"Yalancı"

1705 Kelimeler
Derin nefes al ve ver. Al, ver... Al ,ver... Aç kapa aç kapa altema Kapa çeneni. Kipi çinini. İğv iğv "Lan olum mal mısın!? İki dakika dur konsantre oluyorum şurada! " Sokağın ortasında kendi kendime bağırdığım için herkes bana deli gibi bakıyordu. Telefonu kulağıma götürdüm. Ne var be? Telefonla konuşuyorum ben... Gerçekten telefon çalınca kulağımdan çektim ve yanıtladım. "Hazır mısın? " Sanki olmasam bir şey değişecek. "Sence? " Karşı taraftan oflama sesi duydum. "Parti yavaş yavaş başlıyor. Ortalara doğru Anka çıkar. Seni amcamın görmemesi lazım bu yüzden vakit geldiğinde evin önünden biz seni alacağız. Ayrıca her şeye hazırlıklı ol. " Her şeye derken? "Anka'nın çok üstüne gitmemeye çalış. Burada bütün ekip hazır. Tamam mı? " Kafamda onayladım. Aynen Ahmet görüyor seni. Geri zekalı... "Sen onu gördün mü? " Yine derin bir nefes verdi. "Amcam resmen tutsak etmiş kızı. Odasında hala. " Bu adamı boğasım geldi. İt herif. "Tamam kapat. Anka'nın odasında konuşacağım onunla. Yoksa babasının her yerde gözü var. " Mert bir şeyler geveledikten sonra telefonu kapattı. Bende duvara yaslandım ve beklemeye başladım. Takım elbiseyle hiç rahat değildim. Ama şu ortama da t-shirtle giremezdim. Aklıma gelen fikirle Utku'yu aradım. Yedek eleman lazım olabilir. "Alo? " Arkadan sesler geliyordu. Geri zekalı kesin yine bara gitti. "Utku yardımına ihtiyacım olabilir gibi. " Hazırlıklı olmakta yarar var. "Yardımıma ihtiyacın var mı , yok mu yani anlamadım. " Saçımı karıştırmaya başladım. Çok gergindim. Bu yüzden sürekli ellerimle bir şeylere dokunmak istiyordum. "Sadece arabanla hazır bulunmanı istiyorum. Belki bi' boklar olursa diye. " Ne bileyim manyak babası Anka'yı arabaya atar kaçırır. Beklerim ben bu adamdan. "Yarın hazır bulunsam? Bugün bir arkadaşla randevudayım. " Bu çocuk geri zekalı bak ciddi. "Utku başlatma randevuna. Seni aradığımda gel al beni. İstediğin bir şeyi yaparım. Bara bile gelirim. Tamam mı? " Utku keyifle kahkaha attı. Gelen geçen psikopat. "Aldım bu sözü. Sen konum at gerisi bende. Hadi şimdi geceme daha fazla sıçma. " Yüzüme telefonu kapattı. Ağh yani. Saate baktığımda on buçuğa geldiğini fark ettim. Gerginlikten ellerim yapış yapış olmuştu ve ıy yani hiç sevmem. Herkes zaten terli ele bayılır. Senin benimle derdin ne be!? Dalaşıp durma. Canın sıkılmasın diye seni sinir ediyorum. İyilikte yaramıyor! İçim daralıyor hala canın sıkılmasın diyorsun. Anka nasıl tepki verecek, babasına yakalanacak mıyım, herhangi bir sorun olacak mı? Bir sürü soru dönüyor beynimde sence sıkılmam mümkün mü? Anca daralıyorum. Ne boş yaptın be bi sus! Aynı beyni paylaşıyoruz zaten. Senin gibi iç sesin Allah belasını versin. Telefonum titreyince birden elimden düşürdüm. Korkak Ahmet! Alıp cevapladım. Mert kapının önüne gelmem gerektiğini söyledi ve kapattı. Derin bir nefes verdim ve koca villanın kapısının önünde dikilmeye başladım. İki güvenlik bana dik dik bakıyordu. Bunlar da benden uzun zaten. Senden uzun olmayan insan mezarda. Abartma. "Davetiyeniz var mı? " Tam ağzımı açacaktım ki Mert kapının diğer tarafından cevap verdi. "Benim misafirim. Ayrıca piyano çalacak gece boyu. Amcam söyledi. " Güvenlikler kafasını salladı ve kapıyı açtılar. Sanki köşke giriyorum. Burası da saray yavrusu zaten çok fark yok. Mert hızla beni bahçenin en sessiz yerine getirdi. Sena ve Taha da burada beni bekliyorlardı. "Ayyy Ahmet ne kadar yakışıklı olmuşsun! " Bunu Taha diyemeyeceğine göre tahmin edin hangi geri zekalı dedi. Bu kız hiç akıllanmayacak. Taha'ya baktım. Başıyla selam verdi. Elinde ceket ve gözlük tutuyordu. Bunları giyip içeri girersem daha çok dikkat çekerim. "Amcamın dikkatini dağıtacağız. Büyük ihtimal seni bekliyor. Ve Talha onun dikkatini çekecek. Bu yüzden kısa süren var. Ayrıca Sena da senin yolunu açacak. Amcam resmen kendini aştı ve Anka'nın odasının önüne bir koruma yerleştirmiş. Piyano çalacak ve sonra büyük ihtimal direk odasına çıkacak. Sende orada bekleyeceksin. Anlaşıldı mı? " Kafamda onayladım. Bu adam tam psikopat! Evin içinde alkış koptuğunda Anka'nın geldiğini fark ettik ve hızla ikiye ayrıldık. İçeriye girdiğimde Anka'ya baktım direk. Buz mavisi ve griden oluşan uzun bir elbise giymişti. Misafirleri selamlaması bitince yüzünü kaldırdı ve ne kadar soluk olduğunu fark ettim. Resmen hiçbir şey yoktu yüzünde. Ruhu alınmış gibi bakıyordu. Piyano çalmaya başladı ama sanki birkaç notadan başka bir şey duymuyordum. Piyanonun sesi buz gibi soğuk ve çarpıcıydı. Kalbimin acıdığını hissettim güçlükle yutkundum. Sena beni dürttü ve gitmemiz gerektiğini belli etti. Onu takip ederken etrafa bakıyordum. Oha David Beckham! Yok lan çakması ama nasıl yakışıklı bu çocuk? Oha Leonardo Di Caprio ! Oha Johnny Deep! Hepsini bir ünlüye benzetmek zorunda mısın? Anka ben elendim sen devam et. Babası da çok haksız sayılmaz yani yarıştığım çocuklara bak. Gerçi yani bende fena değilim. Zekiyim, piyano çalabiliyorum, biraz paten sürebiliyorum ve futbolda iyiyim. Ayrıca dilimde iyi. Bende taş gibi çocuğum. Kandır kendini Ahmet. Hayal yıkıcı iç ses. Sena ikinci kata çıkınca yavaşladı ve bana yaklaştı. " Anka'nın odasına girdiğinde bir yere saklan. Babası kontrole gelebilir. Şimdi burda bekle ve ben güvenliği halledeyim. Hızlı ol ve dal direk odaya. " Kafamla onayladım. Sena hızla güvenliğin önüne gitti ve sarhoşmuş gibi davranmaya başladı. Gizlice onları izliyordum. Sena tökezleyip yere düştü ve öğürmeye başladı. Bu kız gitsin oyunculuk dersi alıp kendini geliştirsin. Güvenlik eğilip Sena'nın kolunu omzuna attı. Sena da ayağı sanki sakatlanmış gibi tökezleyip durdu. En sonunda adam kucağına aldı ve lavaboya götürdü. Bende hızla Anka'nın odasına girdim. Sena'dan korkulur. Mal gibi gözüküyor ama var bunda da bir şeyler. Düzenli bir çalışma masası, kocaman bir kitaplık ve koca bir yataktan oluşan sade odayı ilk gördüğüm an aklıma gelince gülümsedim. Çıplak bir şekilde Sena'ya yakalanmıştım. Ne gündü be! Hızla yatağın altına girdim ve yorganı hafif sarkıttım. Birkaç dakika sonra kapı açıldı ve bende nefesimi tutup beklemeye başladım. Hiçbir ses yok. Korku filminde gibi hissediyorum. Gerildim. Anka mı yoksa babası mı olduğunu anlamak için kulaklarımı iyice açtım ama ya ben sağırım ya da odada kimse yok be. Yatağa biri oturunca yavaşça yutkundum. Yorgandan dolayı ayağını bile göremiyordum. Yavaşça yorganı kaldırıp ayağına bakmaya çalıştım ama sanırım bağdaş kurmuş. Sonra bir şey fark ettim ve yavaşça karşıma baktım. Önümde ayna vardı, yatağın üstünde Anka oturuyordu ve aynaya bakarak şeytan gibi gülümsüyordu. Yani bana bakarak. Sanırım korkudan altıma işedim. İrkilmemle Anka dudağının bir tarafını alay ediyormuş gibi kaldırdı. Bu kız başka biri. Anka'nın içindeki şeytan. Yavaşça yatağın altından çıktım ve Anka'nın karşısında dikilmeye başladım. Altı kontrol edince çok şükür sıçmadığımı gördüm ve küçük bir rahatlama geldi. "Ne arıyorsun burada? " Gözlerinin içine bakmaya başladım ama ben salağım sanırım bir şey göremiyorum. "Eee şey... Mert davet etti de ondan geldim. Yani ondan değil de piyano çalmaya- Aslında ondan da değil de seninle konuşmaya geldim. Of bir dakika nefes almam lazım. " Arkamı döndüm ve duvara bir elimi yaslayıp derin nefes alıp verdim. Sonra da Anka'ya geri döndüm. Hiçbir şey yoktu. Biraz moralimi bozsa da doğal buldum. Vücudumun yapmak istediği şeyi yaptım ve dizlerimin üstüne çöktüm. Zaten boyun kısa bir şey fark etmedi. Bak iç ses seni döverim. " Kaç aydır sana ulaşmaya çalışıyorum her şeyi anlatmak için. Ama baban engelledi. Mertgile söyledim olanları ama onlar da sana ulaşamadılar. Ben o gün öyle demek istemedim. Ben aslında-" Anka öksürmesiyle lafımı kesti. Kafamı yerden ona doğru çevirdim. "Öyle demek istemedin ama dedin. Ve bitti. Zaman geriye alınmıyor. Herhangi bir bahaneni duymak istemiyorum ve ilgilenmiyorum. " Sanki omzuma taş koymuşlar gibi omuzlarım çöktü ve konuşmaya devam etmeye çalıştım. "Baban beni tehtid etti. Babamı-" Tekrar lafımı kesti. "Duymadın mı? İlgilenmiyorum. " Onu takmayarak devam ettim. "Seninle konuşmayı kesmezsem tamamen batacaktık. Yeni kardeşim doğdu... " Anka beni tamamen dinlemiyordu ve o da bana bir şeyler söylüyordu. Ayağa kalktım ve devam ettim. "Seninle konuşurken arkanda adamlar vardı! Babanın yolladığı adamlar. Onları söylemek zorundaydım! " "Hiçbir şey söylemek zorunda değildin! Göz kırpsaydın, belli etseydin. Babam sana o kadar ağır konuş dememiştir! Sen kendin tercih ettin! " "Evet ama seni kendimden uzak tutmanın en kolay yolu bu diye düşündüm! Ben istemedim baban istedi! " "Doğru düşünmüşsün! Beni kendinden uzak tutma yolun da harikaymış ve başardın da! Ne istiyorsun hala!? " İkimizde derin nefesler alıp vermeye başladık. Omzum git gide daha çok düşüyordu ve ayakta zor duruyor gibi hissediyordum. "Ben sadece-" "Sen sadece ne ha!? Pişman mı oldun? Acıdın mı halime!? Sen sadece ne! " Arkamdaki duvara yaslandım. Biraz soluklandım ve konuşmaya devam ettim. "Ben sadece seni sevdiğimi anladım ve-" Anka kahkaha attı. "Beni sevdiğini mı anladın? Saçmalık! Sadece acıyorsun ve benim gibi bir 'arkadaşı' kaybetmek koyuyor öyle değil mi!? " Sinirle kafamı kaldırdım. Ve bende onun konuştuğu tonda konuşmayı başladım. "Hayır acımıyorum ve evet kaybetmekten korkuyorum ama arkadaşı değil. Seni seviyorum tamam mı!? Geç anladım ve söylemek için kaç aydır plan yapıyorum! " "Beni mi seviyorsun!? Şimdi mi!? Anonim lik zırvalığına devam etsene sen! Benimle oynamaya devam etsene! Sen beni falan sevmiyorsun-" "Seni seviyorum dedim ve bunda ciddi-" "Yalancı! Kapa çeneni ve defol git oda-" Hızla Anka'ya yaklaştım ve gözlerinin içine daha yakından bakmaya başladım. Belki kararlılığımı görür diye gözümü bile kırpmadım. "Seni seviyorum dedim. " "Yalancı. Beni sevdiğini nasıl düşüneyim? " O gün söylediklerime vurgu yapınca kendimi camdan atasım geldi. Geri zekalı kuş beyinli orangutan Ahmet. "Doğruyu söylüyorum. " "Yalancı! Benimle eğlenmek için konuştuğunu ikimizde biliyoruz! " "Hayır. Dalga geçme amacım yoktu hiçbir zaman ve-" "Yalancı sana inanmıyorum! Defol git oda-" Sinirle ağzını elimle kapadım ve elimin üst kısmıni öptüm. Sinirle ağzına falan yapışıp daha çok gözünden düşmek istemiyordum. Ama susacak gibi de değildi. "Bak geri zekalı. İnan veya inanma. Seni seviyorum ve babanda ebemi s*kti afedersin de. Öyle dememem gerekiyordu ama dedim ve geri alamam. Affettirebilirim ama şans vermen lazım. Ayrıca baba faktörü de var. Şans vermek istediğinde telefondan bana ulaş çünkü ben beceremiyorum. Ayrıca tam öpme sayılmaz ama yarım öptüğüm içinde özür dilerim. Şimdi defolup gidiyorum yoksa sıçtık. Giderken arkamdan bir şey söyleme gelir o sinirle gerçekten öperim. Şimdilik görüşürüz. " Tabii ki de öpmem ! Dur felç olcam çok güzel konuştum ve tuhaf şey yaptım. Bozuntuya vermeden odadan çok Ahmet. Hızla odadan çıktım. Sena lavabonun önünde güvenlikle muhabbeti koyulaştırmıştı. Hızla alt kata indim ve çıkışa ilerledim. Telefondan Utku'yu aradım. "Hemen buraya gel acil. " Direk telefonu kapatıp yürümeye devam ettim. Konumu bulabilir umarım. Biri arkamdan seslendiğinde hızla koşmaya başladım. Göt korkusu bu sanırım. Niye kaçtığımı da bilmiyorum. Neden kaçtığımı da. Dış kapıdan hızla çıktım ve koşmaya başladım. Arkamdan hala bir psikopat geliyor. Koş Ahmet. Yanımda araba durunca hızla atladım. Çok şükür doğru arabaya atladım yani. Bu geri zekalılıkla başka arabaya da binebilirdim. Utku ben bindiğim gibi gazı kökleri. Bende dikiz aynasından arkamdaki kişiye baktım. Hay edeyim. Bu o şerefsiz. Şimdi hapı yuttum. "Kanka cin çarpmış gibisin. Tövbe tövbe. " Bana çarpan çarpacakta... Hadi kolay gelsin bana.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE