Hayat benim gözümde her daim ikiye ayrılmıştı. Cellatlar ve kurbanlar. Akif Han benim celladımdı ancak kurbanımda olabilirdi, bilmiyorum. Değişen ve aynı kalmayan çok şey vardı şu zamanda. Mesela ben, değişmiştim. Aynı değildim. Eskisi gibi suskundum belki ama önceden suskunluğumu güçsüzlüğüme bağlarlarken şimdi güçlü oluşuma yorumluyordum. Akif Han ile güçleniyordum. Neden? Çünkü sakinken insanı bitiren ölümcül vuruşlar yapabiliyordum. Konuşurken önemli olan, çok konuşmak değil öz konuşmaktı. Mühim olan son noktayı koymaktı. Bu ise bende fazlasıyla mevcuttu. Akif Han, içime dolu dolu enjekte ettiği alazlarıyla bedenimde hüküm sürüyor, ruhumu kafesliyordu. Onun gözlerine bakarken kendimi mezarda hissederdim. Çünkü onun yanındayken ölüm bile güzeldi. Eve döndükten sonra hepimiz hav

