9.BÖLÜM

1830 Kelimeler
Selamünaleyküm Başlama saatinizi yazar mısınız? SORU?Hayatta en nefret ettiğiniz şey? Bol bol YORUM yapmayı ve BEĞENMEYİ unutmayın lütfen. İyi okumalar. •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• "Boran,"diye dişlerimin ardından sinirle konuştum. Boran suratında duran sırıtma ile diğer masada duran sandalyeyi yanıma koyduktan sonra tereddüt dahi etmeden yanıma oturmuştu. Alper'e baktığımda şaşkınlık ile ikimize bakıyordu. "Merhaba ben Boran, Başak'ın sevgilisi."diye zaman kaybetmeden kendini tanıtmıştı. Sinirden elimi sıkıp masanın altından dizine sertçe vurdum. "Alper..."daha cümlemi bitirmeden Alper söze girmişti. "Kusura bakmayın. Teyzem'e sorduğumda sevgilisi yok demişti o yüzden konuşmak için ısrar etmiştim. Tekrardan kusura bakmayın."demiş ve ayağa kalktığı gibi hızlı adımlar ile masadan ayrılmıştı. Aniden gelişen olay sonucunda sinirden vücudum kasılırken sakin olmak adına kendimi rahatlatmaya çalıştım. Boran yanımdan kalkıp karşıma oturmuş ve arkasına yaslanarak bir tepki vermemi beklemişti. Sakinleşmek için dirseğimi masaya yaslamış ve anlımı da elime yaslamıştım.Sakinleşmem gerekiyordu ve karşımda tek kelime etmem için bekleyen adamdan hesap sormam gerekiyordu. "Neden?""Ne neden?""Lanet olasıca adam neden olup olmadık yerlerde karşıma çıkıyorsun. Düşünmeden yaptığın şeylerin nelere mahâl vereceğini düşünmüyor musun?Ne istiyorsun benden ya. Burada olduğumu nereden biliyordun. Yoksa beni mi takip ediyorsun?"diye çatık kaşlar ile sordum. "Seni takip etmiyorum. Burası da kardeşimin restaurantı. Sadece denk geldik."diye mırıldandı. Bu adamın kaç kardeşi vardı ya. Bir bitmedi kardeşleri. "Neden sürekli hayatıma bodoslama dalıyorsun ki. Ne istiyorsun onu da anlamıyorum. Kendine eğlence istiyorsan o eğlence ben değilim. Hayatımdan da benden de uzak dur lütfen,"diye sakin tutmaya çalıştığım sesim ile konuştum. "Tutamayacağım sözler vermem.Hayatından da uzak duramam,"diye keskin sesi ile konuştu. "Sebep?Derdin ne şöyle. Ne diye gelip kendini sevgilim olarak tanıtıyorsun. Belki o adam benim sevgilimdi,"diye sinirle konuştum. "Sevgilin olmadığını biliyorum.""Ne farkeder. İster sevgilim olsun ister olmasın. Bu senin benim işime karışacağın anlamına gelmiyor. Hayatıma bu kadar dahil olmamalısın,"diye konuşup bir kaç dakika soluklandıktan sonra tekrar konuşmaya başladım. "Açık açık konuşalım bence. Neden benimle uğraşıyorsun?"diye sakinlikle sordum.Çünkü artık sinirlerim fazlasıyla geriliyordu. Boran'a baktığımda kollarını masaya dayayarak keskin yüz hatları ile bana bakmaya başladı. "Tamam açık açık konuşalım. Ben yalanı dolabı sevmem. Neysem o. Seni izinsiz öpmem çok yanlıştı biliyorum ama pişman değilim. Sürekli karşına çıkıyorum çünkü burası senden ayrı kalamıyor,"demiş ve elini kalbinin üstüne koymuştu. Şaşkınlıkla ona bakarken böyle bir itiraf asla beklemediğim kesindi. Bu adam kafayı yemişti. Daha yeni tanıdığı bir insana kimse bir şeyler hissetmezdi. "Şuan gerçekten de saçmalıyorsun. Kimse yeni tanıdığı insana böyle şeyler hissetmez." "Seni yeni tanıdığımı nereden biliyorsun,"demesi ile tekrar bir şaşkınlık yaşamıştım. Bu adam beni çok şaşırtıyordu. Bana tam cevap verecekken masaya doğru gelen genç bir adam ile açtığı ağzını kapatmış ve arkasına yaslanmıştı. "Abi hoş geldin. Normalde geldiğin zaman yanıma da gelirdin,"demiş ve masanın yanında durmuştu. Sanırım bahsettiği kardeşi de buydu. "Arkadaşlar ile öğle yemeği için gelmiştik Baran o yüzden yanına uğrayamadım,"demiş ve iki masa ötemizde ki arkadaşlarını göstermişti. Bu da demek oluyordu ki Boran beni şans eseri görmüştü. Baran bu sefer bana dönmüş ve yanağında ki kocaman iki gamzeyi gösterecek kadar gülümsemişti. Elini bana uzatıp kenidini tanıttı. "Merhaba. Ben Ahmet Baran. Karşıdan oturan adamın bir küçüğüyüm."diye kibarca konuştu. Gerçekten de Boran ve Baran'ın kardeş olduğuna inanasım gelmiyordu. Bu adam güleç ve sempatik dururken Boran gıcık ve sinir bir adamdı. Havada duran elini tutmuş ve nazikçe sıkmıştım. "Ben de Başak. Memnun oldum,"dedim. Baran kaşlarını kaldırmış ve Boran'a dönmüştü. "Sadece Başak mı?"diye çarpık bir gülümseme ile konuşmayı da ihmal etmedi. Büyük ihtimal ile Boran ile aramızda ki durumu soruyordu. "Evet. Sadece Başak."dedikten sonra çantamı koluma asarak ayağa kalktım. "Tanıştığıma tekrardan memnun oldum Baran."dedikten sonra Boran'a tek kelime etmeden ceketimi de aldığım gibi merdivenlere ilerledim. Son kez arkama baktığımda Baran benim kalktığım yere oturmuş Boran da bana bakıyordu. Göz göze gelmemiz ile daha fazla beklemeyip merdivenlerden hızla indim. Ödeme yapmak için kasaya ilerleyip masa numarasını söyledim. "Ödeme yapılmış hanım efendi." Kimin ödediğini az çok tahmin ettiğim için "Peki teşekkür ederim."dedikten sonra restauranttan hızla çıktım. Boran kafamı oldukça çok karıştırmıştı. Ve ben bu karışıklıktan hiç hoşlanmamıştım. •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• GAYE: Özenle hazırladığım pastadan iki koca dilim kesip geniş bir saklama kabının içine koyup kapağını kapattım. Saklama kabınıda elime alıp mutfaktan çıktım. "Anne ben çıkıyorum.""Tamam kızım kendine dikkat et. Can'a da selam söyle.""Tamam annecim. Sen de yorma kendini,"dedikten sonra topuklu ayakkabıları mı da ayağıma geçirip dışarıya çıktım. Bu gün hayırlı olsun bahanesi ile Can'ın yanına hastaneye gidecektim. Bu yüzden de sabahın köründe kalkmış ve kendimi en sevdiğim yere mutfağa atmış ve Can'ın en sevdiği frambuazlı pastayı yapmıştım. Taksi durağına geldiğimde sırası olan taksiye binmiş ve şoföre gideceğimiz yeri söyledikten sonra arkama yaslandım. Derin bir nefes alıp Can ve beni düşündüm. Ne olduğumuzu ikimizde bilmiyorduk. Dışardan gören biri sevgili olduğumuzu sansa da değildik. İkimizde birer adım atmaktan korkuyorduk. İkimizden biri bir adım atsa her şey açığa kavuşacaktı ama korkak gibi kendimizi geri çekmekten başka bir şey yapmıyorduk. "Hanımefendi,"diye şöför bağırınca korku ile ona baktım. "Özür dilerim hanımefendi. Bir kaç kez seslendim ama duymadınız o yüzden de bağırmak zorunda kaldım." Olup olmadık yerlerde düşünmeyi derhal bırakmalıydım. "Önemli değil. Dalmışım kusura bakmayın,"diyip parayı da ödedikten sonra taksiden indim. Hastanenin önünde ki kalabalık istemsizce gözümü korkuturken gelmekle hata mı ettim diye düşünmeden de edemedim. Özel hastane olmasına rağmen bile bu kadar kalabalık var ise devlet hastanelerini düşünmek bile istemiyordum. Elimi hiç bir yere değdirmeden içeriye girip danışmaya ilerledim. "Merhaba. Kolay gelsin,"diye mırıldanıp kadının ekranda olan gözlerinin bana dönmesini sağladım. "Sağ olun. Nasıl yardımcı olabilirim.""Can Demir'in odası ne tarafta acaba.""Üçüncü katta çıkın danışmada ki hanımefendi size yardımcı olacaktır.""Teşekkür ederim,"dedikten sonra merdivene doğru ilerledim. Derin bir nefesin ardından seri adımlar ile merdivenlerden çıkmaya başladım. Ne kadar asansöre binmek istesem de önünde ki insan topluluğu beni direk merdivenlere yöneltmişti. Üç katı çıktıktan sonra direk uzun koridordan ilerlemeye başladım. Danışmada kimseyi göremeyince sağ tarafa dönüp masa da oturan kadına ilerledim. "Kolay gelsin.""Sağ olun. "Ben Can Demir'in odasını arıyordum da yardımcı olur musunuz?""Can bey şuan odasında değil. Hastaları ile ilgileniyor. Birazdan gelicektir. İsterseniz şöyle geçin,"diyip karşıda ki koltukları gösterdi. "Teşekkür ederim,"diyip gösterdiği koltuklara ilerleyip oturdum. Elimde ki saklama kabını da yan tarafıma koyup Etrafımı inceledim. Az önce konuştuğum kadının arkasında ki kapının üstünde Can Demir yazısını görünce kadının Can'ın sekreteri olduğunu anladım. Ne kadar bu koltukta oturdum bilmiyorum ama bir daha Can'a haber vermeden asla gelmeyecektim. Hatta hastalanmadığım sürece hiç gelmeyecektim. "Gaye,"diye adımın seslenmesi ile hızla kafamı kaldırdım. Can beyaz önlüğüyle birlikte karşımda dikilirken derince yutkundum. Çok yakışıklı görünüyordu şu an.Edepsizce onu süzmeyi bırakıp ayağa kalktım. Gözlerim Can'ın yanında duran ikiliye takılırken istemsizce onlarıda incelemeye başladım. Biri genç ve kumral bir kadındı.Buradan bile belli olan bebeksi yüzüyle bana bakarken diğeri de esmer ve yakışıklı bir adamdı. "Ne kadardır buradasın. Niye gelince haber vermedin,"diye konuşan Can'a dönüp gülümsedim. "Çok olmadı. Hayırlı olsuna geldim,"diyip gülümsedim. "O zaman hoş geldin,"diyip arkasında bekleyen doktorlara döndü. "Tanıştırayım güzelim. Bu Cansu, bu da Çetin. Asistanlarım,"dedi. Onlara gülümseyip uzatıkları ellerini sıktım. "Memnun oldum. Ben de Gaye. Can'ın arkadaşıyım."dedim. Başta güleç çıkan sesim sonlara doğru kısılmıştı. Can onların bir şey demesine izin vermeden araya girdi. "Siz hastalarla ilgilenmeye devam edin. Birazdan geleceğim ben de,"diyip onları yanımızdan göndermişti. "Odaya geçelim."diye mırıldanıp beni beklemeden önden ilerlemeye başladı. Ne olmuştu şimdi. Sıkıntı ile içime derin bir nefes çekip koltuğun üzerine koyduğum saklama kabını da alarak odasına ilerledim. Açık bıraktığı kapıdan içeriye girip kapıyı da kapattım. Can'a döndüğümde koltuğa oturmuş bir şekilde bana bakıyordu. "Can bir sorun mu var? İzinsiz geldiğim için mi surat yapıyorsun,"diye sordum. "Sence sorun buraya izinsiz gelmen mi?""Ben nerden bilebilirim. Sorunu sen söyleyeceksin,"dedim. "Aramızda ki bu durum çok saçma bir hâl almaya başladı farkında değil misin? İkimizde çocuk değiliz Gaye. Yirmi yedi yaşında adamım ben ama gel gör ki seninle saçma sapan bir durumdayım."dedi. Kaşlarım çatılırken elimde ki saklama kabını sinirle masanın üstüne koydum. "Ne yapmamı bekliyorsun Can. Mutlu bir şekilde yanına geliyorum. Daha iki kelime etmeden saçma mevzulardan bahsedip duruyorsun. Bizim bu halde olmamızın sebebi gerçekten de ben miyim sence?"diye sinirle sordum. Tüm morelimi iki dakikada bozmuştu aptal. "Can bizim bu halde olmamızın sebebi sensin. Sen yillarca Ankara'da yaşadın ona rağmen ikimizde bağımızı koparmadık. Ki yıllarca bu durum saçma gelmezken buraya geldiğin zaman mı saçma gelmeye başladı." "Evet! Buraya geldiğim zaman saçma gelmeye başladı. Senden daha fazla ayrı kalmak istemiyorum anladın mı beni?Kaç yaşına geldim daha sevgilicilik mi oynayacağım?Bundan sonra ben ne dersem o. Yıllardır senin yüzünden ayrı kaldık biz. Sana ne zaman adım atsam sen kaçıp durdun. Bundan sonra kaçmak yok. Hazırlık mı yapıyorsun gidip elbise mi bakarsın bilmem ama iki hafta sonra alırım çiçekle,çikolatayı kapınıza dayanırım bilmiş ol."demiş ve beni şaşkına çevirerek masanın üstünde ki kabı da alarak odadan çıkmıştı. Oha bunu beklemiyordum. Sonunda adamı çıldırtmıştım. ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• Evet bölüm hakkında ki yorumlarınızı alayım. Boran ve Başak arasında ki konuşmada kim haklı? Alper'in kaçar gibi gitmesin hakkında ne düşünüyorsunuz? Boran'ın kardeşleri bitmiyor. Sizce kaç kardeşi daha var? Can ve Gaye'nin durumlar nasıl sizce? Can'ın çıldırması hakkında ne düşünüyorsunuz? Kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere. 1829/5000
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE