Yüzleşememe

1552 Kelimeler
Ahmet: Nefes alamıyorum. Öhöm öhöm... Dur bir kendime tokat atayüm. Kendime vurduğumda Anka kaşlarını çattı. Tamam gerçekmiş. 3 diyince arkanı dön ve topuk He oldu. Kızda böyle mal gibi kalsın burda. Duygu p*zevengi iç ses. Ben mi dedim aşık et diye göt! Ben silah mı dayadım sanki lan!? Bana niye kızıyosun!? Defol git geri zekalı. "Ahmet? " Aaa dur unutmuşum. Biz karşı karşıyaydık değil mi? "Anka? " Kaşlarımı kaldırdım ve gülümsemeye çalıştım. "Ahmet? " Arkamdaki kavgaya baktım. Bunlar sanki bize yaklaşıyorlar kavga ederken. Neyse... "Ya Anka ne güzel sürpriz bu. Biz de ne zamandır görüşemiyoruz. " Saf ayağı göt ayağı. Anka'nın yanına gittim ve ellerimi omuzlarına koydum. "En son okulda görüştük. Sonra da hiç sesin çıkmadı. Annen baban nasıl? " Saçmalamaya devam. "Ahmet... " Çenesini tutup sağa sola çevirdim. "Zayıfladın mı kız sen? Yüzün çökmüş. Göz altına da boya sürmüşsün. Uyumuyor musun yoksa? " Anka gözlerini kapattı. Daha sonra omuzlarındaki ellerimi itti. "Konuyu değiştirmeye çalışma. Konuşma vaktimiz geldi. " Allah'ım eğer canımı yakın zamanda alacaksan bence şuan tam zamanı. "Pekala. Sanırım cidden konuşma zamanı geldi. " Biraz daha ciddileştim. Kalbim yüzünden nefes alamıyorum. Ayyhhh... "Kardeşim sen de mi onlardansın!? " Kafamı sola çevirdiğimde kavganın dibimizde olduğunu gördüm. Aha sıçtık. "Yok kardeş ben sizdenim. " Dayak yemek istemiyorum. Ve adam akıllı yemek yememiştim kaç gündür. Gücüm bile yok. "Oğlum niye kenarda kızla fingirdiyon bu kadar zaman!? Dal lan! " Arkamda var gücüyle itti ve kendimi kavganın ortasında buldum. "Yahu ben küçükken bile kavga olduğunda insanları satıp ağacın üstüne çıkıyordum. " Kendi kendime mırıldanıyordum. Bana doğru gelen biri vardı. Yumruğum bile güçsüz lan şuanda. Sıçtım! Run! Bana yumruk sallamasıyla geri çekildim ve çelme taktım. Sanırım en fazla yapabileceğim şey savunma. Yere düşen adama boş boş bakarken yüzüme yumruk yedim. Sanırım dişim çıktı... Sonra diğer tarafa bir yumruk daha. Adam eli kütük gibi lan! Burnumdan bir şey aktığını hissettim. Aha burnum kanıyor. Bir daha vuracakken kollarımla yüzüme barikat yaptım. Karnıma vurdu... Yere yapıştım. Ouvvv acıdı. Adam geldi bir de tekme attı. Kaç tane olduysa artık. Yavaş yavaş gözlerim kapanıyordu. Açım zaten. Bir de dayak yiyorum aç aç. Son tekmesiyle karanlığa gömüldüm. Vicdansız adam... Bir de kızın önünde. Ayıp ayıp! ***** "Ahmet! Kalk artık ya! " Yüzüme gelen tokatlarlarla- Hala mı dayak yiyorum lan ben!? Yüzüme su damlayınca gözümü temkinli bir şekilde açtım. Oha ölmüşüm! Dur Ankaymış. Dur Anka da mı ölmüş? "Sen niye öldün lan? " Kaşlarını çattı. Hadi ben dayak yiyip ölüyorum, bu niye? Helvamı kim yapacak be! "Cennet bu kadar gürültülü müymüş? " Anka anlamaz bir şekilde bakmaya devam etti. Bu kızda nerede olduğunu anlayamıyor. Salak mıdır nedir? "Ya Ahmet ne saçmalıyorsun? " Saç malanmaz, taranır... Git öl. "Dizin de rahatmış. " Dizinden direk kalktım. Sanırım ölmemişim. "İyi misin? " Biraz özgüvenli hissediyorum ama sorun olmaz herhalde. "En son dayak yiyordum. Nasıl iyi olabilirim? " Ovvv başım. "Laf olsun diye sormuştum zaten. " Kızdı mı bu bana? Ne dedim ki ben şimdi? "Kızdın mı kız bana? " Kafamı eğip suratına baktım. Göz devirdi ve kafasını sağa çevirdi. Esnedim ve Anka'nın dizine tekrar yattım. Uykum var. "N'apıyorsun? " Halay çekiyorum. Lokke lokke... "Yatıyorum." "Niye? " "Uykum var. " "Peki neden benim dizim? " Başka diz yok. "Sadece uykum var. " Gözlerimi kapattım ve ağır ağır sesleri duymamaya başladım. Uyanırsam Anka'ya açıklama yapmak zorundayım. Bu yüzden kış uykusuna yatıyorum. Seviyor muyum, sevmiyor muyum? Bilmiyorum... Uzun zamandır hissetmediğim bir duyguyu ayırt etmek hiçte kolay değil. Üstelik zamana ihtiyacım var ve bu zamanda Anka kırılabilir. Sevip sevmediğimi nasıl ayırt edeceğimi bilmiyorum. Gözlerimi hafifçe açtım. Anka esniyordu. Bir eli saçımdaydı. Bildiğin sinemanın önünde film gibi sahne yaşıyoruz. "Aşkım... " Kız sesi duyunca kısık gözle oraya baktım. Büyük ihtimalle hala uyuyor gözüküyorum. "Bakar mısın insanlar neler yapıyor? Sen hiç yapmıyorsun böyle romantik anlar. " Yaşı kaç bu kızın? Bakıyım. 7 sanırım. "Ne alaka kızım? Sinemaya getiriyorum ya." Bu cümlenin bana komik gelmesi normal mi? "Allah belanı versin! " Kız, oğlanın omzuna vurdu ve hızla yürümeye başladı. Oğlan kafasını havaya kaldırıp derin bir nefes aldı. Sonra bize dönün. "Romantizminize sıçayım. Gidin evinizde yapın! Ebru! Bekle kızım! " Her türlü azar yiyorum. Tanımadığım insanlardan bile. Bu da bir başarı. Esnedim ve gözlerimi açtım. Anka bana bakıyordu. Başını sola eğdi. "Dizim uyuştu. " Gülümsedim ve kalktım. İyi dayanmış. "Ne kadar uyudum? " Kol saatine baktı. Sonra kaşlarını kaldırdı. "2 saat olmuş. " Yuh! Sanırım bacağı kangren oldu. Bir süre ona baktım. O konu açılmasın... Lütfen! "Eve gitmem gerek. " Hafif gülümsedim ve ayağa kalktım. "Seninle geliyim. " Kafasıyla onaylayıp o da kalktı. Yol uzun, bizim konu da uzun. Sen kısa. Kapa çeneni. Bizim genler geç uzuyor ben n'apıyım? Yürümeye başladık. İkimizde bir şey dememekte kararlıyız sanırım. Anka birkaç kez ağzını açıp kapattı. "Anonim... " Bir an kalbim hızla atmaya başladı. Cidden... Zor bir şeyler. "Anlatacak mısın? " Neyi anlatmamı istiyor acaba? "Neyi duymak istiyorsun? " Ellerimi cebime soktum. Ellerim üşümüş. "Neden oldun? Neden ben? Niye söylemedin? " Ah bende bilsem. "Öncelikle nedeni aslında çok saçma. Yeni numara aldım ve anonim olmak istedim. Ama numara sallamada iyi değilim bu yüzden instagramda gezip seni buldum. Sadece biraz eğlence olsun istedim. " Kız diyordur artık senin eğlence anlayışına... "Ondan sonracıma-" Lafımı tamamlamadan Anka olduğu yerde durdu. Kaşımı çatıp ona baktım. Soğuk bakışları ve yüzü robata dönmüş Anka'nın, bana kızdığını düşündüm. Yok be! Dibimde duruyordu zaten. Bir süre bir şey demeden ona baktım. Onun baktığı yere bakınca birisi bize doğru geliyordu. Bu kim lan!? Yine ağzımı açmadım ve geleni incelemeye başladım. Uzun bir çocuk... Erkek çocuğu... Büyük ihtimalle çocuk olmayan bir çocuk. Ama yine de çocuk. Susacak mısın artık? Yoooo... Benden uzun olan; siyah, kıvırcık saçlı ve karizma üfff olan bir çocuk. Dur dur dur! Bu şey mi? Şerefsiz? Kaşlarımı çattım ve bizim yanımıza gelen çocuğa baktım. Arkamı dönüp mağazanın camından kendime baktım. Şuan özgüven 0. "N'aber Anka? " Çocuk geldi ve tam Anka'nın önünde durdu. Anka ise hala tepkisizdi. " 'Bu seni ilgilendirir mi ' veya 'sanane' dersem kırılır mısın? " Çocuk sırıtmaya başladı. Sevmedim ben bu çocuğu. "Ehh tabii biraz kırılırım. " Anka bana baktı. Sonra tekrar çocuğa döndü. "O zaman sanane? " Hızla bileğimden tuttu ve çocuğun yanından geçti. Bunun tam tersi olması gerekmiyor muydu? Ben niye masum insan rolündeyim hep be! İki bad boy gibi takılsam bari. İyice kendi içimde kaldım. Çocuk olmayan çocuk gelip Anka'nın diğer elinden tuttu ve kendine çevirdi. Bende kaşımı çatıp Anka'nın elini kurtardım ondan. Bak bence bu havalı bir hareketti. "Bu kim? " Çocuk kaşıyla beni gösterdi. Anka ağzını açtı ve geri kapattı. Anladık iş başa düştü. "Asıl sen kimsin? " Anka'yı biraz daha ondan uzaklaştırdım ve arkama doğru aldım. Anka da bu rol için uygun değil. Ahhh filmler... "Anka ile konuşuyorum. Çekil aradan. " Beni itmeye çalışınca gözlerimi gözlerine diktim ve daha sert olduğunu düşündüğüm bir ses tonuyla sorumu yeniledim. "Kimsin, dedim. " Sabır dilenir gibi başını yukarı kaldırdı. "Anka'nın arkadaşıyım ve onunla konuşmam gerekiyor. " Tek kaşımı kaldırdım. "Reddedildi." Anlamaz bir şekilde kaşını çattı. "Ne? " "Sağır mısın? Reddedildi isteyin. Defol git. " Kamera filan yok mu? Birisi şu sahneyi çekip sosyal medyaya atsın. Ünlü filan oluruz belki. "Sen kim oluyorsun da-" Konuşmasına izin vermeden atıldım. "Sevgilisiyim ve benim tanımadığım erkeklerle görüşemez. Eğer beni seninle tanıştırmadıysa önemsiz birisisin. Şimdi lüzumsuz bizi rahatsız etmeyi bırak. Geldiğin gibi geri git. " Vayyy...en sevmediğim erkek tipindeyim. Vayyy... Çok güzel konuştum. Vaa- Lağğnnn!! Sevgilim mi dedim!? Nolur, sekreteriyim filan demiş oluyum. Nolur!? "Ne yani Anka bu mu? Bula bula bu tıfılı mı buldun? Cidden zevkin düşmüş. " Ahh kalbim. En hassas yerimden vurdu beni. Boyum benim lanetim. "Üzgünüm beyne bakmam gerektiğini yıllar önce öğrendim. " Anka yapmacık bir şekilde gülümsedi. Çocuğun -çocuk değil aslında- dalgacı yüzü tuzla buz oldu. Bana baktı. Bende yapmacık bir şekilde gülümsedim. "Artık biz gidelim. Akşam babanlarla yemeği kaçırmayı istemem. " Yan gözle çocuğa baktım ve Anka'nın elini tutup sürüklemeye başladım. Allah'ım lütfen yerin dibine gireyim. Lütfen! Bu bir rüya olsun veya araba filan çarpabilir. Film izlemeye bir son vermeliyim. Ve dramatikleştirmeye. Ve romantikleştirmeye. Ve umut vermeye. Her haltına bir son vermelisin dostum. O değil de ben bayağı olaya kendimi kaptırdım. Kaç dakikadır yürüyoruz hala kızın elini tutuyorum. Ellerim terledim. Neyse fark etmemiş gibi yapayım. Yoksa tuhaf bir ortam olacak. Peki çok güzel bir soru geliyor şimdi... Burası neresi lan!? Hangi sokağa saptım ben? Hadi yanlış yere girdim, bu kız niye beni uyarmıyor? Kız ölmüş olmasın? Yürüyor... Her yürüyen yaşar mı? Lan ne edebiyat yapıyosun!? Ölmedi işte ölse yere düşerdi. Nefes alamazdı. Birden geriye doğru bir kuvvetle durdum. Hay ben şom ağzıma tüküreyim. "Anka! " Yere düşen Anka'nın yanına çöktüm ve nabzını bulmaya çalıştım. Oh hala atıyor. Ölmemiş. Dur lan bu niye düştü o zaman!? "Anka! Anka lan uyan! Yahu niye düştün yere!? " Ne yapmam gerekiyor bilmiyorum ben! Ambulansı mı arasam? Bu da niye düşüyorsa!? Mal mısın be!? Birkaç defa daha ismini seslendim ve yüzüne tokat attım. Uyanmayınca ambulansı aradım ve haritadan nerede olduğumuza bakıp yol tarifi ettim. Artık ne kadar becerdiysem. Anka'yı kaldırmaya çalıştım ama pek ise yaradığı söylenemez. Güçsüzsün çünkü. Çelimsiz. Gömdüğün için sağol. Baş ucuna gittim ve kafasını bacağıma koydum. Hayır yani niye bayılıyorsun? Ben yerin dibine girmek istedim, araba çarpmasını istedim, sen ne alaka!? Sıranı bekleseydin keşke. Ailesine haber vermem gerektiği aklıma gelince Mert'in aradım. Cevap vermeyince sms attım. Ambulans 15 dakika sonra gelmişti. Anka'yı sedyeye yerleştirdiler ve ambulansa götürdüler. Bende yanında yakını olarak gittim. Umarım ölmemiştir. Hayır yani yere düşmesi gerekirdi dedikten sonra niye düşüp beni korkutuyorsun? Manyak! ~~~~~~~~~~~
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE