12.BÖLÜM

1359 Kelimeler
  Selamünaleyküm BAŞLAMA SAATİNİZİ YAZAR MISINIZ? SORU?Kaç yaşındasınız?   Bol bol YORUM yapmayı ve BEĞENMEYİ unutmayın lütfen.  İyi okumalar.  •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••Uzun kolidor boyunca ileri geri hiç durmadan yürürken bir yandan da ellerimi sıkıyordum.  Hastaneye gelir gelmez Boran'ı ameliyata almışlardı ve daha yeni girmesine rağmen korkudan gözümün kararıp durmasına rağmen yürümeye de devam ediyordum.  Tam ameliyat kapısına varmıştım ki gelen sesler ile arkamı dönmüş ve kolidorun başına bakmıştım.  Önde babam olmak üzere tüm ekip koşar adımlar ile buraya gelmeye devam ederken içimde ki korku daha da büyümüştü.  Babam hızla yanıma geldiğinde bedenimi kolları arasına almış ve kafamı da göğüsüne yaslamıştı.  Geldiğimden beri duran yaşlarım tekrar akmaya başlamış ve sarsıla sarsıla ağlamaya başlamıştım.  Babamın ellerini saçlarımda hissetiğimde göğüsüne daha çok sığınmış ve kendimi sakinleştirmeye çalışmıştım.  "Güzel kızım sakin ol. Boran'ı kaç kere bu kapıdan sapa sağlam çıkardık biz. Bu sefer de çıkaracağız,"diye ne kadar nasıl bu duruma geldiğimizi merak etsede şuan hiç birini umursamadan beni teselli etmeye çalışıyordu.  Uzun sürenin sonucunda ağlamalarım dindikten sonra beni bir köşeye oturtmuş ve ameliyat kapısının önünde dolu gözler ile bekleyen Melis'in yanına gitmişti.  Gözlerim kolidorun başında koşturarak gelen kişilere takıldığında başta Baran ve Barın gelirken onların arkasında ise ağlayarak gelen çifte baktım. Büyük ihtimalle gelenler Boran'ın anne ve babasıydı.  Onların perişan halini gördüğünde tekrardan gözlerim dolarken kendimi suçlamaktan da geri durmuyordum. Melis gelen ailesini gördükten sonra geldiğinden beri kendini sıkarken babası'nın kolları arasına girdiği gibi hıçkırarak ağlarken ben de kendimi tutamayıp ağlamaya başlamıştım.  Biri çıkıp bir şey desin artık. Yoksa kafayı yiyecektim. Yanıma gelen babam boş olan tarafa oturup bana doğru döndü.  "Başak'ım ne olduğunu anlat hadi.Okulun ve çevresinde ki tüm kameralar devre dışı bırakılmış. Şuan hiç bir şeyi bilmiyoruz sen neler olduğunu anlat hadi kızım,"diye korkutmamak için ılımlı sesi ile konuştu.  "Ben bilmiyorum baba. Boran geldi arabayla. Üstü başı toz toprak içindeydi. Berbat haldeydi baba,"diye titreyen sesim ile konuştum.  "Sonra ne oldu birtanem.""Koşarak yanıma geldi. Birden bana sarıldı sonra da yere yığıldı. Okulun karşısında ki binada bir adam vardı. Siyah giyinimli kafasında da siyah bir şapka olan bir keskin nişancı vardı. Yüzü görünmüyordu. Göz göze gelince de dalga geçer gibi selam verip gitti,"diye Titreyen sesim ile olanları anlattım.  "Baba.""Söyle kızım.""Hedef Boran değildi. Bendim. Boran önüme geçmeseydi belkide şuan bu kapıda beni bekliyor olurdun,"diye mırıldanıp dolan gözlerimden tekrardan yaşlar akmaya başladı.  Babam kızarmış gözlerini kapattıktan sonra kafasını sertçe arkasında ki duvara vurup o şekilde bekledi.  Babam bir çok kez bu kapıda beklemişti. Sağ salim çıkanda olmuştu şehit düşenlerde olmuştu.Bir çok kez babamı bu sandalyelerde beklemiştim. Ama hiç bir zaman ekibinden yaralan kişileri burada beklememiştim. Hep evde Berk ile birlikte içimiz içimizi yiye yiye bir haber beklememiştik.  Düşüncelerimden ayıran gürültü sesleri olurken yanımdan kalkan babam ile kafamı kaldırıp ameliyattan çıkan doktora baktım.  Boran'ın ailesi başta olmak üzere herkes doktorun başına toplanırken titreyen bacaklarım ile ben de ayağa kalkıp en arkada doktoru dinlemeye başladım. "Kurşun iki kaburga kemiğinin arasına denk gelmiş. Omurgaya ya da kemiklere denk gelseydi büyük ihtimal ile kemikleri parçalanır ya da omurgaya gelme durumunda felç kalmaya kadar gidebilirdi. Şu anlık hastanın durumu stabil. Bu ne kadar sizi tatmin etmiyecekse de en kötü ihtimaller ortadan kalktığı içinde sevinmelisiniz,"dedikten sonra da babama doğru dönmüştü.  "Hastanın vücudundan çıkarttığımız mermi ile ilk defa karşılaşıyoruz açıkçası,"dedikten sonra elinde ince şeffaf poşetin içinde ki mermiyi babama gösterdi.  Babam mermiyi aldıktan sonra arkasında duran adama döndü.  "Ali,"dedikten sonra mermiyi adama verdi. Ali mermiyi inceledikten sonra babama döndü.  "CheyTac Intervention 408 amirim. Amerikan malı keskin nişancı tüfeği. Türk ordusunda bordo bereliler tarafından kullanılıyor. İki bin beş yüz metreye kadar maksimum hedefi tutturma potansiyeline sahip. Dünyanın en iyi sniper tüfeklerinden biridir,"diye konuştu. Bu kadar bilgiyi sadece mermiye bakarak anlamasına şaşırsam da silahlar hakkında bir çok şey bildiğini de kanıtlamıştı.  Şaşkınlıkla Ali'yi dinleyen doktor konuşmanın bitmesi ile Boran'ın ailesine dönmüştü. "Dediğim gibi durumu stabil. Kurşunu çıkartırken iki kaburganın arasında olması bizi fazlasıyla zorlarken hastanında fazlası ile kan kaybetmesine sebep oldu. Kırk sekiz saat gözetim altında tutacağız,"dedikten sonra kafasında ki boneyi çıkarttıktan sonra yanımızdan yavaşça uzaklaşmıştı.  Boran'ın annesi duydukları ile fenalaşması ile herkes kendine gelip hızlıca kadına yardım etmeye çalışmıştı.  Sanki nefesim kesiliyormuş gibi hissederken daha fazla dayanamayıp sarsak adımlar ile hastaneden çıkmıştım. Bahçede olan banklardan birine sertçe oturdum.  Neden bir insan yeni tanıdığı biri için ölümü göze alırdı ki. O önüme geçmeseydi de ben orada yatsaydım keşke. En azından içimde ki bu vicdan azabı ve sızı olmazdı.  Ailesi perişan olmuştu. Beni kurtarmak için orada yattığını bilseler ne yaparlardı acaba. Sıkıntı ile derin bir nefes alıp yanağımda ki ıslaklıkları sildim.  "Merhaba Başak," duyduğum yabancı ses ile kaşlarım çatılırken sesin geldiği yere döndüm. Yan tarafıma oturan tamamı ile siyah giyinen ve kafasında şapkası olan adamı görmem ile biraz yana kaymış ve bana bakmayan adama şüphe ile bakmıştım.  "Adımı nereden biliyorsun ve sen kimsin,"diye sertçe konuştum. "Benim kim olduğumu boşver. Yakında öğrenirsin zaten. Yanına gelmemin tek sebebi seni biraz huzursuz etmekti ama olmadı gibi,"diye yalandan üzülmüş sesi ile konuştuktan sonra ayağa kalkmış yan bir şekilde bana döndükten sonra görünen dudaklarında çirkin bir tebessüm oluşurken elini şapkasının önüne koyarak asker selamı verdikten sonra yanımdan seri hareketler ile uzaklaşmıştı.  Yaşadığım şokun etkisinden çıkar çıkmaz hızla ayağa kalkmış ve koşarak adamın peşinden ilerlemeye başlamıştım.  "Dur."diye defalarca bağırsam da durmamış ve siyah arabaya binmişti. Arabaya doğru koşarken çalışan arabanın üstüme doğru sürülmesi ile hızla kendimi kenara atmıştım.  Manyaktı bu adam. Şimdi daha da emin olmuştum ki Boran'ın bu halde olmasında bir payı vardı.  Yerde olan bedenimi umursamadan olduğum yerde oturmaya devam ederken kollarımdan tutulup kaldırılmam ile kaldıran kişiye döndüm.  Baran korkulu gözler ile bedenimi süzdükten sonra kolumdan tutup banklardan birine ilerlemişti.  Banka önce beni oturtmuş sonra da kendisi oturmuştu. "İyi misin? Az kalsın araba sana çarpacaktı. Biraz daha dikkatli ol,"dedikten sonra hasar tespiti yaparcasına yüzümü inceledi.  "İyiyim. Dalgındım,"diye mırıldanıp önüme döndüm. Abisinin benim yüzümden orada olduğunu biliyormuydu acaba.  "Boran benim yüzümden orada yatıyor,"diye mırıldandım.  Derin bir nefes çektikten sonra sırtını banka yasladı. "Kendini boşuna suçlama Başak. Abim polis. Bir çok kez yaralandı bir çok kez başkalarını hayatını kurtarmak uğruna o sedyede yattı. Suçlu tek kişi o da abimle uğraşan oruspu çocuğu,"diye dişlerinin arasından konuştu.  Hava kararmaya yüz tutmasına rağmen ne o yerinden kalkmıştı ne de ben. İkimizde önümüze bakıyorduk. İkimizde sessizdik şimdiye kadar.  "Abim ile sevgili misiniz?" "Hayır,"diye mırıldandım.  "Peki aranızda bir şeyler olacak mı?"diye sordu.  Gözlerimi sıkıca kapatıp bacaklarımı göğüslerime çektim.  Aramızda bir şeyler olacak mıydı? •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••Evet bölüm hakkında ki yorumlarınızı alayım. Sizce Başak Baran'a ne cevap verecek? Başak kendini suçluyor. Sizce kendini suçlamakta haklı mı? Boran da kalıcı bir hasar olur mu sizce? Başak ile konuşan adam planı yapan adam mı yoksa Boran'ı vuran adam mı? Ölümü yattığın zaman yastığının altında,kalktığın zaman burnunun ucunda bil. (HZ. ÖMER) Kendinize çok iyi bakın.Görüşmek üzere. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE