Selamünaleyküm
BAŞLAMA SAATİNİZİ YAZAR MISINIZ?
SORU?Memleket plakalarını alalım?
İyi okumalar.
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Elimde sıktığım çantam ile her zaman oturduğum Boran'ın ailesinden en uzak köşedeki sandalyeye geçtim.
Boran'ın vurulmasının üzerinden dört gün geçmişti. İlk iki gün hafta sonu olduğu için hastanede dururken iki gündür dersim olduğu için ders saatlerinde gidip dersim biter bitmez de tekrardan hastaneye gelip kimsenin gözüne batmamak için en uzak köşede oturup bekliyordum.
Melis hariç babam tüm ekibi toplayıp dört gündür o adamları arıyorlardı. Bundan dolayı da dört gündür ne babamı görüyordum ne de ekipten birini.
Gözlerim ameliyathanenin yan tarafinda olan sandalyelere kaydığında Boran'ın annesi ve Melis yan yana oturmuş bana bakıyorlardı. Kadın ile göz göze gelmemiz ile yutkunmuş sonra da hemen gözlerimi ondan çekmiştim.
Bu sefer ayakta dikelen Barın ve Baran'a döndüm. İkisi de sırtlarını duvara yaslamış yere bakıyorlardı. Baran'ı o gün sorduğu soruya cevap vermemek için kıvranırken babamın ve ekibinin hastaneden çıkması ile kıvranmam da son bulmuş ve hızla yanından uzaklaşmıştım.
Babama yanıma gelen adamdan bahsettiğim de korku ile bana bakmış sonra da beni içeriye postalamıştı. Sonradan konuşurken duyduğuma göre güvenlik kayıtları silindiği için yanıma gelen adamın kim olduğu belirsizdi.
Nasıl bir işin içindeysek artık her şey ince elenip sık dokunuyordu. Attıkları her adımı temkinli atıyorlar ve arkalarından iz dahi bırakmıyorlardı.Dört gündür de asıl vurulmak istenen kişi ben olduğum için polis koruması ile okula gidip geliyordum.
Gözlerim kolidorun sonuna takıldığında Can üstünde ki beyaz önlük ve boynunda ki stetoskop ile bana doğru geliyordu. Onun bana yaklaşması ile ayağa kalkmış ve sarılmak için beklemiştim. Can yanına gelir gelmez beni kendine çekip sıkıca sarılmıştı.
"Yine mi geldin güzelim?Git dinlen biraz diyorum gitmiyorsun. Bir şey olursa sana haber de vereceğiz neyin inadı bu Başak,"diye homurdandı.
"Gidersem aklım yine burada olacak Can. Ona bir şey olacak diye korkuyorum. Benim yüzümden vuruldu.Baksana ailesine perişan oldular,"diye mırıldanıp akan bir kaç damla yaşı hızla sildim.
"Dört gündür herkes senden dolayı olmadığını söylese de sen inatla benim yüzümden diyorsun. Bundan dolayı da artık bir şey demeyeceğim,"dedikten sonra benden ayrılmış ve beni tekrardan sandalyeye oturttmuştu.
Saçlarımın üstünü öpüp geri çekilmişti. "Benim girmem gereken ameliyatım var şimdi. Sana bakmak için gelmiştim. Birazdan bir şeyler ye olur mu?Adam akıllı bir şeyler yemiyorsun tekrardan serum takmak zorunda kalmayalım,"dedikten sonra benden de onayı alıp gitmişti.
Gözlerimi kapatıp kafamı arkamda ki duvara yasladım. Sıkıntı ile nefes alıp verirken çalan telefon sesi ile gözlerimi açıp kafamı duvardan çekmeden cebimde ki telefonu çıkarttım. Tam çağrıyı cevaplayacaktım ki buraya doğru hızla ilerleyen doktoru ve hemşireleri görmem ile telefonu susturup cebime koydum.
Doktorun yoğun bakıma girmesi ile herkes gibi ben de ayağa kalkıp korku ile yoğun bakım ünitesinin olduğu yere ilerledim. Boran'ın ailesi camın önüne telaşla içeriye bakarken onlardan uzakta ben de içeride yatan Boran'a bakıyordum.
Korku ile elim ayağım titrerken elimle ceketimi sıktım. Umarım kötü bir şey olmuyordur.
Biz içeriye bakmaya devam ederken hemşirelerden biri camda ki perdeyi indirmiş ve içeriği görmemizi engellemişti.
Boran'ın annesinin ağlayışları kulaklarıma dolarken ağlamamak için kendimi sıkarken bir yandan da dudaklarımı ısırıp duruyordum.
Herkes içeriden gelecek bir haberi bekliyorken yoğun bakımın kapısı açılması ve gülümseyerek Boran'ın doktorunun çıkması bir oldu.
Hepimiz doktorun önünü sararken konuşmasını heyecanla bekliyorduk.
"Öncelikle geçmiş olsun. Boran yine inatçı çıktı. Her seferinde bizi korkutuyor."demiş ve gülümsemişti. Bu da demek oluyor ki Boran bir çok kez vurulmuştu. "Tüm tetkikleri yaptık. Birazdan normal odaya alınacak. Tekrardan kontroller yapılacak ama şu anlık hiç bir sorun yok. Kurşun sırtına saplandığı için uzun süre sırt üstü yatamayacak ya da iyileşene kadar yerinden kalkmayacak. Bu inatçı adamı nasıl durdururuz bilmiyorum ama iyileşene kadar yatması gerekiyor."diye uzunca konuştu.
Tam yanımızdan gidecekken tekrardan bize dönmüştü.
"Bu arada söz verdin diye bir şeyler mırıldanıyordu. Belki bilmek istersiniz diye söylemek istedim,"dedikten sonra yanımızdan ayrılmıştı.
Herkesin yüzü gülerken benim de yüzümde istemsizce gülümseme oluşmuştu. Delirmişti kesinlikle bu adam,hala daha sözden bahsediyordu.
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Boran'ın normal odaya alınmasının üzerinden bir saat geçmişti ve bu bir saatte uyandığı için herkes odaya girmişti. Ekip de Boran'ın uyandığını duyar duymaz hastaneye gelmiş ve odaya doluşmuşlardı bile. Gözlerim babamı aradığında ise ekipten biri babamın işinin olduğunu daha sonra geleceğini söylemişti.
Oturduğum yerde kıpırdanıp dururken kapı sesi gelmesi ile hızla kafamı kaldırıp çıkan kişiye baktım. Baran yüzünde ki gülümseme ile dışarıya çıkıp yanıma geldi.
"Sen niye buradasın daha. Niye içeriye gelmedin,"diye çatık kaşlar ile sordu. "Bilmem oda kalabalık zaten daha da kalabalık yapmak istemedim,"diye mırıldandım.
"Saçmalama hadi yürü içeriye.Kesin talimat var içeriye gireceksin,"dedikten sonra kolumdan tuttuğu gibi ne olduğunu bile anlamadan ayağa kaldırmıştı beni.
"Kimin talimatı.""Kızım sen biraz saf mısın?Neyse ben senin gözlerini yakın zamanda açarım. Yoksa sen bu saflıkla iki adım gidemezsin,"dedikten sonra önünde durduğumuz kapıyı açıp beni de belimden içeriye iteklemişti.
Bir anda herkesin bakışlarını üstümde hissetiğim an utanırken yatakta yüz üstü kapıya doğru yatan Boran'a geçmiş olsun diye mırıldanıp daha fazla ortada durmamak için en köşeye geçip bekledim. Gözlerim yatakta sırtı açık yatan Boran'a kaydığında dikkatle inceledim.
Yarasının olduğu yer tamamen omuzdan başlanarak sarılmıştı. Gözlerim bu sefer sargıdan açık yerlere kaydığında hafif esmer teninde iricene görünen doğum lekesi de daha koyu renkteydi. Bu sefer gözlerim sol omuzunda ki yara izinde takılı kaldığında yutkunma gereği duymuştum.
Ne kadar zor işleri olduğu bir kez daha anlamış oldum. Polislerimiz ya da askerlerimiz her saniye ölüm ile burun buruna kalarak bu Vatanımızı da Milletimizi de canları uğruna koruyorlardı.
Omzumdan dürtülmem ile dürten kişiye döndüm.
"Abimi yedin bitirdin Başak. Hem kaynanan da burada ayıp denen bir şey var,"diye sessizce mırıldanıp gülmüştü. Gözlerim şaşkınlıktan kocaman açılırken Baran'ın omuzuna sertçe kendi omuzumu geçirdim.
"Ne kaynanası be. Vallahi o dilini kopartırım bana öyle imalar da bulunma,"diye sinirle homurdandım. Beni takmadan kafasını sallarken tekrardan omuzuna sertçe vurdum. Abi,kardeş manyaktı bunlar.
"Mert arabam nerede,"diye Boran'ın sesini duymam ile ona döndüm.
"Merkeze çekildi arabanız amirim.""Merkezden birini ara arabaya gitsin. Dikiz aynasına takılı küçük bir kamera var onu alsınlar."
Mert kafasını sallayıp cebinden çıkarttığı telefon ile birini arayıp kulağına götürmüş ve cama doğru ilerlemişti.
Bir kaç dakikanın ardından çatık kaşlar ile Boran'a ilerlemişti.
"Ne oldu aldılar mı kamerayı.""Kamera yokmuş amirim. Arabanızın ön camı tamamı ile kırık bir halde bulmuşlar,"diye mırıldanması ile Boran küfürler yağdırırken refleks olarak yerinden kalkacakken hissetiği ağrıdan olacak ki inleyip geri yüz üstü yatmıştı.
Ailesi Boran'ın yanına giderken Barın da hemşireyi çağırmak için dışarıya çıkmıştı.
"Dalga mı geçiyorsunuz lan siz benimle?Adamlar ellerini kollarını sallayarak onlarca polisin olduğu binaya girip araba camı indiriyorlar kimsenin de ruhu duymuyor mu?"diye bağırması ile yerimde sıçrarken diğerleri de Boran'ı sakinleştirmeye çalışıyorlardı.
"Sikeyim böyle işi.Kameralara baktırın hemen. Pantolonumun cebinde de ses kayıt cihazı vardı onu getirin,"dedikten sonra dişlerini sıkıp derin nefesler almaya başlamıştı. Canı çok acıyor olmalıydı. Ekipten biri hızla odadan çıkarken daha kapıyı kapatmadan içeriye hemşire ve Boran ile ilgilene doktor girmişti.
Doktor Boran'ın yanına yaklaşıp sargıyı kaldırmış ve bir kaç şey yaptıktan sonra hemşireye bir şeyler söyledikten sonra Boran'a dönmüştü.
"Yeni ameliyattan çıktın Boran.Dikişlerini zorlarsan hastaneden çıkma süreni uzatmaktan çekinmem. En azından iki hafta yatmaya alışsan iyi edersin,"dedikten sonra Boran'ın söylemelerini umursamadan odadan çıkmıştı.
Doktorun ardından hemşirede çıkarken bu sefer de elinde ses kayıt cihazı ile Ekipten biri girdi.
"Şey amirim ses kayıt cihazı boş,"diye çekinerek konuştu. Boran'a baktığımda sinirle dişlerini sıktığını gördüm.
"Kafayı yiyeceğim lan. Nasıl bir boka girdik. Adamlar merkeze giriyor hastaneye giriyor ama herkes ayakta uyuyor,"diye söylendi.
"Bu olanları amire anlatın. Malum bir kaç gün yokum. Herşeyden haberim olacak ama duydunuz mu?"diye sıkıntı ile söylendi.
Doktor en az iki hafta diyordu bu manyak adam ise iki üç gün diyor. Asıl konu ise onlarca polisin bile içine girip kamerayı alan adamın yapacaklarını dahi düşünmek istemiyordum. Ya gerçekten de çok güçlü biriydi ya da arkasında olan kişilerden güç alıyordu.
Konuşulan konulardan sonra ekip ve Melis merkeze dönmek üzere gitmiş Boran'ın babası da eşini ve Baran'ı da alarak zorla kantine götürmüştü. Odada bir anda Baran ve ben kalmıştık. Baran ve Boran konuşurken neden hala burada olduğumu sorgulamayı bırakıp oturduğum yerden kalktım.
Benim gideceğimi anlayan Baran hızla ayağa kalkmıştı.
"Neyse abi ben restaurantta uğramam gerekiyordu. Sorun çıkmış,"dedikten sonra bana dönmüş ve konuşmasına devam etmişti.
"Başak sen de bizimkiler gelene kadar abime eşlik edersen sevinirim. Sonuçta yaralı bir ihtiyacı falan olur,"dedikten sonra benim hiç bir şey dememi beklemede hızla odadan çıkmıştı. Şaşkınlıkla ardından bakarken Boran'ın sesini duymam ile ona döndüm.
"Alışırsın Baran'ın bu hallerine yakında. Gel otur,"diyerek yanında duran sandalyeyi gösterdi.
Gitmek ile kalmak arasında kalırken en fazla ailesi gelene kadar beklememin zararı olmayacağı için yavaşça yanına yaklaşıp gösterdiği sandalyeye oturdum.
"Tekrardan geçmiş olsun Boran,"diye suçluluk ile konuştum. "Boşuna kendini suçlama. O gün her türlü vurulacaktım zaten ben. Oruspu çocuğu sadece seni öne sürerek göz korkutmaya çalıştı. Senin önüne geçmeseydim de zaten bu hastane yatağında olacaktım,"diye içimi rahatlatmak için konuştu. Bilmiyordu ki içimi rahatlatmak yerine daha da huzursuz ettiğini.
"O adam daha da ileriye gider mi?"diye korka korka sordum.
"Düşünme şimdi bunları. Zaten şu yataktan kalktığım an o piçle uğraşacağım bari şu an onu konuşmayalım,"dedikten sonra kucağımda olan elimi tutmuş ve yatağın üstüne kendi eliyle birlikte koymuştu.
Şaşkınlıkla ellerimize bakarken elimi çekmek için de hiç bir çabaya girmiyordum.
"Sözünü tutacaksın değil mi?Bize bir şans vereceksin,"dedi. Ufak bir yutkunmanın ardından kafamı evet anlamında salladım.
"Vereceğim ama sadece arkadaş olmamız için. Seni tanımak için. Altından başka bir sonuç çıkartma lütfen,"diye mırıldanıp elimi çekmek istediğimde elimi daha da sıkı tutmuş ve çekmemi engellemişti.
"Acelem yok Başak. Yavaş yavaş içine işleyeceğim. Önce aklına gireceğim sonra da kalbine. Nasıl olduğunu anlamadan beni seveceksin. Bunun içinde arkadaş olacaksak olalım benim için sıkıntı yok ama şunu da unutma ben çok kıskanç bir arkadaşım,"dedikten sonra elimi dudaklarına götürüp tüy kadar hafif bir öpücük kondurmuştu. Yaptıklarını gözümü kırpmadan izlerken bir anda odanın kapısının açılması ile hızla oraya döndüm.
Kapıda gördüğüm kişiler ile Boran'ın elinden elimi çekmiş ve hızla ayağa kalkmıştım. Yüzümün yavaş yavaş kızardığını hissederken yakalanmanın verdiği his ile hızla atan kalbimi de sakinleştirmeye çalışıyordum.
Sanırım rezil olmuştum.
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Evet bölüm hakkında ki yorumlarınızı alayım.
Sizce Boran'ın ailesinin Başak'a karşı tutumu nasıl olacak.
O adam fazlası ile tehlikeli gibi. Sizce daha ne kadar ileri gidebilir?
Boran'ın sözlerini nasıl buldunuz?
ikiliyi basan kişiler kimler sizce?
Allah yüreğimize,Yüreği ile gelenleri nasip etsin.
Kendinize çok iyi bakın.Görüşmek üzere.