Selamünaleyküm
BAŞLAMA SAATİNİZİ YAZAR MISINIZ?
SORU?Bu hayatta hayalini kurduğunuz en önemli şey?
Bol bol YORUM yapmayı ve BEĞENMEYİ unutmayın lütfen.
İyi okumalar.
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
BORAN:
İçeriden gelen 'gel'sesi ile önünde durduğum kapıyı açıp içeriye girdim.
"Beni çağırmışsınız amirim,"diyerek direk söze girdim.
"Gel Boran otur,"dedikten sonra karşısında olan tekli koltukları gösterdi. Her zaman ki gibi masanın üstünde ki çerçeveyi görecek şekilde duran koltuğa oturup gözlerimi çerçevenin içinde ki resimde gezdirdim.
"İki haftadır şerefsizin peşinde mahfoldun. Eve git dinlen.Boşuna da itiraz etme. Zaten yarın yine burdasın,"diyip arkasına yaslandı.
İki hafta boyunca piç bir herifin peşinde koşup durmuştuk. Sözde ünlü bir iş adamı diye tanınıyordu ama adamın yaptığı tek temiz işi yoktu. Uyuşturucu kaçakçılığı,fuhuş,sahte belge hazırlamaya kadar bir sürü kirli işi vardı.
İki haftadır bu adamla uğraşmanın sonucunda yakalamış ve savcılığa sevk etmiştik. Her ne kadar tutuklanacağına eminken hiç beklemediğimiz bir şey olmuş ve adam tutuksuz yargılanmıştı. Hepimiz emindik ki bu piçi koruyan üst makamlardan biri vardı.
"Dediğiniz gibi olsun amirim. Şimdi eve gideceğim ama yarın geldiğimde o adamın başını ezmek için elimden geleni de yapacağım,"diye sinirle homurdandım.
"Bundan hiç şüphem yok Boran. Hadi git dinlen biraz. Gözlerin kıp kırmızı olmuş,"dedikten sonra elinde ki dosya döndü.
Ben de son kez masanın üstünde ki fotoğrafa bakıp ayağa kalktım.
"İyi günler amirim,"diyip odadan çıktım.
Kafamı kaldırdığımda herkes yorgunlukla sandalyelerde otururken Melis de bilgisayar başında birşeyler ile uğraşıyordu.
"Ben çıkıyorum. Bir şey olursa arayın."dedikten sonra soru sormalarına izin vermeden sandalyenin arkasına asılı ceketimi de alıp merkezden çıktım.
Kapının önünde duran arabama binip ceketimi yan tarafa fırlattım. Yorgunlukla kafamı arkaya yaslayıp gözlerimi kapattım.
Yorulmuştum. Belki o piçi içeriye soksaydık bu yorgunluğum tatlı bir sızı olacaktı ama o kadar çabaya rağmen pişkin pişkin suratıma bakarak adliyeden çıkması beni daha da yormuştu.
Cebimde duran telefonun zil sesi kulaklarımı doldururken ağır hareketlerle cebimden çıkartıp kimin aradığına dahi bakmadan açtım.
"Efendim,""Nasılsınız Başkomiserim,"diyen sinir bozucu sesi duymam ile kapalı gözlerimi sinirle açtım.
"Ne istiyorsun lan oruspu çocuğu,"diye sinirle bağırdım.
"Neden bu kadar sinirlendin ki Başkomiserim. Yoksa beni içeri tıkamdığın için mi bu sinir,"deyip sinir bozucu bir şekilde kahkaha attı.
"Elinde sonunda seni o dört duvara sokacağım piç. O kandırdığın çocuklar ve zorla fuhuşa zorladığın o genç kızlar için seni yalvartacağım evliyatını siktiğim,"diye bağırıp elimi sinirle direksiyona geçirdim.
"Bana boş atacağına sus da dinle. Sana atacağım konuma gel istersen. Ama yalnız gel."
"Başka isteğin var mı puşt?""Tek gelsen yeter. Ha ben gelmem diyorsan da Başak ile ilgili planlarımdan sana bahsetmem,"demesi ile tüm vücudumun kasılması bir oldu.
"Neyse bu kadar konuşma yeter. Yarım saat içinde atacağım konuma gel. Merak etme seni öldürmek gibi bir planım yok şimdilik,"dedikten sonra kahkaha atıp telefonu kapattı.
Sinirle defalarca direksiyonu yumruklarken telefonuma gelen bildirim sesi ile kendimi toparlayıp telefonu attığım yerden alıp gelen bildirime baktım.
Oruspu çocuğunun attığı konuma baktığımda ormanlık alanı gösterdiğini görmem ile telefonu yan tarafa atıp torpido gözünden minik kamerayı ve ses kaydedici aldım.
Minik kamerayı hızlıca dikiz aynasına dışarıyı net görecek şekilde yerleştirip ses kaydedici de cebime attım.
Daha fazla zaman kaybetmemek için arabayı hızla merkezden çıkartmış ve gönderdiği adrese sürmeye başlamıştım.
Zorladığım ibre ile birlikte kısa sürede dediği adrese gelmiştim. Toprak yola girmem ile dikiz aynasında duran kamerayı önce çalıştırmış sonra da cebimde ki ses kaydediciyi açmıştım.
Kısa bir süre sonra beşe yakın arabayı görmem ile ilerlemeye devam etmiş ve ayakta dikilen adamın önüne kadar sürdüm.
Eli arkasında sırıtarak bana bakarken arkasında ve çevresinde onlarca adam ile beni bekliyordu puşt.
Sertçe arabanın kapısını açtıktan sonra seri hareketler ile arabadan inip sağlam adımlar ile arabanın önüne ilerleyip kalçamı da kaputa yasladım.
Tek amacım ondan asla korkmadığımı gözüne sokmaktı.
"Bu ne rahatlık başkomiserim.Şuan seni gebertip bir yere atabilirim biliyorsun değil mi?"
"Sence bu ne kadar umrumda. Sen ne yaparsan yap seni dört duvar arasına sokmadan ölmeyeceğim. Bu da şeref ve namus sözüm olsun,"dedikten sonra kızaran suratına keyifle baktım.
"Doğru sonuçta korksan neden bu işi yapasın değil mi?"
"Hayret,kafan basıyor bazı şeylere,"diye alayla konuştum.
"Sen korkmuyor olabilirsin ama toplam kırk dakika sonra dersten çıkacak olan Başak öğretmen korkuyor olabilir,"sinirle yumruğumu sıkıp bir dakika bile düşünmeden yerimden doğrulup atik bir hamle ile yumruğumu sertçe yüzüne geçirmem ile arkasında ki adamlar silahlarını üstüme doğrultması ve yanında ki adamlarınd kolllarımdan tutarak sertçe yere fırlatması bir olmuştu.
"Evliyatını sikeceğim senin puşt. Yalvaracaksın bana seni öldürmem için,"diye bağırıp üstüme çullanan adamlardan kurtulmaya çalıştım.
"Senin yerinde olsam benimle pek uğraşmazdım. Çünkü otuz sekiz dakika sonra Başak öğretmen dersten çıkacak ve okulun karşısında ki binaya yerleştirdiğim keskin nişancı onu tam kalbinden vuracak.Ama yetişirse belki o değil de sen vurulursun,"diyerek pişkince gülerek arabasına binip uzaklaştı.
Yaşadığım şoktan çıkıp üstüme çullanan piçleri üstümden savurup hızla ayağa kalktım.
Bir saniye bile düşünmeden arabaya binip hızla sürmeye başladım. Toprak yoldan çıktığım an ibreyi zorlayabildiğim kadar zorlarken tek istediğim Başak'ın okuldan çıkmamasıydı.
Bir yandan yola bakarken diğer yandan da elime aldığım telefon ile Başak'ı aramaya başladım. Başak'ı kaçıncı aramam olduğunu dahi bilmiyordum.Telefonu çalıyordu ama açan yoktu. Gözlerim saate iliştiğinde sinirle telefonu koltuğa fırlatıp kornaya basarak ilerlemeye devam ettim.
Gözlerim arabanın saatine tekrar çarptığında on dakika sonra çıkış zili çalacaktı. Umarım ki Başak okuldan çıkmazdı.
Lanet olasıca trafik çok kalabalıktı. Kaç arabayı solladım ya da ne kadar küfür yediğim bile umrumda değildi. Belki insan hayatını riske atıyordum ama buna da mecburdum.
Tekrar saate baktığımda çıkış zili çalalı beş dakika geçtiğini görmem ile gaza yüklenebildiğim kadar yüklendim.
Bunların tüm acısını o oruspu çocuğundan çıkartmadan gebermeyecektim.
Okulun binasını görmem ile karşısında ki binaya göz ucuyla baktığımda binanın en tepesinde keskin nişancıyı görmem ile adamın yalan söylemediğini bir kez daha anladım.
Arabayla hızla okulun içine girmem ile Başağın tam bahçenin ortasında biriyle konuştuğunu görmem ile arabayı önünde durdurup inmem bir oldu.
Başak'ın beni görmesi ile surat ifadesinin değişimine anbean şahit olurken durumumun ne derece kötü olduğunu bile umursamadan hızlı adımlar ile yanına ilerleyip vücudumu ona siper edercesine sıkıca sarıldım.
Ona sarıldığım an sıcak ellerini de sırtımda hissettiğim de sırtımda keskin bir acıyı da hissetmem bir oldu.
Sırtımda ki yanmayı umursamadan kafamı boynuna yaslayıp huzuru hissetmeye çalıştım. •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••BAŞAK:İçimde filizlenen korku ile ellerimi Boran'ın sırtında gezdirirken elime bulaşan ıslaklık ile gözlerim korku ile açılırken ıslaklık bulaşan ellimi Boran'ın omuzlarından yukarıya kaldırıp göz hizzama getirdim.
Elimde ki kırmızılık ile gözlerim dolarken umuyordum ki bu kırmızılık boyadan ibaret olmasıydı. Ellerim titrerken gözlerim karşı binaya takılırken kafasında siyah bir şapka elinde tüfek ile direk olarak bana bakan keskin nişancıyı görmem bir oldu. Göz göze gelmemiz ile elini alnına koymuş ve dalga geçer gibi asker selamı verdikten sonra geriye doğru giderek gözden kaybolmuştu.
Gözlerimden yaşlar akarken Boran'ın inlemesinin ardından üzerime verdiği ağırlık ile geriye doğru sendelenirken sertçe yere düşmem bir oldu. Boran'ın da bacaklarıma doğru düşmesi ile çığlık atmış ve hızla kolumda ki ceketi sırtına tutmaya başlamam aynı anda olmuştu. Gözlerim Alper'e değdiğinde şaşkınlıkla olduğumuz duruma bakarken okulda kalan öğretmenler ve öğrenciler de etrafımızda toplanmaya başlamıştı.
"Ambulansı arayın,"diye bağırdıktan sonra Boran'a döndüm.
"Boran," hıçkırıklarımın ardından zorla ismini söylediğimde kısık gözlerini açmış ve gülümseyerek yüzüme bakmaya başlamıştı. Manyaktı bu adam bu durumda bile gülümsüyordu.
"Ağlama. Akıtma göz yaşlarını boşuna,""Konuşma. Boşuna yoruyorsun kendini. Senin şuanda beni ağlatman değil yaptıklarınla beni sinir etmen gerekiyordu,"diye isyan edercesine konuştum.
"Ölmezsem bize bir şans vereceksin. Söz ver bana,"diye zorlukla kısık sesiyle konuştu.
"Böyle bir durumda bile neler diyorsun Boran Allah aşkına,"diye ufak bir tebessümle konuştum.
"Söz ver hadi. Ölürsem gözüm açık gider bak,"dedi. Dediğiyle daha çok ağlarken kafamı hızla aşağı yukarı salladım.
"Tamam söz veriyorum,"diye konuştuktan sonra dudağında ki ufak bir gülümseme ile gözlerini kapatmıştı.
Elimde ki ceketim kan içinde kaldığında daha da korkarken ona bir şey olmaması için dua etmeye başladım.
Büyük ihtimal ile Hedef bendim, vurulan oydu.

••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Evet bölüm hakkında ki yorumlarınızı alayım.
Sizce bu planı yapan kişi daha fazla bela olacak mı çiftimizin başına?
Boran ölürmü sizce?
Sizce Başak gerçekten de bir şans verir mi?
BİLDİRİ:
Eğer ertelediğin şey mutluluğun ise, kaybedeceğin şey,koca bir hayat olur. (DOSTOYEVSKİ)
Kendinize çok iyi bakın.Görüşmek üzere.