Sözleri sinirimi yatıştırmıştı, kendine zarar vermeye kalkmamıştı... Ama ya ona bir şey olsaydı? Bu düşünce beni kahrediyordu. O soğuk, sarsılmaz ve umursamaz karakterinin altında yatan; alıngan, saf ve masum kızı tüm çıplaklığıyla görebiliyordum. “Beni korkutma.” Sesim acı çeker gibi çıkmıştı. Acı çekiyordum çünkü onu kaybetme korkusu göğsümün ortasına öyle bir oturdu ki kendimden geçer vaziyete geldim. Kendimden geçerdim de ondan vazgeçmezdim. “Yaklaş.” Ona itiraz etmedim, ellerimi yastığın iki yanına koyarak yüzüne doğru eğildim. Elini enseme attı, saç tutamlarımı okşadı. Beklemediğim bir şekilde dudakları dudağımın üzerinde kısa bir hüküm sürdü. Tüm iİliklerime kadar titrediğimi hissetmiştim. Tanrım... Dudakları cennetten düşmüş bir yasak elmaydı. Soluksuz bir şekilde kasılan

