Selamünaleyküm
BAŞLAMA SAATİNİZİ YAZAR MISINIZ?
SORU? Tesadüflere inanır mısınız?
İyi okumalar.
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Gerinerek yataktan kalkıp sırtımı başlığa yaslayıp kendime gelmeyi bekledim. O olaylı günün ardından iki hafta geçmişti. Bu iki hafta da Boran'ı hiç bir şekilde görmemiştim. Bu içimde ufak da olsa bir merak uyandırırken merakımı giderecek hiç bir şey de yapamıyordum.
Beni en çok şaşırtan ise Can ve Gaye'nin evlenecek olmasıydı. Gaye,Can ile tartışmalarını ve Can'ın restini anlattığında uzun süre kendime gelememiştim. Ben bunlar daha sevgili olamıyor diye yakınırken bunlar o aşamaları atlayıp direk kız istemeye geçeceklerdi.
Can eve gelip kız istemeye gideceğiz diyince Babamdan okkalı bir küfür yemiş ondan sonra da bu işler böyle aceleye gelmez diyerek istemeyi üç hafta sonra yapacağımızı söylemişti. Şimdi ise istemeye bir hafta kalmıştı ve Gaye heyecandan ölecekti. Ne kadar saçma bir heyecan yaptığını söylesem de anlamamakta ısrarcıydı.
Daha fazla düşüncelere dalarsam geç kalacağımı bildiğim için hızla yataktan kalkmış ve lavaboya ilerlemiştim. Lavaboda ki işlerimi halledip dün akşamdan ayarladığım siyah dizlerimin çok az üstünde duran eteği giyip üstüme de kırmızı kayık yaka triko kazağımı giydikten sonra ince siyah külotlu çorapları da bacaklarıma geçirip saçlarımı tepeden sıkıca at kuyruğu yaptım.
Aynada ki görüntüm hoşuma giderken masamın üstünde ki saate gözüm takılması ile telaşla siyah deri ceketimi ve çanta mı da alıp hızla odadan çıktım. Koşarak aşağıya inip mutfağa girdim. Mutfakta annem dışında kimse yoktu.Annem de uykulu bir halde kahvaltı hazırlıyordu. Saat çok erken olmasına rağmen her zaman sabahın köründe kalkar ve bize kahvaltı hazırlardı. Bir gün bile bu durum değişmemişti.
"Günaydın annem.""Günaydın kızım. Hadi geç otur sen. Gelirler şimdi diğerleri de.""Hep birlikte otururuz anne,"dedikten sonra anneme baktım. Çatık kaşlar ile bana bakıp elinde duran yumurta tavasını masaya koydu.
"Otur Başak. Zaten mıy mıy yemek yiyorsun. Sonra da aç aç okula gidiyorsun,"diye beni azarlayıp kolumdan çektiği gibi masaya oturmuştu.
Ben de daha fazla kızdırmamak için bir kaç bir şey yememeye başladım.
Herkes teker teker gelirken kimseden çıt çıkmıyordu. Masaya oturan hızla yemeğe başlarken hepimizin yetişeceği yerleri olduğu için kahvaltılarımız aceleye geliyordu. Annem'in bakışlarını üstümde hissederken huzursuzca yerimde kıpırdandım.Dün akşam Sevin teyze aramıştı annemi. Onun annemi araması ile ben hızla odama kaçmıştım. Kesin sevgili muhabetti ile ilgili konuşmuştu ki annem bana dik dik bakıyordu. Hayır anlamıyorum üstünden iki hafta geçmiş unutulmuş gitmiş niye şimdi arayıp beni huzursuz edersin ki be kadın. Can'ın seslenmesi ile düşüncelerimi def edip ona döndüm.
"Daha doymadınız mı?Çıkalım hadi,"dedikten sonra Berk ve bana bakıp annemin yanağını öpüp mutfaktan çıkmıştı. Berk ve ben de oyalanmadan kalkmış bizimkilere veda edip mutfaktan çıkmıştık.
Ayakabılıktan çizmelerimi alıp hızla giymiş ve ceketimi de elime almıştım. Tam kapıdan çıkacakken Can topladığım saçlarımdan tutup beni durdurmuştu.
"Saçımı bozacaksın. Bırak,"diye cırlayıp sinirle ona döndüm. Beni hiç umursamamış ve ceketini giymişti.
