8.BÖLÜM

1938 Kelimeler
Selamünaleyküm. Başlama saatinizi yazar mısınız? Soru?Görücü usulü evlilikler hakkında ne düşünüyorsunuz? Bol bol YORUM yapmayı ve BEĞENMEYİ unutmayın lütfen. İyi okumalar. •••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• O olaylı saatlerin ardından akrep gece yarısını gösterirken Gaye ve ben Salıncakta oturmuş günün kritiğini yapıyorduk. Daha doğrusu Gaye bir ara ortalıktan kaybolmamın hesabını sormasının ardından da anlattıklarım ile kısa çaplı bir şok geçirmişti. "Gaye kendine gelir misin artık?"Kafasını aşağı yukarı sallamış ve açık ağzını kapatmıştı. "Oha yaşananlara bak be. Adam gelip senin ilk öpücüğünü alıyor. O da yetmezmiş gibi onun da ilk öpücüğünü sen alıyorsun. Adama bak be. Bu zamanda ilk öpücüğü kalan adamlar var mıydı?"diye söylenip elini kalbine koydu. Takıldığı noktaya bakın benim canım arkadaşımın. "Gaye kıs şu sesini. Babamlar duyacak şimdi."dedikten sonra dudaklarına hafif bir şekilde vurdum. "Banane.dDuysun baban da evlatları gibi sevdiği adamın kızına göz koyduğunu. Hem belki öğrenirse baş göz eder kız sizi."demiş ve işaret parmaklarını birbirine sürtmüştü. "Kopartacağım en sonunda o dilini haberin olsun.Annene de dili uzundu kestim derim."diye çıkışınca eliyle hızla ağzını kapatmıştı. "Aman tamam bir şey demedim."dedikten bir kaç dakika sonra tekrar ağzını açmıştı. "Bundan sonra ne yapacaksın. Yani adam durduk yere ilk öpücüğünü sevmediği birine kaptırmaz ya."demişti. "Ne sevmesi Gaye Allah aşkına. Adam uğraşacak şey arıyor. Hem ben inanmıyorum ilk öpücüğü olduğuna. Allah bilir kaç kişiyle birlikteliği olmuştur."diyip elimi salladım. "Umuyorum ki bir daha karşıma çıkmaz.Çıkarsa da yaptığını ödetmekle kalmam. Babama söylemekle de tehdit ederim."demiş ve saçlarımı arkaya savurmuştum. "Salak. Adam babanın hayrına ilk zamandan beri sana bakıp durmuyor ya. Etkilenmiş işte senden. Biraz aklını çalıştır."diye homurdanmış ve ayağa kalkmıştı. "Nereye.""Eve gidiyorum. Bu arada okulda ki işlerini halettin mi?" "Evet. İki hafta sonra öğretmenliğe ilk adımı mı atıyorum."diye mutlulukla konuştum. "Desene sen çalışmaya başlıyorsun e ben de haftaya işe başlayacağım. Daha az görüşeceğiz."dedi. Gaye gastronomi ve mutfak sanatları mezunuydu. Pastacılık üzerinden kendini geliştirmişti. Normalde Hatrı sayılır üne sahip bir otelin pastanesinde çalışıyordu. Ama şimdilik kadrolu bir elaleman olmadığı için sezonda çalışıyor kışın ise evde oluyordu. Bu kış evde kalmamak için ise güzel bir butik pastane de işe başlayacaktı. Daha az görüşeceğimiz aklıma gelince istemsizce benim de yüzüm düşmüştü. "Sadece gündüz görüşemeyeceğiz Gaye. Akşamları benimsin."demiş ve göz kırpmıştım. Kafasını olumsuzca sallayıp yanağımı sulu sulu öptü. "Ben gidiyorum artık. Annem bekliyordur." Tamam anlamında kafamı sallayıp el salladım. Gaye bahçeden çıkarken ben de kafamı salıncağın demir kısmına yasladım. Herşey çok hızlı gelişiyordu. Daha iki hafta bile tanımadığım bir adam beni öpüyordu. Sürekli gözleri üstümde geziyordu. İşin ucu da etkilenmeye gidiyordu Gaye'nin de dediği gibi ama saçma geliyordu işte. İnsan ilk kez gördüğü bir insana hiç bir şey hissetmezdi bence. İlk görüşte aşk saçmalığına da asla inanmazdım. İlk görüşte insan sadece dış görünüşünü severdi.Tanıdıkça da aşık olmaya başlardı bence. O yüzden Boran'ın sadece keyfi bir şekilde yaptığını düşünüyordum. Aklıma dudaklarıma değdiği dudakları gelince içimde inceden bir sızı başladı. İstemsizce elim dudaklarımın üstüne gidince daha fazla bu saçmalığı düşünmemek için hızla ayağa kalkıp eve girdim. Salondan televizyon seslerinin geldiğini duymam ile kapının eşiğinden içeriye göz gezdirdiğimde annem ile göz göze geldim. Hafifçe gülümseyip göz kırptıktan sonra seri adımlar ile odama ilerledim. Odama girer girmez kapıyı kapatıp bedenimi yüz üstü yatağa attım. Yorucu ve saçma bir gündü. Ben daha yorgunluğumu atmadan odamın kapısı açılmıştı. Kafamı yan çevirdiğimde annem odama girmiş ve kapıyı da kapatmıştı. "O kıyafetler ile yatağa mı yatıyorsun Başak? Dışarının tozunu toprağını yattığın yere bulaştırıyorsun."diye söylenmeye başlayınca sıkıntı ile derin bir nefes alıp yatağa oturup sırtımı da yatak başlığına dayadım. "Değiştiririm şimdi anne de sen hayırdır. Normalde bu saatte babam evdeyken pek yanıma uğramazdın."diye lakayt bir şekilde göz kırparak konuştum. Dediklerimi takmadan yanıma oturmuştu."Sana bir şey diyeceğim. Ama hemen hayır deme tamam mı?"Kesin yine hayır diyeceğim bir şey diyecekti. "Kesin sinir olacağım bir şey diyeceksin değil mi anne?"diye sıkıntı ile konuştum. "Sevin teyzen var ya.""Eee anne. Dolandırmadan ne diyeceksen de hadi.""Sevin teyzenin yeğeni seninle görüşmek istiyormuş. Sevin'e ne kadar olmayacağını söylesem de çok ısrar etti. Sadece bir kahve için en azından."diye kısık sesle konuştu. "Ne diyorsun anne sen ya. Adam beni nerde görmüş de tanışmak istiyormuş. Hem babam böyle şeylerden nefret eder bildiğin halde gelip ne diyorsun bana."diye sinirle çıkıştım. "Sevin teyzenlere gittiğimiz zaman evin önünde görmüş seni. Sadece bir kahve içmek istiyormuş. Hem bak benim gördüğüme göre saygılı ve efendi bir adam. Kendi şirketi varmış. Ailesini de çok önemsermiş."diye zırvalamaya başladığında daha fazla dayanamayıp ayağa kalkıp dolabının önüne geçtim. "Bunlar beni ilgilendirmiyor anne. Ben tanışmak istemiyorum. Sevin teyzeye de bunu böyle söylersin."diye homurdandıp geceliklerimi elime aldım. "Ben çok meraklıyım zaten seni elin adamları ile görüştürmeye ama ne yapayım kadın durmuyor. En azından git bir adama istemediğini söyle. Kadın hayırdan anlamıyor."diye sinirle homurdandıp ayağa kalktı. Neden benim dışımda herkes hayatımda söz sahibiydi anlamıyordum. Sevin teyzeyi severdim çok sevimli ve sakin biriydi ama böyle bir görüşme ayarlayacağını asla düşünmezdim. Kesin o adam ısrar ediyordur. "Sadece bir kahve içeceksiniz kızım. En fazla yarım saat durur gelirsin. Hem adama da istemediğini söylersin, bu konu da kapanır." "Tamam anne tamam. Bir daha böyle bir konu ile gelmeyeceğine söz ver. Babam da duyarsa ne olacağını biliyorsundur umarım."diye söyledim. Babam böyle konulardan nefret ederdi. Annem de normalde red edeceği konuyu açması da ayrı bir ironiydi ya neyse. "Merak etme. Bu ilk ve son. Bir daha da konusu bile açılmayacak."demiş ve ayağa kalkmıştı. "Ne zaman olacak bu saçma görüşme."diye umursamazca sordum. "Yarın saat on iki de çevik restaurantta.""Tamam."demiş ve bu saçma konuyu kapatmıştım. Annem odamdan çıktıktan sonra üstümü değiştirmiş ve her gece olduğu gibi tarayıp örmüştüm. Gözlerim uyumak için yalvarırken daha fazla dayanamayıp yatağın içine girdiğim gibi açık tutmakta zorlandığım gözlerimi sıkıca kapattım. ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• Dolabımın karşısına geçmiş ve giyecek bir şeyler arıyordum. Havaların hafiften soğuması üzerine üstüme beyaz bir gömlek giymiş altıma ise askılı ince deriden olan bir elbise giymiştim. Bacaklarıma ince siyah bir çorap geçirip ne olur ne olmaz diye de siyah ceketimi elime almıştım. (Elbise medya da) Saçlarımı geriye doğru atıp yatağımın üzerinde ki çantamı da alıp odamdan çıktım. Herkes kahvaltıdan sonra dağıldığı için evde annem ve benden başka kimsenin olmaması da nereye gideceğimi söylemeyeceğim için iyi olmuştu. "Anne ben çıkıyorum."diye bağırdıktan sonra ayakabılıktan deri botlarımı da ayağıma geçirmiştim. Kafamı kaldırdığımda annem ıslak elini havluya silerek yanıma geliyordu. "Dikkatli git kızım. Adamı da kırmadan sakince istemediğini söyle olur mu?"diye ikaz etmişti. "Tamam anne. Başka diyeceğin bir şey yoksa ben çıkıyorum." Yok anlamında kafasını iki yana sallamış ve beni evden duaları ile göndermişti. Daha fazla oyalanmamak için bahçeden çıkıp daha önceden çağırdığım taksiye bindim. "Kolay gelsin.Bebek de ki çelik restauranta gideceğiz." "Tamam abla."dedikten sonra istemsizce şoföre baktım. En fazla yirmi iki gösteriyordu sanırım. Abla demesi beni biraz yaşlı hissettirimişti sanırım. Düşündüğüm şeyin saçmalığı ile kafamı iki yana sallamış ve geçtiğimiz sokaklara bakmaya başlamıştım. . Sıkıcı bir yolculuğun ardından taksiciye parayı ödemiş ve taksiden inmiştim. Önünde durduğum restauranta baktığınmda büyülenmiştim. Çok iyi bir mimariye sahipti. Daha fazla adamı bekletmemek için restaurantın giriş kapısına ilerledim. Açık kapıdan içeriye girdiğimde muazzam bir dekorasyon ile karşılaştım. Kapının önünde bekleyen hostes çok tatlı bir gülümseme ile bana bakarken yanına doğru ilerledim. "Merhaba. Hoş geldiniz.""Merhaba.""Rezarvasyonunuz var mıydı?" Gerçekten de bir kahve için bu kadar gösteri fazla değilmiydi. Kadını daha fazla bekletmemek için adamın ismini söyledim. "Alper Keskin adına olması lazım."diye mırıldandım. Kadın elinde ki tabletten birşeylere bakıp tekrar bana döndü. "Buyrun size masaya kadar eşlik edeyim."demiş ve ilerlemeye başlamıştı. Kadını takip ettiğimde dolu ve kalabalık restaurantın içinden geçip merdivenlere ilerlemiştik. Üst kata çıktığımızda daha sakin bir ortam beni karşılarken büyük camlardan görünen deniz manzaraları da muazzam bir görsel oluşturuyordu. Etrafı incelemeyi bırakıp kadın'ın peşinden ilerledim. Restaurantın köşe tarafında çift kişilik bir masada oturan adama doğru ilerledik. Bizim masaya ilerlememiz ile masadaki adam ayağa kalkmış ve sıcak bir gülümseme ile beni karşılamıştı. Hostes afiyet olsun diyip yanımızdan ayrılırken adamın uzattığı elini tutmuş ve sıkmıştım. "Merhaba Başak.""Merhaba Alper bey."demiş ve elimi avuçlarının içinden çektim. Mesafeli konuşmamın ardından yüzündeki gülümseme hafiften solda da pek belli etmeden sandalyemi çekmişti. "Teşekkürler."deyip çektiği sandalyeye oturdum. Karşıma oturan adamı incelediğimde koyu kumral saçlar,kahverengi gözleri ile gerçekten de yakışıklı bir adamdı. "İstersen yemek isteyelim. Ondan sonra konuşuruz."demiş ve garsona işaret vermişti. "Aslında aç değilim. Kahve içsek yeterli olur."demiş ve gülümsemiştim. "Peki. Ne içersin." "Sade kahve."diye mırıldandım. Gelen garsona iki tane sade kahve söylemiş ve iki tane de pasta söylemişti. Garson yanımızdan uzaklaşırken terleyen ellerimi kucağımda ki cekete sürmüştüm. Böyle bir ortamda bulunmak beni fazlasıyla germiş ve utandırmıştı. Nasıl konuya gireceğimi düşünmüş ve konuya gireceğim zaman gelen garson ile diyeceklerimi geri yutmuştum. Garson kahveleri ve pastayı masaya koymuş ve afiyet olsun diyerek gitmişti. "Aslında Teyzemi hiç bu işin içine karıştırmak istememiştim ama seninle konuşmamın başka bir yolunu da bulamadım açıkçası. Seni tanımak isterim. Belki anlaşabiliriz."diye sakin ve ılımlı sesi ile konuştu. Kibar ve anlayışlı bir adama benziyordu. Bence beni anlayacaktır. "Aslında ben buraya bu konuya olumsuz baktığımı söylemek için geldim. Seni kırmak istemem. Annem de çok ısrar edince gelmek zorunda kaldım açıkçası."diye ılımlı bir şekilde konuştum. Adamın gülümsemesi yavaşça solmuş ve buruk bir gülümseme ile bana bakmaya devam etmişti. "Peki nedenini sorsam. Yani geçerli bir sebebin yoksa arkadaşça görüşmemizde bir sıkıntı olmaz diye düşünüyorum."demiş ve sırtını sandalyenin arkasına yaslamışıştı. "Aslında..."daha cümlemi bitirmeden duyduğum kelime ile hızla arkamı dönmüştüm. Karşımda gördüğüm adam ile sinir kat sayım artarken dediği ile de sinirden onu gebertmek istiyordum. "Sevgilim." ••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••• Bölüm hakkında ki yorumları alayım. Başak'ın görüşmeye gitmesi hakkında ne düşünüyorsunuz? "Sevgilim"diyen kişi kimdi? ÖZLÜ SÖZLER KÖŞESİNDE BU GÜN: İlk görüşte aşka inanmazsın belki ama kime aşık olacağını ilk görüşte anlarsın. Kendinize iyi bakın. Görüşmek üzere.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE