlatmaya başladım.
Her şeyi anlatmayı bitirdiğimde dönerimi de bitirmiştim. Bugün de doyduk çok şükür. Değil mi karnım?
"Oha malsın. " Utku ise sanki film anlatıyormuşum gibi büyük bir heyecanla dinledi.
"Abi o kadar kırmak yerine hayır deseydin ya. Niye yokuşa sürdün o kadar? " Stresle saçımı karıştırdım.
"Ne bileyim o anki şeyle... " Utku bana baktı baktı baktı ve kahkahayı bastı. Mal bu çocuk.
"Bekle az. " Peçete aldı ve bana doğru yaklaştı. Zaten bir bu anı yaşamamıştım Utku. Sağolasın. Tabii tabii ağzımı silebilirsin. Kesinlikle normal bir şey. Gel sonra da öp. Tövbe ya!
Baygın gözlerle Utku'yu izliyordum. Gerçekten şuanda ağzımın kenarını siliyor. Şaka gibi.
Yandan gelen sesle oraya baktım. Hay edeyim! Daha yeni gördüğüm iki kız sanki çok önemli bir şey görmüşler gibi sevinçle çıldırıyorlardı. Bir alayı manyak.
"Gel bir de öp Utku. Az oldu bu mesafe. " Utku gözlerime baktı. Sonra da kızlara döndü. Tekrar kahkaha attı manyak herif.
"Kızlar bakıp durmayın. O benim. " Ağzım açık bir şekilde ona baktım. Bir de üstüne kızlara göz kırptı. Gebertcem Utku seni...
"Utku... " Keyifle bana baktı.
"Kaç." Kahkaha atıp tekrar koşmaya başladı. Yaktım çıranı Utku.