"Sabah ayazı var. Ceketini giy. Zaten bünyen zayıf hasta olacaksın,"diyip ceketimi elimden alıp giydirmişti. Canım benim ya. Dayanamayıp yanaklarını sıkıp saçlarını karıştırdım.
Yaptığımla hızla bileklerimi tutup ittirmişti. "Lan. Kaç yaşına geldim çocuk gibi mıncırmayı bırakmadın beni. Rahat bırak lan yanaklarımı,"diyip dışarıya çıktı. Omuzlarımı umursamazca silkip Kolumun altına aldığım Berk ile birlikte dışarıya çıktım.
Berk kapının önünde bekleyen okul servisini görmesi ile hızla yanağımı öpüp koşar adım servise bindi. Ergen yanağımı yalamıştı bildigimiz. Huysuzca yanağımı silip bahçe kapısından çıkıp Can'ın arabasına ilerledim.
Can şoför koltuğunda yerini alırken yan tarafta ki koltukta da Gaye yerini almıştı. Sızlanarak arka tarafa geçip iki koltuğun arasına gelecek şekilde oturdum.
Kafamı öne uzatarak çatık kaşlar ile Gaye ye baktım. "Kızım sen gelin adayısın. Benim gözüme girmek için ön tarafı bana ayırman gerekiyor,"dedim.
"Adayı derken. Dilini kestirtme bana. Hem görümcem yok diye görümcelik mi yapmaya çalışıyorsun sen,"deyip güldü.
"Evet benden has gorümce mi bulacaksın?Yedirtmem bu çocuğu sana,"dedim.
Gaye tam bir şey söyleyecekken Can sinirle araya girdi.
"Başlayacağım sizin kavganıza ha. Susun lan,"diye bağırdığı an arabanın bir yere çarpması ile olduğum yerden öne kaydım. Emniyet kemeri takmayan aklımı seveyim.
"Sokacağım sizin kavganıza da görümceliğinize de.Bundan sonra ikiniz de öne oturmayacaksınız. Her sabah aynı kavga mı olur? İkinizden birini önde gördüğüm an arabadan atarım sizi,"diye arabadan inerken bağırdı.
Gaye ile birbirimize korku ile bakarken daha fazla beklemeden biz de aşağıya indik.
Arabanın önüne ilerlediğimizde yerde oturan erkek çocuğunu görmem ile korku ile yanına gittim.
Bir daha asla şoförün dikkatini dağıtacak hiç bir şey yapmayacaktım. Yerde oturan genç çocuk dizini ovuştururken Can da çocuğun yanına eğilmiş dizine bakıyordu.
Hızla ben de yanına gidip her zaman yanımda taşıdığım su şişesini çıkarıp çocuğa içmesi için yardım ettim.
Çocuk ufak bir tebessüm edip suyu elimden alıp içmişti.
"Telaşlanmayın lütfen. Araba yavaştı zaten. Ben de bir anlık dalgınlık ile yola atlamış bulundum.Gitsem iyi olacak"diye mırıldanıp yerden kalkmaya çalıştı.
Can hızla çocuğu tutup durdurdu. "Olmaz öyle şey. Dizin ağrıyormuş,"
"Ufak bir sızıydı sadece. Araba yavaştı zaten. Anlık bir acıydı. Şuan çok iyiyim. Yetişmem gereken bir dersim var."deyip bizim bir şey dememize izin vermeden yerden kalktı.
"Tekrardan özür dilerim dalgın olduğum için önünüze çıktım. Kusura bakmayın."demiş ve yanımızdan uzaklaşmıştı.
Az önce ne yaşamıştık biz ya.
Can sinirle bize bakıp arabaya ilerledi.Ben de daha fazla gözüne batmamak için usulca arabaya bindim.
Gaye ön kapıyı açmıştı ki Can sinirle ona bakıp konuştu. "Arkaya."diye homurdandıp Gaye'nin de arabaya binmesini sağladı.
Gaye ve ben suçlu edası ile dip dibe oturmuş çıt bile çıkarmıyorduk. Kısa süren yolculuktan sonra okulun önüne gelmiştik. Can'a bulaşmadan Gaye'nin yanaklarını öpüp çantamı da aldığım gibi arabadan indim. Benim inmem ile Can beklemden okulun bahçesinden çıkmıştı.
Daha fazla bahçeden dikelmemek adına Okul kapısına doğru ilerledim. Esen Rüzgardan dolayı eteğimin açılmaması için hafifçe tutup hızlı adımlar ile kapıdan içeriye girdim.
Öğretmenler odasına girdiğim an çalan zil ile seri adımlar ile dolabıma ilerledim. Dolabımdan on ikinci sınıflara ait olan kitabı çıkarırken içeride ki öğretmenler ile de kısa bir selamlaşma Faslı geçiriyordum.
Alttan çıkarttığım kitapla birlikte dolabımı kapatıp kilitledim. Çantamı ve kitabımı masaya bırakıp üzerimde ki deri ceketi çıkartıp askılığa asıp kitabı ve çanta mı da alıp odadan çıktım.Dört katlı ve oldukça büyük bir okuldu. Ders vereceğim sınıf da en son katta olunca merdivenleri çıkmak o kadar zor gelmişti ki anlatamam.
Tam adımımı merdivene atmıştım ki adımın seslenmesi ile adımımı geri çekip arkamı döndüm.
Şaşkınlıkla bana doğru gelen Alper beyi görünce istemsizce gerilmiştim.
"Merhaba Başak. Seni burda görmeyi beklemiyordum,"diye o da şaşkınlıkla konuştu.
"Merhaba Alper bey. Ben burada öğretmenlik yapıyorum. Asıl ben sizi burada görmeyi beklemiyordum,"dedim.
"Ben okulun bağışçılarındanım. Toplantı için geldim."diye kendini açıkladı. Saçma tesadüflerden biriydi işte.Koskoca İstanbul'da başka okul yoktu ve biz aynı okulda karşılaşmıştık.
"Ben tekrardan özür dilerim o gün için. Umarım sevgilin ile benim yüzümden kavga etmemişsinizdir,"diye mülayim bir şekilde konuştu.
İçim bu konunun açılması ile huzursuz olurken yalan söylemek istemesem de doğruyu söylediğim an benimle muhabbet kuracağını hissediyordum.
"Kendinizi suçlu hissetmeyi lütfen. Bilmiyordunuz. Sevgilim ile de bir sorun olmadı,"diyip kolumda ki saate baktım.
"Ben gitsem iyi olur. Derse geç kalıyorum."diyip iyi günler diledikten sonra hızla merdivenleri çıkmaya başladım.
Umarım bu konu bir daha açılmazdı. Yoksa yalanım ortaya çıkacaktı. Sınıfa ilerlerken bir yandan da Boran'a itina ile küfürleri mi sıralıyordum.
Kata çıktığımda kolidorun sonunda ki dersimin olduğu sınıfın kapısını açıp içeriye girdim.
Öğrenciler benim girdiğini görünce yerlerine oturmuş ve dikkatle beni incelemeye başlamışlardı. Bu sınıfa ilk dersimdi. İstemsizce gerilmiştim. Sonuçta ilk ögretmenliğim ve öğrencilerim ile güzel bir bağ kurmak istiyordum.
Öğretmen masasına ilerleyip kitabımı ve çantamı masaya koyup öğrencilerime döndüm.
"Günaydın gençler,"deyip elimi önümde birleştirdim.
Herkes günaydın derken baştan sona hepsini incelemeye başladım. Gözlerim bir kişide takılırken şaşkınlık ile çocuğa baka kaldım. Bu sabah çarptığımız çocuktu. Göz göze geldiğimizde özür diler gibi ufak bir tebessümle ona baktım.
O da kocaman gamzeleri ile gülümseyip önüne döndü.
Daha fazla incelenmeye maruz kalmamak için çektiğim sandalyeye oturup sınıf defterini önüme çektim. Yoklama aldıktan sonra tanışma faslına geçebilirdim.
Adını okuduğum burada deyip el kaldırırken sınıf neredeyse tam görünüyordu. Okulun ilk haftası olduğuna bunu bağlayıp yoklamayı almaya devam ettim.
Okuduğum isim ile şaşkınlık ile ağzım açılırken bu kadar da olmaz dememek için kendimi zor tuttum.
"Mir Barın Çevik,"deyip hızla kafamı kaldırıp burada diyen çocuğa baktım. Bu sabah çarptığımız çocuktu. Lütfen tahmin ettiğim şey olmasın artık. Belki soy adı benzerliği diye düşünürken isimlerin uyumluluğu sanki bu tezimi bertaraf etmek ister gibi bana sırıtıyordu. Boran,Baran ve Barın.
Bu kadar tesadüf fazlaydı ama. Böylesi kitaplarda ve dizilerde bile olmuyordu ki. Bu ne saçma bir işti. İçimden bir ses kaderin bir oyunu derken o sesi susturmak ister gibi kafamı hızla iki yana salladım. Umarım sadece soy adı benzerliğidir diye içimden geçirip yoklamayı almaya devam ettim.
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Okulun kapısından çıkarken elinde telefon ile uğraşarak yürüyen Barın'ı görmem ile içimde ki merak duygusuna dur diyemediğim için seri adımlar ile ona yetişip seslendim.
"Barın."Ona seslenmem ile telefonu bırakıp bana döndü. Yanağında ki koca çukurları göstererek gülümsedi.
"Efendim hocam.""Ben dizin nasıl oldu diye sormak için seslendim. Sabah olayın şoku ile bir şeyler söylememiştim,"dedim.
"Hiç bir sorun yok hocam. Dediğim gibi ufak bir çarpmaydı sadece."deyip bana ayak uydurarak yürümeye başladı.
"Adın çok güzelmiş. İlk defa bu ismi duyuyorum,"diye bir anda söyledim. Merakımı gidermem gerekiyordu."Teşekkür ederim hocam.Ben de pek karşılaşmıyorum bu isimle. Annem abimlerin ismi ile uyumlu olsun diye koymuş,"dedi.
"Abilerinin ismi ne ki?"diye sordum. Merak ediyordum Barın da Boran'ın kardeşimi diye.
"En büyük abimin ismi Harun Boran. Onun bir küçüğü de Ahmet Baran.İsimlerimiz uyumlu olsun diye annem bu şekilde koymuş."diye benim merakımı gidermek için uzunca konuştu. Bu kaderin bir oyunumuydu ki. Boran ile ilgili bu kadar tesadüf fazlaydı çünkü.
Barın'ın telefonu çalması ile bekletmeden açmış ve konuşmaya başlamıştı.
"Efendim Baran abi,"diyerek tefonu açmış ve kısa konuşmanın sonunda geliyorum diyip kapatmıştı.
"Ben gitsem iyi olur hocam. Size iyi günler,"dedikten sonra cevabımı da aldıktan sonra hızlıca okulun bahçesinden çıkmıştı.
Arkasından kısa bir süre baktıktan sonra yanımda duran beden ile kafamı yan tarafa çevirdim.
Alper bey ufak bir tebessümle bana bakıyordu. Huzursuzca yerimde kıpırdayıp gülümsedim. "Merhaba Başak. Buradan teyzemin yanına geçeceğim. İstersen seni de bırakabilirim,"diye hiç lafı uzatmadan konuştu.
Tam teklifini red edecekken bahçeye hızla giren arabanın yanımızda durması ile susup arabanın içindeki ne baktım. Camların siyah film olması içindekini görmemi engellerken kapısının açılması ve Boran'ın içinden çıkması bir oldu.
Şaşkınlıkla onun dağılmış ve bitik haline bakarken içim sızlamıştı. Saçları dağılmış. Üstü başı da tamamı ile toz toprak içinde seri adımlar ile bana geliyordu. Bana yaklaşınca gözlerininde kızardığını ğörmüştüm. Tam bu halinin ne olduğunu soracakken sert kolları ile bedenimi kendine çekip sıkıca sarılması bir oldu.
O kadar kötü görünüyordu ki iki yanımda duran kollarımı dayanamayıp yavaşça ben de bedenine doladım.
Ne olmuştu bu adama.
•••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••
Evet bölüm hakkında ki yorumlarınızı alayım.
Boran'a ne oldu sizce?
Sizce Başak'ın annesi sevgili olayını mı öğrendi?
Can'ın kızlara kızması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Alper'in Başak'ın etrafında olmasının sebebi ne. İlerde sorun yaşatır mı?
Barın hakkında ne düşünüyorsunuz?
Polis asker kadar disiplinli, hukukçu kadar hukuk adamı, bir anne kadar şefkatli olmalıdır.(Mustafa Kemal Atatürk)

Kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere.